doku.gen.tr https://www.doku.gen.tr Doku, Doku Hastalığı Belirtileri ve Tedavisi tr-TR hourly 1 Copyright 2019, doku.gen.tr Thu, 31 Mar 2016 00:00:00 +0000 Thu, 23 May 2019 00:00:00 +0000 60 Yumuşak Doku İltihabı https://www.doku.gen.tr/yumusak-doku-iltihabi.html Tue, 06 Nov 2018 04:17:50 +0000 Yumuşak doku iltihabı, Yumuşak doku iltihaplanması genellikle bakteriler sebebiyle oluşur. Cilt iltihabı şeklinde kendini gösterir. Yumuşak doku iltihapları, basit ilaç tedavisiyle düzelebileceği gibi, iltihabın yay Yumuşak doku iltihabı, Yumuşak doku iltihaplanması genellikle bakteriler sebebiyle oluşur. Cilt iltihabı şeklinde kendini gösterir. Yumuşak doku iltihapları, basit ilaç tedavisiyle düzelebileceği gibi, iltihabın yayılması halinde, cerrahi müdahale gerektirebilecek duruma da gelebilir. Gerekli tedavinin yapılmaması durumunda iltihap, lenf bezlerine ve bedenin diğer bölgelerine yayılarak ciddi sonuçlara neden olabilir. Basit yaralanmalardan veya sivilcelerden kaynaklanan iltihaplar olabileceği gibi, dişlerden veya bademcik, sinüzit gibi yumuşak doku kaynaklı iltihaplar da tedavi edilmedikleri hallerde tehlikeli olabilir. Bazı hallerde dişlerden kaynaklanan iltihaplar yumuşak dokuya veya tam tersi yayılmalar olabilir.

Yumuşak doku iltihabı, İnsan derisinin en üstte yer alan ve sürekli olarak kendi kendini yenileyen yapıda olan kısmına epidermis denmektedir. Epidermis, bir zırh gibi bedeni korumakla görevlidir. Dermis ise, ter bezleri, yağ bezleriyle kıl köklerinin bulunduğu, hücrelerle damarsal yapıların var olduğu bölümdür. Dermis elastinler salgılayarak epidermisin kendini yenilemesini sağlamaktadır. Selülit adlı enfeksiyon cildin ikinci katmanı dermis ile yağ dokularının etkilenmesi neticesinde meydana gelir. Bununla beraber kas dokusunun da bu enfeksiyona dahil olması durumunda miyosit adlı enfeksiyon gelişmeye başlamaktadır. Deride bakteri neticesinde oluşan enfeksiyonlara ise, piyodermi denmektedir.

Yumuşak doku iltihabının nedenleri:

Yumuşak doku iltihapları aile ve çevresel faktörler, bireyin biyolojik durumu, bağışıklık sistemi gibi birden fazla nedene bağlı olarak meydana gelmektedir. Bununla birlikte, yumuşak doku enfeksiyonları içinde en fazla görülenleri arasında dokuda travma oluşması, yaralanma, böcek tarafından ısırılma, tırnak çekme ve hayvan tarafından ısırılma gibi hadiseler yer almaktadır.

  • Selülit: En fazla görülen cilt enfeksiyonu olan selülit, lokal duyarlılık, ödem oluşumuyla eritem ile tanınmaktadır.
  • Apse: Bir kitle olan apse, derinin iç bölümlerinde yer almaktadır ve genel olarak şişlik oluşumuna neden olmaktadır.
  • Çıban: Tıp dilindeki adı fronkül olan çıban hastalığı kıllar nedeniyle oluşan bir enfeksiyondur. Kıllar deri gözeneklerini tıkar, bunun neticesinde de fındık ya da ceviz iriliğinde iltihaplanmalar oluşur.
  • Yılancık: Epirezel, yüzün burunla çene kısmında kırmızı renkli bir benek olarak meydana gelir; sonra ise genişleyerek acı veren bir şekle bürünmektedir. Epirezele yakalanan bireyde yüksek ateş, kramplar ve titreme görülmektedir. Yılancık enfeksiyonunun görüldüğü bedenin bir diğer yeriyse bacaklardır
Mikroorganizmalardan arındırıcı tedavi:

İltihaplı bölge tıbbi metotlarla temizlenmelidir. Bu maksatla antibiyotikler, antiseptik, debriman uygulamalar ve normal hastane bakımı yapılır. Şiddetli seyretmeyen ve başlangıç aşamasında tespit edilen yumuşak doku iltihapları yara bakımlarına ve tıbbi temizliğe hızlı cevap verir. Antibiyotik tedavisi bile gerek kalmayabilir.
    Hastanın genel kişisel bakımı:
    • Etkilenen bölge temiz tutulmalıdır.
    • Etkilenen alan yüksekte tutulmalıdır. Böylece şişmenin önüne geçilir, tedavi süresi kısalır.
    • Problemli cilt bölgesi duş aldıktan sonra temiz bir havluyla kurulanmalıdır.
    ]]>
    Meme Dokusu https://www.doku.gen.tr/meme-dokusu.html Tue, 06 Nov 2018 08:45:41 +0000 Meme Dokusu,  Evet meme denilince bebeklere ve çocuklara belli sürede süt üreten ve ürettiği sütü salgılayan bebeklerin besin ihtiyaçlarını karşılamakla görevli organdır. Hem erkek hemde kadın olmak üzere her iki cinstede bu Meme Dokusu,  Evet meme denilince bebeklere ve çocuklara belli sürede süt üreten ve ürettiği sütü salgılayan bebeklerin besin ihtiyaçlarını karşılamakla görevli organdır. Hem erkek hemde kadın olmak üzere her iki cinstede bulunan meme erkeklere oranla kadınların memeleri çok daha değişik özelliklere sahiptir. Her iki cinsinde memesi  ergenlik dönemine kadar aynı düzeyde görülürken erkenlik dönemi başlaması ve sonrasında kadınların yaradılış itibari ile yumurtalıklarda östrojen hormonu üretiminin başlaması ile birlikte bayanların memeleri çok daha hızlı büyüyerek gelişir.

    Sütlü Meme Dokusu

    Meme dokusu yapılan araştırmalar sonucunda dört dokudan oluşan bir dokudur. Meme dokusu ilk olarak süt üretici olarak bilinen lobüller ikinci olarak üretilen sütü meme ucuna taşıyan kanal olarak bilinen duktuslar ve üçüncü sırada destek dokular olarak yağ dokusu ve libröz bağ dokusu olarak dört dokudan oluşur. Meme dokusunda üçüncü ve dördüncü olarak yer alan destek dokular memenin yapısında şekil veren meme dokularıdır. Meme dokusu olarak yazmış olduğumuz birinci ve ikinci dokular ise bebeğe süt üretmek ile görevli meme dokularıdır. Meme dokusu büyüklüğü genellikle genetik olsa da fakat vücudun yağ dokusu kişinin meme büyüklüğünü etkilen faktörler olarak bilinmektedir. Ayrıca meme dokularının büyük olması kişinin hormonal değişikliği durumundan kaynaklanmaktadır.

    Meme Dokusu

    Meme dokusu tıbbi yönden açıklanırsa temel olarak vücutta bulunan ter dokusundan oluşmuş olan bir yapıdır. Meme dokusunun iç kısmı salgı bezleri, bağ dokusu ve yağ dokusun dan oluşurken dış kısmı ise cilt ile kaplanmış bir dokudur. Ayrıca meme dokusunun bulunduğu bölgenin arka kısmında pektoral kas arasında yer alan boşluk meme dokusunu hareket kabiliyeti olan bir organ özelliği olmasını sağlamaktadır. Meme dokusunda bulunan salgı bezleri daima kaygan bir sıvı üreterek meme dokusunun esnek kalmasını mikroplara karşı korunmasını sağlamaktadır. Meme de bulunan ve lob adı ile bilinen yaklaşık 20 adet süt üreten birimden oluşmaktadır. Meme dokusunda üretilen sütün dışarıya aktarılması ve taşınmasında meme dokusunda çok sayıda kanal ve kanalcıklar bulunur. Meme dokusu yaradılış itibari ile hem lenf dolaşım sistemi hemde kan damarları açısından çok gelişmiş bir doku yapısına sahiptir. Ayrıca meme dokusunda bulunan lenf kanalları koltuk altında bulunan lenf bezlerine bağlanırlar. Meme dokusunun arka kısmında bulanan pektoral kılıfı arasında buluna boşluk sayesinde meme dokusu hareketlilik özelliği taşımaktadır.
    ]]>
    Sert Doku https://www.doku.gen.tr/sert-doku.html Tue, 06 Nov 2018 13:44:34 +0000 Sert Doku: Kemiğin dış bölümünde olan, madensel tuzlar ile sertlik kazanan ve kemiğin sertleşmesini sağlayan ve kemik zarının hemen alt kısmında bulunan dokuya sert doku (sert veya sıkı kemik doku da) denir. Sert Doku: Kemiğin dış bölümünde olan, madensel tuzlar ile sertlik kazanan ve kemiğin sertleşmesini sağlayan ve kemik zarının hemen alt kısmında bulunan dokuya sert doku (sert veya sıkı kemik doku da) denir.

    Sert kemik dokusu kemiklerin darbelerde kırılmasını zorlaştırır daha dayanıklı ve sağlam yapar. Sert dokunun yapısı, sert değil de yumuşak olsaydı, çabuk bozulabilirdi. Sert kemik dokunun üçte ikisini madensel tuzlar (mineraller: Ca ile P), üçte biri ise kemik hücrelerinden meydana gelmiştir. (Sirke, kemiğin yapısında bulunan kalsiyumu uzaklaştırdığı için bir süre sirkede bekletilen kemik yumuşayarak, bükülebilir duruma gelir).

    Sert Dokunun Bulunduğu Yerler: 

    Sert doku, uzun kemiklerin gövde kısmında, kısa ve yassı kemiklerin ise dış kısmında bulunmaktadır. Kemik zarının hemen alt kısmında yer alır. İç kısmında sarı kemik iliği vardır. Sarı Kemik İliği sadece uzun olan kemiklerde, sert kemiğin dokusunda vardır. Sarı kemik iliği yağ depolar ve akyuvar üretir. Kırmızı kemik iliğinin yetersiz kaldığı durumlarda kan hücresi de üretebilir.

    Sert doku, İskeleti oluşturan tüm kemiklerin dış yüzey ile uzun kemiklerin gövdesi sert kemik dokusundan meydana gelir. Bu doku iç içe halılar şeklinde dizilmiş lamelli bir yapıdadır. Lamellerin ortasında kan damarı ile sinirlerin geçmiş olduğu havers kanalı vardır. Havers kanalında bulunan kan damarlarından osteositlere besinle O2 gönderilirken, aynı şekilde artıklar alınır. Haversleri birbirine bağlayan kanallara da Walkman kanalı denilir.
    Ortasında havers kanalı, etrafında ise halkasal kemik hücreleri ile arada boşluk bırakmadan doldurmuş ara maddeden yapılı olan lamelli birimlere havers sistemi denilir. Kemiklerin sertliğini bu kısım verir.
    uzun bir kemiğin enine kesitine bakılacak olursak orta kısımda bir kanal görülür. İlik boşluğu denen bu kanalın içi sarı, uçları ise kırmızı kemik iliğiyle doludur. Bu bölüm kemiğin genişliğine doğru büyümesini sağlar. Uzun kemikte kemik kanalına paralel olarak küçük kanallar vardır. Bunlara havers kanalı denir. Havers kanalları arasındaki ilişkiyi Walkman kanalı sağlar. Her havers kanalı etrafında lameller halinde birikmiş olan ara madde içinde kemik hücreleri bulunur. Kemiklerin etrafında periost denilen bir zar vardır. Bu zar kemiklerin beslenmesi ile kalınlaşması ve onarılmasını sağlar.

    ]]>
    Adipoz Doku https://www.doku.gen.tr/adipoz-doku.html Wed, 07 Nov 2018 04:56:21 +0000 Adipoz doku, Tüm omurgalılarda olduğu gibi insanlarda da adipoz doku (yağ doku) bulunmaktadır. Adipoz dokusu yağ hücrelerinin-adipositlerin sayıca daha yoğun oldukları bir bağ dokusudur. Adipoz dokusunda adipositler yağı t Adipoz doku, Tüm omurgalılarda olduğu gibi insanlarda da adipoz doku (yağ doku) bulunmaktadır. Adipoz dokusu yağ hücrelerinin-adipositlerin sayıca daha yoğun oldukları bir bağ dokusudur. Adipoz dokusunda adipositler yağı trigliserit biçiminde depolamaktadır ve adipoz dokusu içerisinde tek başlarına, küçük ya da büyük öbekler halinde bağ dokusu içinde bulunurlar. Yağ hücreleri arasında bedenin anatomik bölgelerine göre değişen kısmen gevşek kısmen sıkı bir bağ dokusu bulunmaktadır. Bu bağ dokusunu fibroblast hücreleri, fibröz bağlar, kan ve lenfatik damar ve sinirlerden oluşur.

    Adipoz dokunun kütlesi,

    Erkeklerde adipoz dokusu toplam beden ağırlığının %15-20′sini, normal ağırlıktaki kadınlarda ise beden ağırlığının %20-25′ini temsil eder. Adipoz dokusu, bir anlamda bedende organların en büyüklerindendir. Bu durum yaş ilerledikçe değişir. Erkekler 45-50, kadınlar 60 yaşlarında en yüksek yağ oranına ulaşır.

    Adipoz  dokusu cilt altına, iç organ çevresinde ve periton gerisinde bulunur. Vücuttaki adipoz dokusunun %50′si deri altında, deri altı adipoz dokusu olarak geçmektedir, %5-8′i kaslarda, %10-15′i karın içerisinde, %12′si böbrek çevresinde, %15-20′si ise üreme organları etrafında, kemik iliğinde ve meme dokusunda bulunmaktadır.

    :Vücudumuzda ki adipoz dokuları,

    Vücudumuzda farklı yerleşim, yapı, renk ve patolojik nitelik gösteren, iki tip adipoz dokusu bulunmaktadır.

    Sarı – beyaz adipoz dokusu: Hücre içerisinde-sitoplazmalarının ortasında, büyük, sarı bir yağ damlası bulunan hücrelerden oluşur. Sarı adipoz dokusunun rengi, genellikle hücrelerin yağ damlacıklarında çözünen A vitamini varlığına bağlı olarak, beyazdan koyu sarıya kadar değişir.

    Sarı adipoz dokusu beden için büyük bir enerji deposudur. Yağ hücreleri içerisinde yağ trigliserid formunda depolanır.  Uzun süreli açlık halinde ilk olarak deri altındaki, deri ve periton arkasındaki yığılımlar çözülür, ayaklar, eller ve göz çukurunun arkasındaki yumuşak koruyucu katmanlar uzun süren açlıklara dayanır.

    Kahverengi adipoz dokusu: Çok sayıda yağ damlası ve bol miktarda kahverengi mitokondri içermesi sebebi ile kahverengi adipoz dokusu da denir. Kahverengi yağ dokusu bedenin her yerinde bulunan sarı adipoz dokusuna oranla daha sınırlı dağılım gösterir. İnsanlarda çoğunlukla doğum sonrasındaki ilk aylarda ısı oluşturarak yeni doğan bebeği soğuğa karşı koruduğundan önem kazanır.

    Soğuk ortamla karşılaşan bu yağ dokusuna norepinefrin sinir uyarılarıyla salınır. Bu sinirsel uyaran yağ hücresindeki hormona duyarlı lipazı hareketlendirerek trigliseritlerin yağ asitlerine ve gliserole hidrolize olmalarını sağlar. Serbest kalan yağ asitleri metabolize olurken oksijen tüketimi de artarak kahverengi adipoz dokusunun sıcaklığını yükseltir. Doku içinden geçen kan ısınmaya başlar.  Isı üretimi artar çünkü, kahverengi adipoz dokunun hücrelerindeki mitokondriyumların iç zarlarında termojenin ismi verilen zarı geçen bir protein de bulunur. Bu protein kahverengi adipoz dokusunda kanı ısıtır.

      ]]>
      Doku Transglutaminaz https://www.doku.gen.tr/doku-transglutaminaz.html Wed, 07 Nov 2018 12:46:05 +0000 Doku transgutaminaz, Doku transgutaminamızı belirlenmiş birtakım proteinlerin çapraz bağlantılarından sorumlu olan bir enzimdir. Bu enzimin her ne kadar ismine doku denilmişse de aslında kanda bulunduğu için bir çeşit
      Doku transgutaminaz, Doku transgutaminamızı belirlenmiş birtakım proteinlerin çapraz bağlantılarından sorumlu olan bir enzimdir. Bu enzimin her ne kadar ismine doku denilmişse de aslında kanda bulunduğu için bir çeşit kan testidir. Bu yöntem hastalığın teşhisinde etkin bir şekilde kullanılan doku transgutaminaz metodunu çölyak hastalığının teşhisinde de kullanılmaktadır. Çölyak hastalığı genetik olarak yatkın kişilerde, glüten denilen buğday çavdar ve arpada bulunan bir proteinin alınması ile oluşan vücudun kendi kendine yaptığı iltihabi bir hastalıktır. Glüten alındığında ince bağırsakta iltihaptan kaynaklanan hasar oluşmaya başlar. Dünyada her 133 kişiden birinde görülmektedir. Glüten aslında sadece buğday, arpa ve çavdarda bulunmaz. Bunlarla birlikte ilaçlar, dudak kremleri ve paketlenmiş ürünlerde de bulunmaktadır. 

      Bazı durumlarda çölyak hastalığı ağır bir cerrahi operasyon sonrası, gebelik, doğum yapma, viral enfeksiyon ve ciddi psikolojik durumlar sonrasında da etkilenebilmektedir. Çölyak hastalığının tanısı için şüphelenilen kişilerde antikor testleri yapılır. Kesin tanı ise endoskopi ile ince bağırsaktan biyopsi alInması ile yapılır. Çölyak hastalığının tanısında gerçekleştirilen antikor testleri sadece doku trasgutaminaz ile sınırlı değildir. Taramada kullanılan kan testlerini şu şekilde sıralayabiliriz.
      • Anti-Gliadin antikor.
      • Endomisyum antikor.
      • Anti-retikülin antikor.
      • Doku transgutaminaz antikoru.
      Diyet esnasında glutein tüketilmesi vücudun oto antijen üretmesine sebep olur. Doku transgutaminaz üretimi olur. Bu durumda iltihabi hücrelerin etkinleşmesine ve bağırsak yapısının hasarına ve emilimin bozukluğuna sebep olur. Birçok insan çölyak hastası olduğunu bilmeden yaşamını sürdürmektedir. 


      ]]>
      Kollajen Doku https://www.doku.gen.tr/kollajen-doku.html Thu, 08 Nov 2018 05:52:25 +0000 Kollajen Doku; bağ dokusu liflerinin yapısını oluşturan, hücreler aralarındaki boş­lukları dolduran ve esnek yapılı ana proteinlerdir. Yaşın ilerlemesiyle elastikiyeti azalır. Özellikle yara iyileşmesinde önemli rol oynar. Kollajen Doku; bağ dokusu liflerinin yapısını oluşturan, hücreler aralarındaki boş­lukları dolduran ve esnek yapılı ana proteinlerdir. Yaşın ilerlemesiyle elastikiyeti azalır. Özellikle yara iyileşmesinde önemli rol oynar.

      Kollajen Doku Hastalıkları

      Konnektif doku hastalıkları klinik spektrumu oldukça geniş, etyolojisi bilinmeyen, çeşitli organ ve dokulardaki bağ dokusunda görülen bir grup hastalıktır. Sellüler komponentlere karşı antikorlar gelişir.

      Lupus Eritematozus

      Deriyi ve tüm iç organları tutabilen, en sık 20-40 yaşlarda, kadınlarda 3-6 kat daha sık görülen ve etiyolojisi tam olarak bilinmeyen bir hastalıktır. 
      Akut kutanöz lupus eritematozusta klasik ‘’Kelebek rash veya Malar rash’’ şeklinde görülür. Spektrumun %30-50'sini meydana getirir. Tipik olarak rastlanan şekli malar ve nazal bölgede yerleşen, parlak kırmızı, keskin sınırlı, yüzeyel veya deriden hafif kabarık plak halindedir.

      Yüz, alın ve boyun V bölgesini tutulabilir. Yüzde yaygın şekilde ödem eşlik edebilir. Tırnak çevresinde eritem ve telenjiektaziler gözlenebilir. Postinflamatuar hipo-hiperpigmentasyon olabilir. Kronik kutanöz lupus eritematozusta lezyonlar daha çok burun,yanaklar,  saçlı deri, alın, kulaklar, boyun V bölgesi, kolların ekstansörleri ile yüzde yerleşir. ‘’çivi belirtisi, kedi dili veya halı benzeri uzantılar’’ lezyon üzerindeki krut kaldırıldığında krutun altında gözlenebilir. Tedavide tüm lupus eritematozuslu hastalar güneşten korunmalı ve yüksek koruma faktörlü güneşten koruyucuları
      her gün kullanmalı ve bu konuda hastalar mutlaka eğitilmelidir. En etkili lokal tedavi lezyon içine kortikosteroid enjeksiyonudur. 

      Dermatomyozit

      Çizgili kasları etkileyen, inflamatuar idiopatik myopatidir. İç organ tutulumu ve kronik kutanöz deri bulguları ile karakterize olan otoimmün bir hastalıktır. Kadınlarda iki kat daha sıktır. 40-60 yaş aralığında görülür. Deri bulguları olmaksızın sadece kas tutulumu polimyozit olarak adlandırılır. Tipik deri belirtilerinin olmasına rağmen kas tutulumunun olmamasına da Amyopatik dermatomyozit denir. Tanı için hastalarda kas biopsisi, deri biopsisi, EMG ve kas enzimleri istenmelidir.

      Hastalar UV ışığından uzak durmalıdır. Yeterli dinlenme ve protein içeren diyet alımı kas tutulumunun düzelmesi açısından önem taşır. Kortikosteroidler sistemik tedavide ilk basamaktır. Tedavi ile hastaların %50’sinden fazlasında prognoz ve yaşam kalitesinde iyileşme görülür. Erken başlanması prognozu olumlu etkiler. 

      Skleroderma

      Etyolojisi tam olarak bilinmeyen mikrovasküler sistem ve konnektif dokuyu etkileyen kronik bir hastalıktır. Sıklıkla 20-50 yaş ve bayanlarda sıktır. Lineer lezyonlar çocuklarda daha sıktır. Tanı klinik ve histopatolojik inceleme ile konulur.

      Sklerodermanın tedavisi oldukça zordur. Kullanılan ajanlar üç başlık altında incelenebilir. 
      • Vazodilatatör ilaçlar: Vazospazmı azaltmak ve periferal dolaşımı düzeltmek için kullanılır.
      • İmmünsüpresif ilaçlar: MTX, siklosporin, siklofosfamid
      • Antifibrotik ajanlar: D-Penisilamin Kolşisin, fototerapi
      Hastalar 3-6 ayda bir hastalık aktivitesi ve progresyonu yönünden takip edilmelidir.

      Kollajen Doku hastalıkları tedavi edilmediği taktirde ciddi sonuçları olan ve hatta ölümle sonuçlanacak önemli sağlık sorunlarıdır.
      ]]>
      Yumuşak Doku Tümörü https://www.doku.gen.tr/yumusak-doku-tumoru.html Thu, 08 Nov 2018 15:46:48 +0000 Yumuşak Doku Tümörü, genellikle kol ve bacaklarda kendini gösterir. Çocukluk ve gençlik çağındaki tümör oluşumlarının yaklaşık %6,6'sını oluşturur. Hastalık ilk evrelerde genellikle hiçbir belirti göstermez ancak ted Yumuşak Doku Tümörü, genellikle kol ve bacaklarda kendini gösterir. Çocukluk ve gençlik çağındaki tümör oluşumlarının yaklaşık %6,6'sını oluşturur. Hastalık ilk evrelerde genellikle hiçbir belirti göstermez ancak tedavide geç kalındığı takdirde, vücutta hızla yayılabilir. 

      Yumuşak doku tümörü belirtileri

      Yumuşak doku tümörü; yağ dokusu, kas, bağ dokusu, damarlar ve sinirlerde görülür. Vücudun tümünde yumuşak doku bulunduğundan, tümörler vücudun her yerinde oluşabilir. Tümörlerin % 60’ı bacaklar, kollar ve kalçada, % 20’si batın ve göğüste yaklaşık % 10’u da baş ve boyunda görülür. Tümörler yumuşak dokuda büyüdükçe, şişme ya da yumrulara sebep olur. Daha sonra, sinir ve adaleler üzerinde baskı uygularsa ağrı da yapabilir. Genetik geçiş, uzun süren lenf sistemin yetmezliği, vinil klorit ve arsenik vb. kimyasallarla karşılaşma ve travmalar, hastalığa sebep olan başlıca faktörler arasında sayılabilir.

      Yumuşak doku tümörü vakalarının yarısı çocukluk çağında görülen atipik çizgili kas hücrelerinden kaynaklanan ve ender rastlanan kötü huylu tümörlerden oluşur. Farklı dokulardan kaynaklandıkları halde genellikle kötü huylu yumuşak doku tümörü belirtileri benzerdir. 

      Nadir görülen ve çoğunlukla geç evrede tanınan tümörler olduğu için tarama programları oldukça faydalı olmaktadır. Özellikle yüksek risk taşıyan genetik sendromları olan ya da radyasyona maruz kalmış kişiler yakından takip edilmelidir. Hastalarda derin yerleşmiş, ağrılı, az hareket eden ve beş cm den büyük bir kitle ile karşılaşıldığında yumuşak doku sarkomundan kuşkulanmak gerekir. Tanı için bir ortopedik onkoloğun yapacağı dikkatli bir muayene ve görüntüleme yöntemleri yeterli olacaktır.

      Kötü Huylu Yumuşak Doku Tümörü belirtileri
      • Eklem şişmeleri ve hassaslığı 
      • Kemikler zayıflar ve kırılmalar görülebilir
      • Ateş
      • Kilo kaybı
      • Yorgunluk
      • Anemi

      Yumuşak doku tümörü tanı 

      Tümörün evrelendirilmesi ve tedavinin planlanması açısından biyopsi büyük bir önem taşır. Biyopsi, doğrudan ya da ultrason ile yapılabildiği gibi bazı zor bölgelerde CT eşliğinde özel biyopsi iğnesi ile örnek alınarak da gerçekleştirilebilir. Kötü huylu yumuşak doku tümörleri görünüm ve vücutta yayılma şekillerine göre dört evrede incelenir. Evre bir ve iki lokaldir. Evre üçte tümör yakın lenf bezlerine, evre dörtte ise vücudun geneline yayılmış demektir. Evrelendirmede Pet-CT çok değerli bir inceleme yöntemidir.

      Yumuşak doku tümörü tedavi

      Yumuşak doku tümörü sıklıkla kol ve bacaklara yerleştiği için ortopedik onkoloji uzmanının müdahale etmesi beklenir. Ancak baş-boyun, göğüs ve karın-pelvis içinde ve komşu bölgelerde yerleşen tümörlerde; genel cerrahi, plastik cerrahi, göğüs cerrahisi ve damar cerrahisi uzmanlarının ekip çalışmasıyla müdahaleleri gerekir. Tümörlerin büyümesinin durdurulmasında radyoterapinin faydası büyüktür. Yumuşak doku tümörü tedavisinde erken tanı, ekip çalışması ve ortopedik onkolojide deneyimli doktorun tedavinin başarısındaki rolü büyük önem taşımaktadır.

      ]]>
      Sert Kemik Dokusu https://www.doku.gen.tr/sert-kemik-dokusu.html Fri, 09 Nov 2018 01:37:19 +0000 Sert kemik dokusu: Kemiğin dış kısmında kalan madensel tuzlar kemiğe sert kemik dokusunu kazandıran ve kemiğin sert olmasını sağlayan bir unsurdur. Ayrıca kemik zarının hemen altında bulunan dokuya da sert kemik dokusu denmekted Sert kemik dokusu: Kemiğin dış kısmında kalan madensel tuzlar kemiğe sert kemik dokusunu kazandıran ve kemiğin sert olmasını sağlayan bir unsurdur. Ayrıca kemik zarının hemen altında bulunan dokuya da sert kemik dokusu denmektedir. Tüm omurgalıların iskeletini oluşturan kemikler sert kemik dokusundan oluşmaktadır. Vücudun en sert dokusu olan kemikler vücuda destek sağlar ve canlının ayakta durmasını, yürümesini, hareket etmesini sağlamaktadır. Ayrıca vücutta bulunan iç organlara tutunma yüzeyi oluşturan yapılardır.vücutta bulunan kemik hücrelerine osteosit denmektedir. Sert kemik yapısı proteinli maddelerden ve madensel tuzlardan oluşmaktadır. 

      Sert kemik dokusu yapısı:
      • Sert kemik dokusunun 2/3 ü madensel tuz ve minerallerden oluşmaktadır.
      • Sert kemik dokusunun 1/3 ü kemik hücrelerinden oluşmaktadır.
      • Kemik dokusunu oluşturan madensel tuzların çoğunu magnezyum fosfat kalsiyum karbonat ve kalsiyum florür oluşturmaktadır.
      Sert kemik dokusu vücutta sert bir kitledir. Bu kitleye sert kemik dokusu da denir. vücutta iskeleti oluşturan tüm kemiklerin dış yüzeyinde uzun kemiklerin gövdesinde bulunmaktadır. Kemik hücreleri stoplazmik uzantılarla birbirine bağlı durumdadırlar. Hücreler birbirine iç içe geçmiş durumdadırlar ve daire şeklindedirler. Sert kemik dokusunda bulunan dairelerin merkezinde boydan boya uzanan boşluklara havers kanalı denmektedir. Havers kanallarını birbirine bağlayan kanallara ise volkmen kanalları denir. Havers kanalları ve volkmen kanalları içinden kan damarları ve sinir uzantıları geçmektedir.
      ]]>
      Doku Nedir https://www.doku.gen.tr/doku-nedir.html Fri, 09 Nov 2018 17:08:24 +0000 Doku Nedir, doku ile birçok tanım ortaya çıkmaktadır. Genel olarak ifade edersek Bitki, hayvan veya insanların organlarını oluşturan aynı yapıdaki aynı görevdeki hücrelerin bir araya gelerek oluşturduğu yapıdır. Tek h Doku Nedir, doku ile birçok tanım ortaya çıkmaktadır. Genel olarak ifade edersek Bitki, hayvan veya insanların organlarını oluşturan aynı yapıdaki aynı görevdeki hücrelerin bir araya gelerek oluşturduğu yapıdır. Tek hücreli canlılarda bir dokudan söz edilemez. Organizma olarak adlandıracağımız yapılarda dokulardan söz edebiliriz. Benzer hücreler bir araya gelerek dokuları, dokularda bir araya gelerek organizmaları oluştururlar. İşte bu benzer hücreler topluluğuna doku adı verilir. Dokuları inceleyen bilim dalına da Doku bilimi (Histoloji) adı verilir.

      Doku Nasıl Meydana Gelir

      Dokuları hücreler bir araya gelerek oluşturur. Dokular hücrelerin bölünmesi sonucunda oluşurlar. Çok hücreli organizmalarda organizmayı meydana getiren hücrelerin birbirinden ayrılmaması ve aralarında geçit, plasmatik köprü adı verilen madde ve uyarı iletişimini sağlayan yapıların bulunması sebebiyle hücre toplulukları bulunmaktadır. Bu kendi aralarında sıkı bir ilişki oluşturan hücre yapıları vücudu meydana getirmektedir. Bazı tek hücreli yapıların bir araya gelerek oluşturdukları şekiller dokuya benzese bile bu tür yapılara yalancı doku adı verilmektedir.

      Doku Nedir, Kaç Gruba Ayrılır

      Dokular bitkisel ve hayvansal dokular olmak üzere iki grupta incelenir.

      Hayvansal Dokular; 

      Hayvansal dokularda yapılarına ve görevlerine göre bağ doku, epitel doku, kas doku, sinir doku, kıkırdak doku, kemik doku olmak üzere 6 gruba ayrılır.

      Epitel Doku; Vücudun dış ve iç yüzeyini örten dokuya verilen addır. Bu dokuyu oluşturan hücrelerin arasında çok fazla ara madde yoktur. Bu dokuyu meydana getiren hücreler birbirine çok yakındır. Bu doku taban zarı üzerinde meydana gelmiştir. Epitel dokunun görevleri vücudu koruma, duyuları alma, bazı maddelerin emilimini sağlama ve salgı yapmadır. Epitel doku üç bölümden meydana gelir.

      • Örtü Epitel; Vücudun iç ve dış yüzeyini saran dokudur. Tek veya çok katlı epitel doku vardır.
      • Bez (Salgı) Epitel; Salgı yapabilen epitel hücrelere salgı epiteli denir. Tek hücreli ve çok hücreli bez epiteli vardır.
      • Duyu Epitel; Dilde tat almamızı, burunda koku almayı, gözlerde ve deride uyarılmayı sağlayan epitel hücrelerdir. Bunların diğerlerinden farkı yenilenme özelliği yoktur.

      Bağ Doku; Bu doku türü yumuşak organların etrafını sararak onlara destek olur. Yapısal bozukluklar varsa onarılmasını sağlar. Vücudun savunulmasında yardımcı olur.

      Kıkırdak Doku; Kıkırdak hücrelerinden ve hücrelerin arasındaki maddelerden oluşur.  Bu doku türünde kan damarı yoktur. Bu nedenle besinlerin alınması ve atılması difüzyonla yapılır. Bütün embriyolar kıkırdak dokudan oluşur ancak zamanla kemikleşirler.

      Kemik Doku; Kemik dokusunu canlı kemik hücreleri ve arasındaki hücresel madde oluşturur. Ara madde organik ve inorganik maddelerden oluşur. Organik kısım, proteinden ve kollajen liflerden, inorganik kısım ise kalsiyum fosfat, kalsiyum karbonat, magnezyum ve potasyum gibi maddelerden oluşmaktadır. Kemik dokusu sıkı ve süngersi kemik dokusu olarak ikiye ayrılır.

      Kan Dokusu; Kan dokusu alyuvar, akyuvar, kan pulcukları ve plazmadan (sıvı kısımdan) oluşmaktadır.

      Kas Dokusu; İnsanlarda hareket etmeyi sağlayan doku türüdür. Bu dokunun özelliği hücreler arası madde bulunmaz. Kas dokusu hücrelerinin içinde kasılmayı sağlayan aktin ve miyozin adı verilen yapılar bulunur.

      Bitkisel dokular;


      Bitkilerde kök, gövde ve yapraklarda farklı dokular bulunur. Bu nedenle bitkilerdeki dokularda 4 gruba ayrılmaktadır.

      Meristem Doku; Bitkilerin büyüme bölümünde bulunan dokudur. Meristem hücrelerinden oluşan yeni hücreler farklılaşmaya uğrayarak yeni dokuları meydana getirirler. Böylece bitkilerde büyümeyi gerçekleştirirler.
      Temel Doku; Bitkilerin temel yapısını oluşturan]]> Bağ Doku Hücreleri https://www.doku.gen.tr/bag-doku-hucreleri.html Fri, 09 Nov 2018 21:02:52 +0000 Bağ Doku Hücreleri, Bağ dokuları, dokular arasında bulunan alanları dolduran en temel dokularımızdır. Bu doku hücreler arası boşlukları doldurup, hücreleri birbirine bağlamaktadır. Bağ dokuları vücudumuzun şeklinin Bağ Doku Hücreleri, Bağ dokuları, dokular arasında bulunan alanları dolduran en temel dokularımızdır. Bu doku hücreler arası boşlukları doldurup, hücreleri birbirine bağlamaktadır. Bağ dokuları vücudumuzun şeklinin verilmesinden ve vücudun bakımından sorumlu olan dokulardır. Bağ dokuları mekanik bir görev üstlenmiş, hücreleri ve organları birbirine bağlayarak ayrıca matriks oluşturarak vücudu desteklemektedirler. Vücuda giren enfeksiyona karşı koruma sağlayıp, vücutta herhangi bir hasar olması durumunda onarımı bağ dokuları üstlenmektedir.

      Bağ dokuları üç bileşenden oluşurlar, bunlar;

      • Hücreler, 
      • Lifler ve 
      • Ara maddelerdir. 
      Hücrelerin oluşturduğu diğer dokulardan farkı bağ dokusunun ana bileşeninin hücre dışı madde olma özelliğidir. Hücre dışı madde ise şekilsiz bir temel madde, protein lifleri ve doku sıvısının bileşenlerinden oluşmaktadır. Bağ dokusunda yer alan moleküller, yapısal fonksiyonlarının yanı sıra, hücre çoğalmasını ve de hücre farklılaşmasını kontrol etmekte olan, hormonlara yönelik bir depo oluşturma özelliğine de sahiptirler. Bunun yanında matriksi hücrelerle kan arasında besin ve metabolik atıkların değiş tokuşunu sağlamakl ile görevli bir dokudur.

      Bağ doku hücreleri; Bazı bağ dokusuna ait olan hücreler yerel olarak çoğalırlar. Bu şekil de çoğalan hücreler bağ dokusu içerisinde kalır. Lökositler gibi başka bazı hücreler diğer kısımlardan gelerek geçici olarak yerleşim göstermektedir. Bağ doku, epitel dokunun altında yer alır. Bu doku hücreler arası madde olan, intraselular madde ve zemin maddesi ayrıca da matriks ve fibroblaslardan, bağ dokusu hücrelerinden oluşmaktadır. Fibroblaslar bağ dokusunda en fazla bulunan hücrelerdir. Bağ dokusunu oluşturan hücre olan zemin maddesi ve fibroblaslar vücutta değişik şekillerde yani gevşek yada sıkı yerleşimlerine göre sınıflara ayrılırlar. Bu sınıflama şöyle olmaktadır;

      Embriyonik bağ dokusu

      • Mukoz bağ dokusu
      • Menzenşimal bağ dokusu

      Erişkin bağ dokusu genel bağ doku

      • Gevşek bağ dokusu
      • Sıkı bağ dokusu, düzenli sıkı bağ dokusu ve düzensiz sıkı bağ dokusudur.

      Erişkin bağ doku özel bağ doku

      • Retiküler bağ doku
      • Elastik bağ doku
      • Pigment doku
      • Yağ dokudur.
      ]]>
      Kollajen Doku Hastalıkları https://www.doku.gen.tr/kollajen-doku-hastaliklari.html Sat, 10 Nov 2018 00:53:54 +0000 Kollajen Doku Hastalıkları, Konnektif doku hastalıkları klinik spektrumu fazlaca geniş, etyolojisi bilinmeyen, çeşitli organ ve dokulardaki bağ dokusunu tutan bir grup hastalıklardır. Sellüler  komponentlere karşı antikorla Kollajen Doku Hastalıkları, Konnektif doku hastalıkları klinik spektrumu fazlaca geniş, etyolojisi bilinmeyen, çeşitli organ ve dokulardaki bağ dokusunu tutan bir grup hastalıklardır. Sellüler  komponentlere karşı antikorlar oluşturur. Yaygın bağ dokusu hastalıkları, bağ dokusunun yaygın iltihabi hastalıkları, koliajen-vasküler hastalıklar,  konnektivitler, koilajenozlar görülür.

      Kollajen doku hastalıkları: Bedende yaygın olarak bulunan bağ dokusunu ön planda tutan ve sebebi bilinmeyen, kronik iltihabi hastalıkların tümüne kollajen hastalıklar adı verilir. 19 ve 20. asrın başında tanımlanan bazı hastalıkların gerek klinik gerekse patolojik anatomik olarak birbirlerine benzedikleri ve bağ dokusunda yaygın iltihabi bir hastalık tablosu oluşturdukları dikkate alınarak bunlara kollajen doku hastalıklar adı verilmiştir. Bu isim altında başlangıçta dört hastalık tanımlanmakta idi:
      • Skleroderma
      • Lupus eritematozus
      • Periarteritis nodoza
      • Dermatomiyozıt/polimiyozit
      Daha sonraki dönemlerde benzer özellikleri sebebi ile aşağıdaki hastalıklarda bu gruba sokulmaya başlandı:
      • Sjögren sendromu
      • Tekrarlayan polikondrit
      • Romatoid artrit
      • Mikst konnektif doku hastalığı
      Daha çok bayanlarda görülen ve birçok organı sararak öldürücü olabilen bu hastalıklar üzerindeki bilimsel çalışmalar, hem romatoloji bilim dalının gelişmesini hem bu grup hastalıkların daha iyi tanınmasını, tedavilerinin daha başarılı yapılmasını ve bu hastalıkların hayat sürelerinin uzatılmasını sağlamıştır.

      Kollajen doku hastalıkları görülme sıklığı:  Romatold artrit hariç ötekileri toplumda ender görülen hastalıklar arasında yer almaktadır. Romatold artrit İçin % 1-3, diğerlerinin tümü için %1 oranı en yakın bir olasılıktadır. Kollajen doku hastalıkların çoğu bayanlarda, yalnızca periarteritis nodoza erkeklerde daha sıklıkla görülmektedir. Bu hastalıklar çoğunlukla 15-40 yaşlarında başlar ise de çocuk ve yaşlılarda da görülmektedir.

      Kollajen doku hastalıkları sebepleri: Kesin bir sebep bulunamamıştır, katılım, bağışıklık bozuklukları, psikolojik faktörler çevresel faktörler; travma, güneş ışınları, infeksiyonlar, kimyasal maddeler ve ilaçlar gibi durumlar hastalığın meydana gelmesinde önemli rol oynayabilmektedir. Bu hastalıkların, nasıl başlarsa başlasın otoimmün hastalıklar grubuna girdiği kabul edilmektedir. Otoimmün hastalık denince, herhangi bir sebeple organizmanın kendi yapı taşlarına karşı geliştirdiği bağışıklık cevabı neticesi kendi yapı taşlarını hastalandırması anlaşılır.

      Kollajen doku hastalıkları özellikleri: Bu hastalıkların en çarpıcı özellikleri, değişik organları ve sistemleri hastalandırmalarıdır. Ateş, zayıflama, deri, derialtı dokusu, hareket sistemi yapılarından özellikle kaslar, eklemler ve yumuşak dokular, damarlar ve kalp, sindirim sistemi, solunum sistemi, sinir sistemi, idrar yolları tutulması çoğunda vardır.
      ]]>
      Yağ Dokusu https://www.doku.gen.tr/yag-dokusu.html Sat, 10 Nov 2018 07:34:37 +0000 Yağ dokusu, her omurgalı canlılarda bulunabilen ve genellikle yumuşak bir dokudur. Canlının vücudunda birçok değişik görev yapan ya dokunun insan yaşamı için önemi çok büyüktür. Yağ dokuları yağ hücrelerinin çok yoğun Yağ dokusu, her omurgalı canlılarda bulunabilen ve genellikle yumuşak bir dokudur. Canlının vücudunda birçok değişik görev yapan ya dokunun insan yaşamı için önemi çok büyüktür. Yağ dokuları yağ hücrelerinin çok yoğun olduğu özel bir bağ dokusudur. İnsanlarda yağ doku bölgesel olarak yerleştirilmiş ve bazı bölgelerde bu çok sıkı olurken, bazı bölgelerde ise genellikle yumuşak bir halde bulunmaktadır.
      Yağ dokularının erkeklere göre kadınlarda çok daha fazladır. Yapılan araştırmalara göre yağ dokusunun kadınlarda %25 oranında çıkarken, erkeklerde ise bu oran %20 çıkmıştır. Aslında yağ dokuları insan vücudunda en büyük organlardan biri olarak sayılabilir. Bu dokular kişilerin yaşamlarına göre değişkenlik gösterebilir. Erkeklerde yağ dokularının 50 yaşlardan sonra kadınlarda ise 60 yaşından sonra artar. Yani yaşlı insanlarda yağ doku çok daha fazla bulunmaktadır. İnsan vücudunun birçok bölgesinde ya dokularda kaplıdır. Bu bu yağ dokuları kimi zaman bölgeleri sıcak tutarken kimi zaman da bölgeyi koruma görevi yapmaktadır. Karın bölgesindeki yağ dokuları esasen hem erkeklerin hem de bayanların hem de  yaşadıkları en büyük problemleri arasındadır. Çünkü bu bölgelerdeki yağ dokusu, estetik açıdan kişilerde problemlere sebebiyet vermektedir. 

      İnsan vücudundaki yağ dokuları 
      • Kahverengi yağ dokusu: Bu yağ dokunun içeriği çok miktarda mitokondri içermektedir. Bu yüzden kahverengi bir renk almıştır. Bu yağ dokusu, sarı yağ dokusu gibi çok fazla mevcut olmadığından vücudun belli bölgelerinde bulunur. Bebeklerin vücudunda sadece birkaç yerde rastlanan bu dokular, yeni doğan bebeklerde vücut ağırlığının %2'sini oluşturur. Kahverengi şeklinde olan yağ dokusu, hiçbir zaman değişkenlik göstermeyip, zaman içerisinde gelişme kaydederek değişik bir yağ dokusuna dönüşmez. Kahverengi yağ dokusu, küçük ve kenarlı hücrelerden meydana gelir. 
      • Sarı-beyaz yağ dokusu: Hücrelerin içerisinde bulunan ve sitoplazmanın ortasında bulunan büyük sarı bir yağ damlası içeren hücrelerden meydana gelir, sarı yağ dokusunun rengi, çoğu zaman hücrelerin yağ damlacıklarında çözülebilen vitaminlerin varlığına bağlı şekilde oluşturmaktadır.  Bu renk, beyazdan sarıya doğru giden bir tondadır. Bu yağ dokusu, daha çok yetişkinlerde görülmektedir. İnsanlarda göz kapakları, kulak kepçesi, penis olmak üzere vücudun her yerinde yağ dokusu mevcuttur. 
      Yağ dokusunun insan vücudunda görevleri
      • Yağ dokusu, vücuttaki diğer dokular arasındaki boşlukları doldurmaktadır.
      • Yağ dokusu, insanın vücudunda karbonhidratlar için bir depo görevi üstlenmektedir. Bunun sayesinde, ihtiyacı olan karbonhidratı ve proteini bu dokulardan sağlamaktadır.
      • Vücutta eriyen vitaminlerin depolanmasını sağlamaktadır.
      • Organların birbirine karşı kayganlığını sağlayarak şekilde oluşabilecek hasarları en asgari düzeye indirmektedir.
      • Deri altında bulunan yağ dokusu, estetik açıdan kişilerde vücut şeklini oluşturmaktadır.
      • Vücudu ve diğer organları dış etkenlerden korumaktadır.
      ]]>
      Yumuşak Doku Kitlesi https://www.doku.gen.tr/yumusak-doku-kitlesi.html Sat, 10 Nov 2018 17:12:36 +0000 Yumuşak Doku Kitlesi, kas dokusunda, yağ dokusu, bağ dokusu veya sinir dokusunda görülen kötü huylu çok sayıda hastalığı kapsamaktadır. Çocuklarda ve gençlerde en sık görülen yumuşak doku kitlesi rabdomiyo sarkomudur. Y Yumuşak Doku Kitlesi, kas dokusunda, yağ dokusu, bağ dokusu veya sinir dokusunda görülen kötü huylu çok sayıda hastalığı kapsamaktadır. Çocuklarda ve gençlerde en sık görülen yumuşak doku kitlesi rabdomiyo sarkomudur. Yumuşak doku kitlesinin çoğu tedavi edilmezse, birkaç hafta veya ay içinde ölüme yol açacak şekilde hızlı büyüyüp yayılırlar. 

      Yumuşak Doku Kitlesi Dağılımı
      Vücudun tamamında yumuşak doku bulunduğundan yumuşak doku kitlesi ve yumuşak doku tümörleri, vücudun her yerinde oluşabilir. Tümörler, mesela kas kılıfından, bağ dokusundan ve kan damarlarından olmak üzere çoğunlukla anatomik yapılar boyunca yayılır. Bu anlamda, bazı hücreler tümörden ayrılıp kan damarları yada lenf damarları yardımıyla vücudun diğer bölgelerine ulaşabilir. Ulaştıkları yere yerleşip yeniden çoğalabilirler. Yumuşak doku kitlesi metastazlar özellikle akciğerde, komşu lenf düğümlerinde ve iskelet sisteminde görülürler. Bundan diğer organlar da etkilenmiş olabilir. Yumuşak doku kitlelerinin yerleşim yeri ve büyüme hızları büyük oranda tümörün çeşidine bağlıdır. 

      Yumuşak Doku Kitlesi Sebepleri
      Yumuşak doku kitlesinin ve nadir yumuşak doku tümörlerinin oluşma sebebi henüz tam anlamıyla aydınlığa kavuşturulmadı. Bunların yumuşak dokunun öncül hücrelerinden oluştuğu tahmin ediliyor. Bu hücrelere tıp dilinde ''Mezenkimal kök hücreleri'' denilir. Yozlaşma çoğunlukla doğumdan önce olmaktadır. Yumuşak doku kitlesinin oluşmasına yardım eden bazı faktörler vardır. Bu yüzden bazı ailelerde baş ve boyun tümörleri sık görüldüğü gözlemlenir. 

      Yumuşak Doku Kitlesi Belirtileri
      Bir yumuşak doku kitlesinin belirtileri tümörün bulunduğu yere ve yayılmasına bağlıdır,  bu sebeple çok çeşitlidir. Bu yüzden burada sadece örnek olarak sıkça görülen birkaç hastalık belirtilerini söyleyelim:
      • Yüzeye yakın gelişen yumuşak doku kitlesi,  çoğunlukla aniden ortaya çıkıp hızla büyüyen şişliklere ve ağrıya neden olurlar. Ağrı ve şişlik sıkça sporla yaralanmaya bağlanır. Ayrıca, etkilenen organların (mesela kol ve bacaklar gibi) hareketinde kısıtlanmada görülebilir.
      • Göz küresinde bir yumuşak doku kitle olması durumunda başta göz bebeği ağrısız bir şekilde öne çıkar, göz kapağında şişme oluşur ve lokal basınç sonucu ağrı olur. Görmede sıkıntı yaşanması da mümkündür.
      • Burunda yumuşak doku kitlesi olması halinde tanı sırasında önceden süre gelen burun tıkanıklığı ve nezle semptomları vardır.
      • Cinsel organlarındaki yumuşak doku kitlesi ancak çok büyük olduklarında genel rahatsızlık hissi verirler, idrar yapmada zorluk, vajinal kanama, kanlı idrar ve ağrı gibi belirtilere yol açarlar.
      Yumuşak Doku Tedavisi
      Yumuşak doku kitlesi görülen çocuklarda ve gençlerde tedavi seçeneği olarak ameliyat, ışın tedavisi, kemoterapi veya bu tedavi yöntemlerinin bir arada olması söz konusudur. Hangi tedavinin en iyisi olduğu kitlenin yerine, hastanın yaşına ve kitlenin kemoterapiye duyarlılığına bağlıdır. Tedavinin amacı hastanın uzun süre iyileşmesini sağlamak ve bunu yaparken tedaviye eşlik eden yan etkilerin riskini mümkün olduğunca en az tutmaktır.
      ]]>
      Fibroglandüler Doku https://www.doku.gen.tr/fibroglanduler-doku.html Sun, 11 Nov 2018 16:43:33 +0000 Fibroglandüler Doku, Fibroglandüler olarak bilinen doku aslında meme kanseridir. İki meme dokusu arasında bulunarak destek olan bir dokudur. Fibroglandüler doku her kadında var olan meme dokusunda bulunur ve ilk şikayeti memede a Fibroglandüler Doku, Fibroglandüler olarak bilinen doku aslında meme kanseridir. İki meme dokusu arasında bulunarak destek olan bir dokudur. Fibroglandüler doku her kadında var olan meme dokusunda bulunur ve ilk şikayeti memede ağrı olarak seyreden bir sıkıntıdır. Özellikle memede ağrı şikayeti olan kişilerin mutlaka uzman bir doktora başvurarak gerekli olan tetkikleri yapması gerekir. Fibroglandüler doku yani meme kanseri karşı alınan ilk önemle genel teşhisin erken konulana bilmesi için bu son derece önemlidir. Çünkü fibroglandüler doku tüm dünyada ki kadınlarda görülen ve görülme olasılığı en yüksek kanser türüdür. Normalde hücreler bölünerek çoğalırken Fibroglandüler doku da hücreler bölünerek çoğalmanın ortadan kalkar ve organların, hücrelerin ve dokuların hızla anormal bir şekilde bölünmeye başlamasıyla meydana gelen iyi huylu ve kötü huylu olarak ikiye ayrılan tümördür. 

      Fibroglandüler Doku, eğer tümör kötü huylu ise hücreler çoğalarak vücuda dağılır ve organları yakından uzağa etkileyerek vücut içinde yayılan ve zaman içinde bütün vücuda yayılan bir kanser türüdür. Fibroglandüler yani meme kanseri ülkemizde ve tüm dünyada yaklaşık olarak 50 yaş üzeri bir çok kadında görülmektedir. Bu nedenle meme kanseri için erken tanı son derece önemlidir. Fibroglandüler doku meme kanserinin erken teşhisi sayesinde bir çok hayatın kurtarılması sağlanmıştır. Hayati önem taşıyan erken teşhis bu nedenle çok önemlidir. 

      Fibroglandüler Doku Neden Oluşur
      • Vücudun ihtiyacı olan besin kaynaklarından daha fazla tüketmek ve zararlı olan vücudu yoran bir takım besin ögeleri tüketmek. Mesela; Fast Food beslenme tarzı, hazır paketli yiyecekler, içeriğinde koruyu madde bulunan her türlü zararlı yiyecek ve içecekler, bol su tüketmemek
      • Fazla Sigara İçmek
      • Ailede fibroglandüler doku meme kanserine olan yatkınlık
      • Fazla alkol kullanmak
      • Geç menopoza girmek
      • Erken adet olmak
      • Oral kontrasseptif
      Fibroglandüler Doku Belirtileri Nelerdir

      Fibroglandüler Doku, Karaciğer, Akciğer, koltuk altı yada kemikte bulunan lenf bezlerinde kendini belli ettiren ve en çok süt kanallarından gelişip büyüyen ve devam eden duktal tipi olarak bilinir. Herhangi bir semptom vermez. Bu nedenle ilk zamanlarda fark edilmesi hiç kolay değildir. İlk zamanlarda herhangi bir ağrı da duyulmaz. Bu nedenle meme kanseri kolayca anlaşılmaz. Ancak hastalığın ilerlemesi ile meme de elle hissedile bilen kitle şeklinde oluşumlar oluşmaya başlar. Ayrıca kitlenin yanı sıra meme ucunda akıntılar da başlar. Daha sonraki aşamalarda da meme de şekil ve büyüklük açısından değişimler meydana gelir. Aynı zamanda meme ucunda değişim ve meme renginde değişmeler görülür. Bu tür belirtiler fibroglandüler doku meme kanseri için oldukça ciddi belirtilerdir. Bu nedenle bu belirtileri gören kişilerin mutlaka zaman kaybetmeden bir uzman doktora başvurması gerekir. 


      ]]>
      Süngerimsi Kemik Doku https://www.doku.gen.tr/sungerimsi-kemik-doku.html Mon, 12 Nov 2018 15:29:30 +0000 Süngerimsi kemik doku: Gözenekli bir yapıya sahip olan süngerimsi kemik dokusu düzensiz boşlukların bulunduğu kemik yapısıdır. Kırmızı kemik iliği bulunan süngerimsi kemik doku delikli ince kemiklerden oluşmaktadır. Süngerim Süngerimsi kemik doku: Gözenekli bir yapıya sahip olan süngerimsi kemik dokusu düzensiz boşlukların bulunduğu kemik yapısıdır. Kırmızı kemik iliği bulunan süngerimsi kemik doku delikli ince kemiklerden oluşmaktadır. Süngerimsi kemik dokusu sert kemik dokusuna göre daha yumuşak bir yapıya sahiptir. Vücutta uzun kemiklerin baş kısmı ile diğer kemiklerin iç kısmında bulunan süngerimsi kemik dokusu içinde kırmızı kemik iliği bulunur. Kırmızı ilik alyuvarlar ve akyuvarlar yapımında etkili olmaktadır.  Süngerimsi kemik dokusu kol ve bacaklarda bulunan uzun kemiklerin baş kısmında bulunan kısa ve düzensiz kemiklerin üst yüzeyini kaplayan sert kemik dokusunun altında yer almaktadır. Süngerimsi kemik dokuları ince ve düzensiz kemik lamellerinden oluşmuştur ve gözeneklidir. Bu gözeneklerin içerisinde kan hücrelerinin yapıldığı kırmızı kemik iliği ile dolu olduğu bilinmektedir.

      Süngerimsi kemik doku yapısı:
      • Süngerimsi kemik doku uzun kemiklerin sadece baş kısmında bulunmaktadır.
      • Süngerimsi kemik dokusu vücutta bulunan diğer kemiklerin ise iç kısmında bulunmaktadır.
      • Süngerimsi kemik dokusu kırmızı ilik taşımaktadır.
      • Kırmızı ilik alyuvarlar ve granüllü akyuvar üretmektedir.
      • Süngerimsi kemik doku kan pulcukları üretmekle de görevlidir.
      ]]>
      Hücre Doku Organ Sistem Organizma https://www.doku.gen.tr/hucre-doku-organ-sistem-organizma.html Mon, 12 Nov 2018 22:42:54 +0000 Hücre doku organ sistem organizma, Hücre; bilindiği gibi vücudumuzun en küçük yapı taşıdır. Bütün canlılar bir yada daha fazla hücreden meydana gelmiştir. Doğada yaşayan bütün canlıların hücre yapısı birbirleri Hücre doku organ sistem organizma, Hücre; bilindiği gibi vücudumuzun en küçük yapı taşıdır. Bütün canlılar bir yada daha fazla hücreden meydana gelmiştir. Doğada yaşayan bütün canlıların hücre yapısı birbirleri ile aynı değildir. Hücreler gözle görülmez ancak mikroskop ile incelenir. İlk defa 1665 Robert Hool tarafından bulunmuştur. Şişe mantarını incelerken bazı boş odacıklar görmüştür ve görmüş olduğu bu odacıklara hücre adını vermiştir. Üzerinde hücre zarı bulunmaktadır. Hücre zarı hücreye esneklik verir ve şekil almasını sağlar.

      Doku; Benzer yapılardaki hücreler birleşerek dokuların oluşmasını sağlar. Mesela kan hücreleri birleşerek kan dokuyu, kemik hücreleri birleşerek kemik dokunun oluşmasını sağlar.

      Organ; dokuların birleşmesi ile organlar meydana gelir. Her organın belirli bir görevi bulunur.
      İnsan Vücudundaki Organlar
      • İç Organlar: Kalp, akciğer, mide, bağırsaklar, karaciğer, pankreas, yemek ve soluk borusu, safra kesesi
      • Sindirim Organları: Ağız, yemek borusu, yutak, mide ve bağırsaklardan meydana gelir
      • Üreme organları: Kadınlarda, yumurtalıklar,Vajina ve rahim olarak erkeklerde ise prostat, penis ve testisler olarak gruplandırılır.
      • Boşaltım organları: Böbrekler,üreterler ve idrar kesesi
      • Solunum organları:Akciğer, burun, ağız, yutak, gırtlak, soluk borusu 
      • Dolaşım organları: Kan ve kan damarları
      • Duyu organları: Deri, dil, burun, kulak, göz olarak adlandırılırlar.
      Sistem: Aynı amaç için çalışan organların birleşmesi ile sistem meydana gelir. Vücudumuzda bulunan sistemler su şeklide sıralanır.
      • Sindirim sistemi: Yenilen besinlerin kana ve hücrelere geçecek kadar en küçük parçalara ayırma görevine sahiptir.
      • Dolaşım sistemi: Sindirilen besinlerin ve oksijenin hücrelere ulaşması, hücrelerde bulunan atık maddelerin ve karbondioksitin hücrelerden uzaklaşmasını sağlar.
      • Boşaltım sistemi: Sindirim ve dolaşım sistemi sayesinde hücrelere giden besinlerin enerji, vitamin ve mineralleri alındıktan sonra geriye kalan su ,karbondioksit, ürik asit, madensel tuzlar gibi atık maddelerin vücuttan uzaklaştırılmasını sağlar.
      • Sinir sistemi: Bütün canlıların içsel ve dışsal çevreyi algılamasını sağlar. Organları ve kasların düzenli çalışması başlıca görevleri arasında yer alır.
      • Solunum sistemi: Soluduğumuz oksijen gazı ve karbondioksitin yer değiştirmesini sağlar.
      • Lenf sistemi: Vücuttaki savunma sistemleridir.
      • Üreme sistemi: Canlıların neslini devam ettirmesi başlıca görevidir.
      • İskelet sistemi: Canlının dik durmasını sağlayarak doku ve organların korunmasını sağlar. Canlıların hareketinden sorumludur. 
      Organizma: bütün bu sistemlerin birleşmesi sonucu organizma meydana gelir. Organizma biyolojik olaylarla büyüyen, yaşayan ve gelişen varlıklara denir. İnsan organizması, insan vücudu demektir. Organizmanın büyüyebilmesi için beslenmek, üremek için gerekli biyolojik kuvvete sahip olması gerekir. Organizmaların illa gözle görülebilir olmasına gerek yoktur. Mikroskop ile görülebilen mikroplar bile bir organizmaya sahiptir. Bunlara da mikroorganizma adı verilir.
      ]]>
      Temel Bağ Doku https://www.doku.gen.tr/temel-bag-doku.html Tue, 13 Nov 2018 07:52:59 +0000 Temel Bağ Doku, hücrelerden makrofaj, mast, fibroplast gibi ve hücre ara maddesi liflerden( kollajen, ağsı ve elastik) gibi liflerden oluşur. Embriyo dönemindeki bağ dokusu hücreleri, uzantılarından dolayı yıldız şeklindedir. Bu Temel Bağ Doku, hücrelerden makrofaj, mast, fibroplast gibi ve hücre ara maddesi liflerden( kollajen, ağsı ve elastik) gibi liflerden oluşur. Embriyo dönemindeki bağ dokusu hücreleri, uzantılarından dolayı yıldız şeklindedir. Bu hücreler farklılaşarak diğer bağ dokuları oluştururlar. Bağ dokuda ayrıca deriye rengini veren melanin renk maddelerini melanosit hücreleri de bulunmaktadır.

      Temel Bağ Doku Görevleri:  
      • Organları bir arada tutar ve onlara destek sağlamakla görevlidir.
      • Kan damarı içermeyen dokuların beslenmesinde görev alır.
      Temel Bağ Dokunun Hücre Kısımları: 

      Mast Hücresi: Görevleri arasında heparin ve histamin salgılamak vardır. Heparin kanın damar içerisinde pıhtılaşmasını engellemekte görevlidir. Histamin ise kılcal damarın geçirgenliğini artırır. Bu görevleri nedeniyle mast hücreleri genellikle kan damarlarının yakınlarında bulunmaktadır.

      Makrofaj: Doku içerisine giren mikroorganizmaların yok edilmesinde görev alır. Böylece doku içerisindeki savunma mekanizmasını oluştururlar ve mikroorganizmaları yok ederken fagositoz yöntemini kullanmaktadırlar.

      Fibroblast: Bağ dokuyu oluşturan hücrelerdir. Bağ dokuda bulunan lifleri üretmekle görevlidirler. Fibroblast hücreleri görevlerini yerine getirip yaşlanmaya başladıklarında, fibrosit hücrelerini oluştururlar. Fibrositler ise zaman geçtikçe parçalanıp atılırlar. Ayrıca bağ dokusunun esas hücresine fibroblast denir.

      Temel Bağ Doku Lif Kısımları: 
       Fibroplastların oluşturduğu lifler proteinden oluşur ve hücreleri bir arada tutar. Üç çeşidi vardır.

      Kollajen Lifler: Vücudumuzda mekanik etkilere karşı dirençli olması gereken bölgelerde  bulunurlar. Demetler halinde bulunurlar ve eğilip bükülme görevi görürler. Beyaz renklidir. Taze halde beyaz renkte göründüğünden dolayı bağ dokusu beyaz lifler olarak da isimlendirilir.

      Ağsı Lifler: Doku ve organların etrafını saran dokuya ağsı lif denir. Desteklik sağlar. Örnek verecek olursak karaciğer, dalak, mide gibi organların etraflarını saran dokuya verilen isimdir.

      Elastik Lifler: Elastik bir yapıya sahiptir. Rengi sarı olmakla birlikte gerilime sahiptirler. Bırakıldığında ise tekrar eski haline döner. Yüz ve boyun bölgelerinde bulunur.
      ]]>
      Diş Dokuları https://www.doku.gen.tr/dis-dokulari.html Tue, 13 Nov 2018 14:58:54 +0000 Diş dokuları, vücudumuzda bulunan birçok doku gibi önemli fonksiyonları olan bir yapıdır. Dişlerimiz sindirim sistemimizin başlangıcı olarak ağzımızda bulanan kesici yapılardır. Fonksiyonlarına göre farklı isimler almış o Diş dokuları, vücudumuzda bulunan birçok doku gibi önemli fonksiyonları olan bir yapıdır. Dişlerimiz sindirim sistemimizin başlangıcı olarak ağzımızda bulanan kesici yapılardır. Fonksiyonlarına göre farklı isimler almış olan dişlerimiz dokulardan meydana gelmiştir. Bu dokular sayesinde yediğimiz yada içtiğimiz yiyeceklerin ısılarını algılayabiliriz. Diş dokularında meydana gelen bozulmalarda iltihaplanmalar, ağrı ve diş kaybı oluşabilmektedir. Diş dokuları düzgün fırçalanmayan dişler üzerinde oluşan çürükler nedeniyle tahrip olmaktadır. 

      Şimdi bu diş dokularına ayrıntılı olarak bakalım. 

      Diş minesi: Diş minesi vücutta bulunan en sert bölümlerden biridir. Dişlerin koruyucu tabakası olan diş minesi, dişi koruyucu katman şeklinde çevrelemiştir. Yapısında yüksek miktarda inorganik madde bulundurmaktadır. İçerisinde pulpa bölümüne uzanan kanallar bulunmadığı için çok hassas değildir. Neredeyse %95 olarak kalsiyum tuzlarından meydana gelmiştir. Diş minesinin yapısı altıgen kristaller şeklindedir. Bu kristal yapının oluşum anne karnında iken başlamaktadır. Hamilelik döneminde anneni aldığı normalin dışındaki ilaçlar gelişimin sekteye uğramasına neden olabilmektedir. Diş minesinin kendisini iyileştirebilme özelliği bulunmamaktadır.

      Dentin: Yetişkin bir bireyde dişin %75'lik kısmını oluşturan dentin, dişin orta bölümünde bulunmaktadır. Bu bölüm diş minesine nazaran ısıya ve dokunmaya karşı hassas yapıdadır. İçeriğindeki tamir hücreleri sayesinde nispeten de olsa kendisini yenileyebilmektedir. Dentin bölümünün taç kısmında mine, kök bölümünde ise sement bulunmaktadır. Bu bölüm canlı bir yapıdadır. %70 mineral tuzlar, %20 organik madde ve %10 sudan meydana gelmektedir. Dentin yapmaya yarayan hücreler ''Odontoblast'' olarak adlandırılmaktadır. Yapısında bulunan kanalcıklar, diş minesi çürüdüğü zaman yada dolgu vb. işlemler sırasında işlem gördüğünde açık kalırsa tatlı, sıcak ve soğuk gibi yiyecekler yerken ağrı yapmaktadır. Yaş ilerledikçe daralan kanalcıklar yüzünden dişin bu hassasiyeti kaybolmaktadır. 

      Pulpa: İçerisinde sinir ve damarların bulunduğu tabakadır. Dişin taç kısmından başlayarak kök uçlarına kadar devam etmektedir. Kök kısmında ağaç kökleri gibi dallanma yaparak çene kemiği içerisinde bulunan sinirler ile temas kurar. Bu bağlantı sayesinde dişin canlılığı sağlanmaktadır. Tıpkı bir ağacın topraktan su alması gibi. Aşırı duyarlı bu sinirler ile sıcak ve soğuk algılanmaktadır. Burada bulunan koruyucu hücreler çürüğe karşı yenik düşerler ise pulpa açıkta kalır ve iltihaplanma başlar. 

      Sement: Kökün etrafını kaplayan kemik tabakadır. %65 inorganik maddeden oluşmaktadır. Mine tabakası kadar sağlam değildir. Diş eti çekilmesi hastalığında açığa çıkar ve hassasiyet meydana getirir. Diş eti sert ve lifli bir yapıdadır. Doğal rengi uçuk pembe olmaktadır. 

      Gördüğünüz bu diş dokularının sağlıklı kalabilmesi için düzenli fırçalama ve düzenli diş kontrolü çok önemlidir.







      ]]>
      Ağaç Dokusu https://www.doku.gen.tr/agac-dokusu.html Tue, 13 Nov 2018 16:04:38 +0000 Ağaç Dokusu; Bir ağacın gerçekten canlı olan biricik kısmı, kabuğun altında ve odunun yüzeyinde olan ince hücre tabakasıdır, bu ince hücre tabakası ise doku tabakası ya da ağaç dokusu olarak adlandırılır. Bitkilerde gör Ağaç Dokusu; Bir ağacın gerçekten canlı olan biricik kısmı, kabuğun altında ve odunun yüzeyinde olan ince hücre tabakasıdır, bu ince hücre tabakası ise doku tabakası ya da ağaç dokusu olarak adlandırılır. Bitkilerde görülen çeşitlilik; bitki büyümesindeki farklılıklar dışında ağaç dokusunu oluşturan hücrelerin belirli organ ve dokularda farklı işlevler görerek yapılarında farklılıklar meydana getirmesi ile oluşmaktadır. Dokuların gelişimini sağlayan en önemli etkenlerden biri sudur. Bütün canlı varlıklar gibi ağacın da dokularının arasında devamlı bir su dolaşımı olur. Bu su dolaşımı dokuların gelişimi, bölünmesi ve ağacın sağlıklı bir şekilde gelişebilmesi için gerekli alt yapıyı oluşturur. 
      Ağaç dokusunu oluşturan hücreler biyolojik olarak ikincil bölünür dokular olarak sınıflandırılırlar. İkincil bölünür dokular, yeniden bölünme özelliği gösteren Parankima hücrelerden meydana gelmektedir. Kök ve gövdeyi kuşatan hücre grupları bölünerek enine büyümeyi sağlar. Ağaç dokusu içerisinde yer alan 3 doku sistemi bulunur, bunlar temel doku sistemi, iletim doku sistemi ve örtü doku sistemidir. 

      Temel doku sistemi; Bitkinin metabolik faaliyetlerinden sorumlu sistemdir. Çift çeneklilerde bitkinin ''öz'' adı verilen merkezi bölümünde yer alır. 

      İletim doku sistemi; Dokular arasında madde alış verişi, birbirleri ile temas halinde bulunan hücreler arasında ozmos ve difüzyon gibi işlevleri yerine getirir. İletim dokusu bitki ne kadar büyürse büyüsün, kökün en dış kısmından en tepeki en yeni yaprağa kadar bütün hücrelerin iletişim halinde olmasını sağlar.  

      Örtü doku sistemi; Bitkiyi aşırı su kaybı, mekanik etkiler ve böcek saldırıları gibi dış etkenlerden korur. Bitkinin derisi olarak kabul edilen bu sistem Edipermis ve Periderm hücre tabakalarından oluşur. 

      Ağaç dokusu özellikleri; İkincil bölünür dokular arasında sınıflandırılan ağaç dokusu çift çenekli, çok yıllık ve açık tohumlu bitkilerin kök ve gövdelerinde bulunur. Mevsimlik bitkiler ile tek çenekli bitkilerin ağaç dokusu oluşmaz. İç ve dış ağaç dokusu olmak üzere ikiye ayrılırlar.
      • İç ağaç dokusu; bitkinin enine büyümesini sağlar. İletim demetlerini ve bitkinin yaş halkalarını oluşturur. İlk baharda, ince çeperli büyük ve açık renkli olan hücre tabakası, sonbaharda kalın çeperli, küçük ve koyu renkli hücrelere dönüşür. İç ağaç dokusunun bu özelliği sayesinde her yıl biri açık renkli ve ince, diğeri ise koyu renkli ve kalın olmak üzere 2 halka meydana gelir. Bu halklar yaş halkası olarak isimlendirilir. Ağacın yaşı ağaç dokusunun oluşturduğu bu halkaların toplanıp ikiye bölünmesi ile hesaplanır. 
      • Dış ağaç dokusu; Çok yıllık odunsu bitkilerin kök ve gövdelerinde bitkinin yaşlanmasına bağlı olarak epidermis hücrelerinin parçalandığı görülür. Parçalanan epidermis hücrelerinin yerini alan doku tabakası ise dış ağaç dokusu ya da mantar doku olarak ifade edilir. Lateral meristem içinde kök ve gövde ucundan belirli bir uzaklıkta yani bir anlamda yaşlı olan kısımlarda görülür. Parçalanan epidermisin yerini alan mantar doku kök ve gövdenin korunmasından sorumludur. Bitki kalınlaştıkça en dış yüzeyde bulunan mantar doku hücreleri gerilime dayanamaz ve parçalanırlar. Dış ağaç dokusunu oluşturan mantar doku gerilimden parçalanan dış kabuk yerine aktif bir şekilde bölünerek sürekli olarak dış tabakanın yenilenmesini sağlar. 
      ]]>
      Bağ Dokusu Hastalıkları https://www.doku.gen.tr/bag-dokusu-hastaliklari.html Tue, 13 Nov 2018 22:54:17 +0000 Bağ Dokusu Hastalıkları, çok nadir görülen rahatsızlıklardan biridir. Tıbbi olarak adı "Skleroderma"dır. Bu rahatsızlığın meydana geldiği kişilerde kolajen adı verilen lif bezleri bir proteinin anormal derecede üretil Bağ Dokusu Hastalıkları, çok nadir görülen rahatsızlıklardan biridir. Tıbbi olarak adı "Skleroderma"dır. Bu rahatsızlığın meydana geldiği kişilerde kolajen adı verilen lif bezleri bir proteinin anormal derecede üretilmesi nedeniyle bozulur. Vücutta oluşan fazla protein nedeniyle ciddi rahatsızlıklar meydana gelir. Bu rahatsızlıklar deride, kemiklerde ve cilt üzerinde bariz belli olur. Bazı kişilerde belirtiler o kadar fazladır ki doktor herhangi bir tahlil yapmadan direk hastalığı teşhis edebilmektedir. İnsanlardaki bağışıklık sisteminin anormal şeklide tepki vermesi ile de bağ dokusu hastalıkları meydana gelir. Bağ dokusu hastalıkları kişiden kişiye değişkenlik göstermektedir. Bazı insanlarda rahatsızlık birden ortaya çıkarken bazılarında ise yavaş yavaş ortaya çıkmaktadır. Hastalığın gelişimi ne kadar yavaş olursa tedavisi de o kadar erken olacaktır. Rahatsızlık en geç iki ay içinde ortaya çıkar, İlk olarak deride meydana gelen değişikliklerle kendini gösterir.

      Bağ dokusu hastalıkları belirtileri:
      • ilk başta deride meydana gelen değişimlerle kendini gösterir. İlk başta kızarıklık olarak görülen bu değişimler kabarıklık ve dökülmeyle birlikte devam eder. Bazı hastalarda küçük, beyaz renkte lekeler görülebilmektedir.
      • Cilt üzerinde, deride sertleşmeler ve kalınlaşmalar görülür. Hastanın derisi nasırlaşmış gibi sert bir görünüm alır. 
      • Hastalarda çok ciddi bir şeklide saç dökülmeleri meydana gelir. Bu dökülmeler çok hızlı ilerleyeceği için tedaviye erken başlanılması gerekir.
      • Yorgunluk, ateş ve kilo kaybı
      • Vücutta çok kolay bir şekilde oluşan morarmalar
      • Kadınlarda yoğun adet kanamaları
      • Bağ doku rahatsızlıkları kemiklerde de hissedilir. Eklemlerde oluşan şişmeler, uyuşmalar, karıncalanmalar ve ağrılar başlıca belirtileridir.
      • Çok nadir olarak bazı hastalarda kuru öksürük, ishal, kabızlık, mide sorunları, hırıltılı nefes alıp verme, dışkı kontrol edememe gibi belirtiler görülmektedir.
      Bağ dokusu hastalıklarının nedeni kesin olarak bilinmemektedir. Son yıllarda yapılan araştırmalara göre rahatsızlığın bağışıklık sisteminden kaynaklanan bir hastalık olduğu tespit edilmiştir. Bağ dokusunun yüksek miktarda kolajen biriktirmesi yüzünden meydana gelir. tedavi edilmez ise çok ciddi rahatsızlıklara sebebiyet verebilir. Hastaların el ve ayaklarında his kaybı oluşmasına neden olur. Bu duruma gelmiş bir hastanın da hayati kesinlikle tehlikeye girmiş demektir. Rahatsızlığın son aşamasında kişilerde yutmada zorlanma ve yemek yiyememe gibi durumlar söz konusu olmaktadır.

      Bağ dokusu hastalıkları tedavisi
      Genel olarak ağrı ve iltihaplanmayı azaltmayı sağlayacak ilaçlar hastalığın kontrol altına alınmasını sağlar. Hastalığın tedavisinde mesleğe göre de bir tedavi planı yapılır. Tedavi planını uygulamak ve takip etmek gerekir. Hastalığın tekrar nüks etmemesinde ve başa dönmemesi için çok önemlidir.



      ]]>
      Yumuşak Doku https://www.doku.gen.tr/yumusak-doku.html Wed, 14 Nov 2018 18:04:41 +0000 Yumuşak Doku; deride yırtılma olmaksızın; kas dokusu, tendonlar, cilt ve bağlarda baskı veya darbe sonucunda oluşan ezik, çürük ve incinmedir. Yumuşak dokularda meydana gelen zedelenmeler sonucunda ciltte morarmalar olur. Morarmal Yumuşak Doku; deride yırtılma olmaksızın; kas dokusu, tendonlar, cilt ve bağlarda baskı veya darbe sonucunda oluşan ezik, çürük ve incinmedir. Yumuşak dokularda meydana gelen zedelenmeler sonucunda ciltte morarmalar olur. Morarmaların sebebi alınan darbe sonucunda kılcal damarların cilt altına kanamasıdır. Yumuşak dokularda zedelenme, kanser, tümör, romatizma, enfeksiyon, burkulma gibi hastalıklar meydana gelebilir.  

      Yumuşak Doku Görevi; Yumuşak dokular vücuttaki yapıları, birbirine bağlar, destekler ve çevreler.

      Yumuşak Doku Zedelenmesinin Belirtileri;   
      • Ağrı
      • Şişlik
      • Fonksiyon Kaybı 
      • Hareket Kısıtlanması
      • Morarma
      Yumuşak DokuYumuşak Doku Zedelenmesinin Tedavisi; Yumuşak doku zedelenmelerinde genellikle tıbbi desteğe gerek kalmadan on beş yada yirmi günde kenliğinden iyileşme olur. Morlukların daha çabuk geçmesi için hirudoid gibi kremler kullanılabilir. Eğer ağrı dayanamayacak düzeyde ise ağrı kesici kremler uygulanabilir. Üç gün süre ile yumuşak doku zedelenmesi olan bölgeye buz (Soğuk Uygulama)  uygulaması yapılabilir.
      Sıkı olmamak kaydı ile elastik bandaj sarılabilir. Üç gün süresince yumuşak doku zedelenmesi olan bacak veya kol bölgesi kalpten yukarıda olacak şekilde yüksekte tutulabilir. Bu işlem hem şişliğin daha kolay inmesini sağlar hemde ağrının şiddetini  azaltır. 

      Yumuşak doku zedelenmesi; kaslarda yırtık şeklinde meydana gelmiş ise acil bir şekilde doktora (Ortopedi Bölümü)  müracaat edilmelidir. Kas yırtılmalarında en kısa sürede doktora gidilmez ise geri dönüşü olmayan sakatlıklar meydana gelebilir.  Kas yırtılmaları ani yapılan hareketler sonucunda olabildiği gibi; özellikle spor yapan kişilerde kendilerini zorlamaları sonucunda olabilir.  

      Günlük hayatımızda hepimizin başına trafik kazası, darp olayı, düşme, kayma, ayak burkulması ve daha pek çok yumuşak doku zedelenmesine neden olacak kazalar gelebilir. Bunları en aza indirgemek ve kendimizi korumak için gerekli bütün dikkati göstermeliyiz.
      Ama eğer başımıza bu olumsuzluklardan biri gelir ise en kısa zamanda bir doktora gitmeli ve tedavimizi olmalıyız.
      ]]>
      Yaprak Dokusu https://www.doku.gen.tr/yaprak-dokusu.html Wed, 14 Nov 2018 20:33:02 +0000 Yaprak Dokusu, Doğada kendiliğinden yetişen o kadar farklı türde yaprak var ki, taşı toprağı ağacı öylesine güzelleştirir. Ancak sırları hala çözülememiş bir yaratılış mucizesi gibidir. İşte bu yazımız Yaprak Dokusu, Doğada kendiliğinden yetişen o kadar farklı türde yaprak var ki, taşı toprağı ağacı öylesine güzelleştirir. Ancak sırları hala çözülememiş bir yaratılış mucizesi gibidir. İşte bu yazımızın konusu olan yaprak dokusu ile ilgili içeriğini değerli okurlarımızın beğenisine sunuyoruz. Aslında bitkiler insanlara her şeyin nasıl da iç içe olduğunu anlatıyor. Ve bizim de bunun bir parçası olduğumuzu gösteriyor. Yani bir böceğin yada kuşun, çiçekten besin alırken ona taşıdığı poleni vermesi, karıncalar yollarını kokuyla işaretlemesi, binlerce yıldır aynı dağlarda ovalarda ve geniş bölgelerde yetişen varlıklardır. Kimsenin eliyle dikilmemiş ve kimse tarafından sulanmamıştır. Bundan dolayıdır ki, yapraklar ağacın en belirgin tanımlayıcı olarak kendine özgün bir yapısı vardır. Ancak biçimi ve şekli ne olursa olsun, yapı gereği birbirine benzeyen hücrelerden oluşarak bu yapraklar doğar ve büyür. Bu şekilde hücre gruplarına yaprak dokusu denir ve bu dokular birleşerek organları meydana getirir. Bir bitkiye yaşadığı sürece büyüme yeteneğini veren dokusudur.

      Bu bitkilerin; Kök, gövde, yaprak ve çiçek gibi organları bu dokular tarafından oluşur. Yaprak gövdenin yan tomurcuklarından gelişir. Çoğunlukla yassı ve yeşil organlardır. Genel olarak bir yaprağın dış yüzeyi ince bir tabaka halindedir. Bu sayede bitkileri sudan koruyarak gerekli besinleri kendileri için sentezleme yaparlar. Yani dış yüzeylerini dış etkenlere karşı koruyacak kimyasal maddeler üretirler. Bunun için bitkinin yaşaması için gerekli olan ham maddesinin büyük bir kısmını havadan karbondioksit alarak, yaprak hücrelerinin aralarında bulunur. Mineralleri ise topraktan sağlar. Şayet bu hücrelerin arası suyla dolu olsaydı, karbondioksit değeri azalırdı. Bu bakımdan bitkilerin yaşaması için sentezleme işlemi de yavaşlar. Ama yaprak yüzeyindeki ince tabakası sayesinde bu tehlike önlenir ve bitkiler rahatlıkla sentezleme yapar. Yaprak dokusu bölünür ve bölünmez olmak üzere iki kısımda incelenir.

      Yaprak Dokusu

      Bölünür Dokusu; Bölünür dokunun bulunduğu kısma büyüme noktası olarak bilinir. Ve hayat boyu bölünebilme özelliği olan bir dokudur. Bölünür dokular kök, gövde ve dal uçlarında bulunur. Bitkinin boydan büyümesini ve uzamasını sağlar. Ama diğer dokularının oluşumunda da etkilidir. Mitoz bölünmeyle çoğalırlar. Metabolizma bakımından oldukça hızlıdır. Ancak oluşan hücreleri çok küçüktür. Kofulları az sayıda olur. Çekirdekleri ise oldukça büyüktür. 

      Bölünmez Dokusu; Bölünmez dokuların sonradan bölünebilir özelliği ile oluşan bir dokudur. Genelde bitkilerde kök ve gövde arasında enine büyümeyi sağlar. Kök ve gövdesini ilkbaharda büyük hücreler meydana getirir. Sonbaharda küçük hücreler meydana getirerek bitkilerde yaş halkalarını oluşturur. Bu dokudan kambiyum ve mantar kambiyumu meydana gelir. Böylece kambiyum ilbaharda ve sonbaharda oluşturduğu farklı hücreler ile hem bitkinin enine büyümesini sağlar. Hem de yeni iletim dokuya doku ilave eder. Böylece yaşlanan veya zarar gören hücrelerin yenilenmesini sağlamış olur. 

      ]]>
      Kıkırdak Doku Zedelenmesi https://www.doku.gen.tr/kikirdak-doku-zedelenmesi.html Wed, 14 Nov 2018 22:57:06 +0000 Kıkırdak Doku Zedelenmesi, Eklem kıkırdakları vücudumuzu mükemmel bir şekilde hareket ettirmemizi sağlayacak olan oldukça önemli yapılardır. Eklem kıkırdakları eklemleri meydana getiren kemiklerin uçlarını kaplayan ve kemik Kıkırdak Doku Zedelenmesi, Eklem kıkırdakları vücudumuzu mükemmel bir şekilde hareket ettirmemizi sağlayacak olan oldukça önemli yapılardır. Eklem kıkırdakları eklemleri meydana getiren kemiklerin uçlarını kaplayan ve kemiklerin birbirine değmesine engel olan eklem kıkırdakların da birçok nedenden dolayı zedelenme durumları olabilir. Kıkırdak dokular zamanla yumuşayarak eskiyebilir ve daha sonrada aşınarak dökülebilir. Bu durumlarda kıkırdağın altında yer alan kemikler açığa çıkar ve kişiyi oldukça rahatsız eden bir çok durum gelişir. Birçok kişinin kireçleme diye bildiği bu durum tıp dilinde osteoartrit adını alır. Kıkırdak doku zedelenmeleri kişinin yaşının ilerlemesi ile beraber meydana gelen aşınmaların neticesinde oluşur ve oluşan bu zedelenmeler ilaç tedavileri veya birtakım cerrahi yöntem gerektirir. Bazı kişilerde spor aktiviteleri esnasında alınan bir darbe sonucu kıkırdak dokunun bazı bölgelerinde zedelenmeler oluşabilir. Bu zedelenmelerde eklem kıkırdağının belirli yerleri zedelenmiş durumda olduğu için kıkırdağın yenilenmesine yönelik tedaviler yapılabilir.

      Kıkırdak doku zedelenmesi belirtileri:
      • Zedelenmenin oluştuğu bölgede hissedilen şiddetli ağrı
      • Zedelenmeden kaynaklanan eklem sıvısının artması nedeniyle eklemlerde meydana gelen şişlik
      • Eklemlerde kitlenme ve kramp gibi belirtiler kıkırdak doku zedelenmelerinin belirtileri arasında sayılabilir.
      Kıkırdak doku zedelenmesi nedenleri:

      Kıkırdak doku zedelenmeleri genellikle ekleme dışarıdan gelen birtakım darbeler neticesinde meydana gelir. Spor aktiviteleri ve trafik kazaları gibi durumlarda eklemlere direkt olarak alınan darbeler ile meydana çıkabilir. Kıkırdak doku zedelenmeleri en çok diz eklemlerinde meydana gelir. Diz eklemlerinde oluşan kıkırdak doku zedelenmelerinde aynı zamanda çapraz bağ yaralanmaları ve menisküs de oluşabilir. Bunun beraberinde bu rahatsızlıkların belirtilerinin de görülmeleri mümkündür. Bu durumlar haricinde eklemlerde meydana gelen kırık ya da çıkık durumlarında da bölgesel olarak kıkırdak doku zedelenmeleri kendini gösterebilir. Bu durumlarda görülen örnekler diz kapağı kemiği ve omuz çıkıklarıdır. 
      Kıkırdak doku zedelenmeleri aynı zamanda eklem kıkırdağının alt kısmında yer alan kemiklerin yetersiz beslenme durumlarında kemiklerin yeteri kadar beslenememesi sonucunda kıkırdak yapı kemikten ayrılır ve orteokon dissekans diye isimlendirilen hastalığın oluşturacağı kıkırdak doku zedelenmesi oluşabilir.

      Kıkırdak Doku Zedelenmesi
      Kıkırdak doku zedelenmesi tanısı ve tedavi seçenekleri:

      Kıkırdak doku zedelenmelerinde öncelikle doktor durumun neden kaynaklandığını ve hastada meydana gelen belirtileri dinleyerek ayrıntılı bir şekilde hastayı muayene eder ve bazı görüntüleme yöntemlerine başvurur. Hastanın ilk olarak röntgen filmi çekilir ve bu sayede eklemi oluşturan kemik yapıları hakkında bilgi sahibi olunur. Kıkırdak dokuda bir zedelenme durumu söz konusu ise tanı kolayca konulur. Bazı durumlarda doktor gerek görürse manyetik rezonans görüntülemesine başvurulabilir. Manyetik rezonans görüntülemesi ile kıkırdak doku zedelenmelerinin tanısı doğrulanır. Fakat kıkırdak doku zedelenmelerinin tanısında bazı durumlarda manyetik rezonans görüntülemesi yeterli olmayabilir. Bu durumlarda hastanın damarından kontrast madde verilir ve MR artrografi tetkiki istenir. 
      Eklemlerde kıkırdak dokuda oluşan zedelenmeler hastanın aşırı derecede hayatını etkilemiyor ve şikayet etmesine neden olmuyorsa hastalar yalnızca aralıklı izleme ile kontrol edilebilir. Fakat birçok belirti veren ve kişinin hayatını oldukça etkileyip şikayetlerinin artmasına neden olan kıkırdak zedelenmelerinde mutlaka tedaviye gereklidir.

      Kıkırdak doku zedelenmelerinde doktorun önereceği ilaçlar, glikozamin destekleri ve birtak]]> Sinir Doku https://www.doku.gen.tr/sinir-doku.html Thu, 15 Nov 2018 12:45:22 +0000 Sinir Doku, Sinir dokuları vücut işlevlerini omurga ve beyini kontrol eder ve ayarlar. Sinir sisteminin ana birleşeni olan sinir doku uyarıları ileten impuls sinir hücrelerden nöronlar ve sinirlerin uyarılması ve yayılmasına yard Sinir Doku, Sinir dokuları vücut işlevlerini omurga ve beyini kontrol eder ve ayarlar. Sinir sisteminin ana birleşeni olan sinir doku uyarıları ileten impuls sinir hücrelerden nöronlar ve sinirlerin uyarılması ve yayılmasına yardımcı nöronlara besin taşıma görevi yapan nöroglialaredan oluşur. Sinir sistemi çok çeşitli sinir hücrelerinden oluşur. Bu hücreler yapısı kaslar tarafından belirlenir. Sinir dokusunun temel hücresi bilim dünyasında sinir hücresi yani nöron ismi ile adlandırılmıştır. Nöronların bedenimiz haricinde ve içerisinden gelen ikazları direkt olarak merkezi sinir sistemine aktarmak ile görevlidir. Nöronların bir beden bölümü ve gövde bölgesinden çıkan uzantıları mevcuttur. Sitoplazma içerisinden çıkan dışma kısma doğru çıkan uzantılar akson ve dendrit olarak adlandırılır. Beden bölgesinde ise hücre çekirdeği ve etrafında hücre sitoplazması yer almaktadır. Aksonlar dentritlerden daha uzun bir yapıdadır. Aksonun çevresinde bulunan nöronlar miyelin kılıfı ile sımsıkı bir şekilde sarılmıştır. Beyin veya omurilikte yer alan nöronların aksonları miyelinlidir. Miyelin dış kısımdan incecik bir zar ile kuşatılan akson sürecince boğumlu bir hal almaktadır. Gelen uyanlar ilk önce sinir gözeneklerinin dendritlerine aktarılır. Nöronlardan gelen tüm uyarıların ilk istikameti, hücre temeli ve aksonlardır. İç organlar tarafından gelen ve dış etkenlerden gelen uyarılar, bu sinapslardan geçerek alakalı organlara gönderilir. Yetişkin bir bireyde tahrip olan sinr dokusunun yenilenmediği bilimsel araştırmalar sonucunda kanıtlanmıştır

      Sinir DokuSİnir sisteminin görevleri; Kasların, bezelerin kontrolü, vücuda duyu girişi sağlama ve taşıma gibi görevleri bulunur. Bütün canlı varlıklar uyarılara tepki verir. Sinir doku ise vücuda gelen bu uyarıları çeşitli organları iletir ve ilettiği ölçüde de özelleştirir. Omurilik ve beyin yapısında bulunan sinir doku kemiksi yapıda bulunur. Çevresel ve düz sinirler vücutta yayar. Bu dokular nöronlar diye bilinen sinir hücrelerinden oluşur. Sinir dokusunda bulunan nöronlar çok çabuk uyarılır ve bu uyarıları çok hızlı vücuda iletir. Sinir,bağ doku ile birbirini bağlayan çok sayıda liften oluşur. Bağ dokunun kılıfını çevreleyen epinöryum diye bilinen sinirler bulunmaktadır. Büyük damarlarda epinöryum görülür. Hücre gövdesi membranı hücre ile kaplıdır. Merkezde çekirdek bulunur. Hücre gövdesindeki nörofilametletdentdrirlerden aksonlara uzanır.

      ]]>
      Hayvan Dokuları https://www.doku.gen.tr/hayvan-dokulari.html Thu, 15 Nov 2018 13:07:59 +0000 Hayvan dokuları, doku belirli bir görevi yapmak için bir araya gelmiş hücre topluluğudur. Hayvansal dokular: epitel doku, sinir doku, kas doku, bağ ve destek doku olmak üzere başlıca dört gruba ayrılır. Hayvansal dokular görev Hayvan dokuları, doku belirli bir görevi yapmak için bir araya gelmiş hücre topluluğudur. Hayvansal dokular: epitel doku, sinir doku, kas doku, bağ ve destek doku olmak üzere başlıca dört gruba ayrılır. Hayvansal dokular görev ve yapılarına göre şu şekilde gruplandırılır. 

      Epitel doku
      •  Örtü epiteli
      •  Bez epiteli
      •  Duyu epiteli

      Bağ ve destek doku 

      • Temel bağ doku 
      • Kıkırdak doku 
      • Kemik doku
      • Kan doku
      • Yağ doku

      Kas doku

      • Düz kas 
      • Çizgili kas
      • Kalp kası

      Sinir doku

      • Motor nöronları
      • Ara nöronları
      • Duyu nöronlar

      Şimdi bunları sırayla açıklayalım;

      A- Epitel doku: Vücudu dışardan ve içerden örterek koruma görevi üstlenen dokudur. Organların dış yüzeyleriyle vücut boşluklarının iç yüzeyi epitel doku hücreleriyle kaplanmıştır. 

      Örtü epiteli: vücudun yüzeyini örterek dış etkilere karşı korur. Ak ciğerlerin ve kılcal damarların iç yüzey kısmı tek tabakalı epitel hücreleriyle örtülürken; derinin üst kısmında bulunan epitel hücreleri çok tabakalıdır. 

      Bez epiteli: Vücuttan dışarıya çıkan sümük, kulak kiri, tükürük, süt ve sindirim enzimlerini oluşturur. Bu maddeler bir kanal ile vücuttan dışarıya atılır veya sindirim kanalına bırakılır. 

      Duyu epiteli: Duyuların algılanmasını sağlar. Dokunma, ısı, basınç gibi etkileşimler duyu epitel hücreleriyle algılanır. 

      B-Bağ ve destek doku: canlı vücudunda en fazla bu doku bulunur. Diğer doku ve organların arasını doldurarak onları birbirine bağlarlar. Yumuşak organların etrafını sararak dış etkenlere karşı koruma görevi yapar. 

      Temel bağ doku: Bağ doku hücreleri hücre ara maddesi ve liflerden oluşur bu dokunun içinde bulunan protein içerikli lifler, hücreleri birbirine yapıştırır. 

      Kıkırdak doku: Omurgalı hayvanlarda kıkırdak vücudu destekler. Omurgalılarda erken gelişimde iskelet, kıkırdaktan yapılmıştır. Daha sonra bu kıkırdak kemikleşir. Kıkırdak eklemlerde yastık görevi görür. 

      Hayvan Dokuları

      Kemik doku: Kemik dokunun oluşturduğu iskelet hareketimizi sağlar. Canlı embriyosunun erken gelişim evresinde tüm kemikler kıkırdaktan yapılmıştır. İlk iki aydan sonra kıkırdakların kemikleştiği görülür. Kemikler vücuda desteklik sağlayan ve organları koruyan bağ dokudur.

      Kan doku: canlı vücudu için önem taşıyan kan hücrelerinden oluşur. Kan, hormon, enzim, oksijen gibi çeşitli maddeler taşımanın yanında kanamayı önleyen maddeleri de içerir.

      C-Kas doku: Kas doku kas hücrelerinden yapılmıştır. Uyarı aldığında kasılıp gevşeme hareketi, çalışma, üreme, boşaltım, besinlerin sindirim kanalında taşınması, kanın vücuttaki dolaşımı gibi tüm faaliyetlerde kasların payı oldukça büyüktür. 

      Düz kaslar: Bu kaslar İğ şeklinde uzun ve renksizdir. Bunlar kan damarlarında ayrıca da mide ve bağırsakların iç kısmında bulunur. 

      Çizgili kaslar: İstemli olarak çalışır uzundur ve silindir şeklindedir.

      Kalp kası: Bu kas çizgili kasa göre daha kısadır. Omurgalıların kalbinde bulunup istemsiz olarak çalışır. 

      D-Sinir doku: Sinir dokusu içten ve dıştan gelen uyarıları alma ve iletme görevini yapar. 

      ]]>
      Doku Romatizması https://www.doku.gen.tr/doku-romatizmasi.html Fri, 16 Nov 2018 05:21:41 +0000 Doku romatizması, Doku romatizması her uyanışta her tarafım ağrıyor bütün gece yeteri kadar uyumama rağmen sabah kalktığımda sanki gece hiç uyumamış ve dinlenmemiş gibi kalkıyorum gibi şikayetlerin ana sebeplerindendir. Kal Doku romatizması, Doku romatizması her uyanışta her tarafım ağrıyor bütün gece yeteri kadar uyumama rağmen sabah kalktığımda sanki gece hiç uyumamış ve dinlenmemiş gibi kalkıyorum gibi şikayetlerin ana sebeplerindendir. Kalktığımda da yorgunluktan ve halsizlikten bir iş yapamıyorum. Bu durumda fibromiyalji sendromu fms adı verilen yumuşak doku romatizması hastalığına tanı konulabilir. Kas ağrısı halsizlik, yorgunluk ve sabahları kalktığımda yaşanan tutulmalar halinde fibromiyalji sendromuna işaretler edebileceğinden uzun süreli ağrılarda sakatlığa yol açan bu hastalıklar genelde sıklıkta görülen yaşlar 30-50 yaş arası bu hastalıklar çokça kadınlarda görülmektedir. Yumuşak doku hastalığının gerçek nedeni bilinmeyen uyku bozukluğu ve fiziksel fravmaların, yaşanan sinirsel travmaların bazı viral hastalıklar ile romatizmal hastalıkların neden olabildiği görülmektedir. Bu durumda ise ağrı ve halsizlik sosyal yaşantınızı olumsuz yönde etkilemektedir. Doktorlar tarafından fibromiyalji sendromu ağrılarının sıklıkta görülen boyun ve bel bölgesinde yaşandığı söylendi. Yumuşak doku romatizma hastalığının belirtileri arasında ellerde uyuşma, karın ve göğüste ağrılar ile başlamaktadır. Sindirim sisteminde düzensizlik, nefes alıp vermede zorlanma ve hastada sinir ve stres hali görülmektedir. Gerilim ve baş ağrısı sıkça idrara çıkma durumu hastalara zor anlar yaşatırken bu arada depresyona ve benzeri hastalıklara yol açtığı da görülmektedir. Ev hanımlarımızın evde olup çalışmadığı günlerde bayanların kendini sürekli yorgun hissetmesi her yerinin ağrıdığını düşünüp vücudunda hiç enerji olmadığını düşünmesi, kol ve bacaklarında halsiz, dermansız olması yumuşak doku romatizması hastalığının belirtilerinin başlaması sebeplerindendir. Bayanlarda erkeklere göre 7 kat fazla olan bu hastalığa çoğu zaman tanı bile konulamıyor.

      Doku Romatizması
      Doku romatizmasına tanı koymak 

      Yumuşak doku romatizma hastalığının teşhisi için özel bir laboratuvar testinin olmadığını ifade eden uzmanlar hastalığın oluşunda altta yatan nedenlerin incelenmesi için bazı tahliller ister. Radyolojik testler sayesinde bel ve boyun ağrılarının doku romatizmasının başlangıç nedenlerinden birisi olduğu çok belirgin bir özellik olsa dahi bunun yanında doku romatizması hastalığının en belirgin tanısı sinir stres yorgunluk uykusuzluk gibi görülen ağrılarıdır. Bunun için doktor kontrollerini ihmal etmemeli ve düzenli olarak tahlil ve tetkikler yaptırmalıyız. Fibromiyalji sendromu hastalığını azaltmak veya uyku düzensizliği, halsizlik gibi etkilerden kurtulmak için ilaç tedavisi ile uzman doktor tarafından yardım alınmalıdır. Lokal enjeksiyonlarda hastalığı hafifleteceği için uygulanabilir. Doktor tarafından yapılan sıcak uygulama derin ısıtıcılar ağrıları hafifleterek elektriksel stimülasyon  yöntemi ve masaj ile fizik tedavi uygulamaları hastanın sosyal yaşam kalitesini arttıracaktır.
      ]]>
      Yumuşak Doku Bozukluğu https://www.doku.gen.tr/yumusak-doku-bozuklugu.html Sat, 17 Nov 2018 05:20:50 +0000 Yumuşak Doku Bozukluğu, İnsan vücudunda bulunan yumuşak dokuların zedelenmesi, travma sonucunda yumuşak doku olarak bilinir. Kas dokuları, tendonlar, cilt altı ve bağlar yumuşak doku grubunda yer almaktadır. Bu yumuşak dokularda Yumuşak Doku Bozukluğu, İnsan vücudunda bulunan yumuşak dokuların zedelenmesi, travma sonucunda yumuşak doku olarak bilinir. Kas dokuları, tendonlar, cilt altı ve bağlar yumuşak doku grubunda yer almaktadır. Bu yumuşak dokularda meydana gelecek zedelenme ve travma durumunda doku bozulması denir. Vücut ta buluna doku yapılarının darbe alması veya aşırı zorlanması sonucunda yumuşak doku bozulması şikayetine yol açmaktadır. Aşırı fiziksel zorlamaya bağlı olarak aktif spor yapan kişilerde yumuşak doku bozulması çok fazla görülmektedir. Bunların dışında dokulara alınan darbeler sonucunda da yumuşak doku bozukluğu görülür. Bu durum kendisini doku üzerinde morluk ile gösterir. Darbe alan dokularda görülen morarmanın sebebi kılcal damar aldığı darbe sonucunda kanama başlar bu kan akışı cildin üst yüzeyine çıkar ve kendini morluk olarak gösterir. 

      Yumuşak Doku Bozukluğunun Belirtileri
      Yumuşak doku bozukluğu belirtileri dokunun yerine göre değişir.
      • Ağrı
      • Şişlik
      • Morarma
      • Hareket kısıtlanması

       Yukarıda bahsedilen doku zedelenmesi belirtileri söz konusuysa, problem göz ardı edilmemeli ve doğru tedavi yöntemi için uzman doktora danışılmalıdır. 

      Yumuşak Doku Bozuklukları Nedenleri

      Travma (Hasar ve darbe); Vücuda alınan darbe sonucunda dokuların hasar görmesi zedelenmesidir. herhangi bir yere sert bir şekilde çarpmak sonucunda sık görülmektedir.

      Spor Sırasında Aşırı Zorlama; Fiziksel etkinlikler sırasında dokuların aşırı zorlanması ve vücudu ısındırmadan yapılan hareketler sonucu spora başlamadan önce mutlaka vücut ısındırma egzersizi yapılmalıdır. Yumuşak doku  bozuklukları özel tedavi gerektirmeden kendiliğinden 1-2 haftada iyileşir. Fakat bu yaralanmalar daha uzun sürüyor ve geçmiyor ise ihmal edilmemeli uzman doktora gidilmelidir.

      Yumuşak Doku Bozukluğu

      Çocuklar ve gençlerde 21 yaşına kadar çok sık görülen yumuşak doku sarkomları şunlardır.

      • Sinoviyal sarkomlar
      • Rabdomiyasarkom
      • Fibrosarkom
      • Kötü huylu periferik sinir kılıfı
      • Ayrım yapılmayan serkom
      • Ewing serkomları kemik dışı tümörleri
      • Leiomyosarkom
      ]]>
      Kök Hücre Ve Doku Kültürü https://www.doku.gen.tr/kok-hucre-ve-doku-kulturu.html Sat, 17 Nov 2018 07:54:01 +0000 Kök Hücre Ve Doku Kültürü, Kök hücre birçok dokuda olan değişerek diğer dokuları oluşturma yapısına sahip bir grup hücredir. Kök hücrelerin diğer hücrelere farklılaşması ile birlikte hücrelerin omurilik, felç, hücre Kök Hücre Ve Doku Kültürü, Kök hücre birçok dokuda olan değişerek diğer dokuları oluşturma yapısına sahip bir grup hücredir. Kök hücrelerin diğer hücrelere farklılaşması ile birlikte hücrelerin omurilik, felç, hücre kanseri, parkinson, alzheimer zedelenmelerinde ve birçok genetik hastalıkların tedavisinde kullanılabileceği fikri ortaya çıkmıştır. Kök hücreler kemoterapi ve radyoterapi gören kanser hastalarının bağışıklık ve kan sistemini canlandırmak amacı ile kullanılır. Kök hücreler kordon kanından, kemik iliğinde ve embriyodan elde edilen kaynak hücrelerdir. Kordon kanı çok değerli olduğu için sadece doğumda toplandığı için toplama ve örneğin; uzman hekim tarafından takip edilmesi gerekir. Kök hücre çocuk doğduktan göbek bağ kesildikten ilk on dakikada plasenta bölümünden alınır. Toplanan kan otuz altı saat içinde kan bankası laboratuvarına gönderilir.

      İlk kordon kan nakli 1988 yılında gerçekleştirilmiştir. Kök hücreleri elde edilebilecek en genç hücrelerdir. Kök hücrelerinin saklanmak için dondurulduklarında yıpranma ve yaşlanma sürelerde dondurulur. Kök hücrelerinin üreme hızı kemik iliği kök hücrelerine göre daha hızlıdır. Kök hücrelerinin bağışıklık sistemine ret cevabı tam olarak gerçekleşmediğinden kordon kanı naklinde başarı sağlanır.

      Doku kültürü

      Doku kültürü organ ve doku parçalarının uygun besin ortamında steril şartlarda yetiştirilmesidir. Doku kültürünün gelişmesi geçen yüzyılın sonlarında başlamıştır. Hayvan doku kültürü ve bitki doku kültürü tamamen ayrı olarak geliştirilmiştir. Doku kültürü 1838 yılında Scheilden ve Schwalk hücre çalışmasıyla başlamıştır. Ülkemiz doku kültürü çalışmalarına 1970 yılında başlamıştır. İlk bitki doku kültürü laboratuvarı ülkemizde Ankara üniversitesi ziraat fakültesi bahçe bitkileri bölümünde kurulmuş üretim çalışmalarına başlamıştır. Doku kültürü işleminde bakteri ile kontaminasyonu en büyük tehlike olarak görülür. 

      Kök Hücre Ve Doku Kültürü
      Doku kültüründe sterilizeye önem verilmelidir. Birçok doku ve organ kültürleri kültüre dayanıklılık veren Agar ortamında üretilirler. Bitki doku kültürleri geleneksel üretim şeklinden farklılık gösterir. Küçük bitki parçalarının (anter, polen, meristem, protoplast, kök veya yaprak parçaları gibi) bitki materyallinin geliştirilmesi ve üretim çalışmaları oldukça zordur. Bu üretim tekniğine doku kültürü tekniği denildiği gibi mikro üretim veya aseptik kültürde denilebilir. Doku kültürü üretim çalışmaları ticari yarar sağlayıcı alanlarda kullanılmaktadır. Bu ticari yararlardan başlıcalar şunlardır.
      • Virüsten temiz bitkilerin elde edilmesi
      • Bitki ıslahı
      • Kimya sanayi ve eczacılıkta bitki organlarının elde edilmesi
      • Çoğalması zor olan bitkilerin üretilmesi
      Üretimi zor ve yavaş olan bitkilerin doku çoğalmasını amaçlayan çalışmalarda erik, salatalık, asma, zambak, salep ve frezia gibi bitkilerde kullanılmaktadır.
      ]]>
      Kanserli Doku https://www.doku.gen.tr/kanserli-doku.html Sat, 17 Nov 2018 20:42:47 +0000 Kanserli Doku, Kanserli hücreler biz insanlarda bulunmaktadır. Ve insanın vücudunun sistemsel olarak en zayıf olduğu zamanda kendini çoğaltarak insan vücuduna yayılmaya çalışmaktadır. Bu bazen oluştuğu organ ve doku çevresind Kanserli Doku, Kanserli hücreler biz insanlarda bulunmaktadır. Ve insanın vücudunun sistemsel olarak en zayıf olduğu zamanda kendini çoğaltarak insan vücuduna yayılmaya çalışmaktadır. Bu bazen oluştuğu organ ve doku çevresinde kalmakta bazen ise kemik ve kas yolu ile başka organlara taşınmaktadır. Şimdi size bunları detaylı bir şekilde anlatacağım.

      Mitoz bölünme gerçekleşen bir hücrenin hücre döngüsünü kontrol eden siklin ve sikline bağlı kinazlar çeşitli aksaklıklardan dolayı hücre bölünmesinin sonundaki bölünmeyi durdurması emrini verse bile hücre merkezine ulaşamaz  ve hücre kontrolsüz bir biçimde ve hızla bölünmeye başlar.  Hızlı bir şekilde kanserli dokuyu oluşturur. Kanserli Doku eğer bulunduğu yerde kalırsa iyi huyludur. Eğer bulunduğu yerde kalmazsa kötü huyludur. Kanserli dokunun başka yapılara geçme ve atlama olayına metastaz denir. Bu dokular topluluk olarak yaşarlar. Bu topluluk bulunduğu yerde bazı sorunlar oluşturur. 

      Kanserli Doku
      Kanserli Dokunun oluşturduğu hasarlar şunlardır:
      • Makat bölümünden kan gelmesi
      • Yutkunmada zorluk ve sürekli kusma isteği
      • Halsizlik ve bayılmalar
      • Kanserli Dokunun oluştuğu yerde kesik kesik ağrılar
      Bu gibi durumlarda hastahaneye gidilmelidir. Eğer varsa kanser hastalığı teşhisi konulan kişinin hayatı organında bulunmuyorsa Kanserli Doku uzmanlar eşliğinde hastadan alınır. Alınmayacak kadar ciddi bir durum varsa kemoterapi ve takviye ilaçlar yardımıyla doku küçültülür ve hatta yok edilebilinir.
      ]]>
      Doku Bozukluğu https://www.doku.gen.tr/doku-bozuklugu.html Sun, 18 Nov 2018 02:34:03 +0000 Doku Bozukluğu, Vücutta yer alan yumuşak dokularda zarar görme, travma durumu doku bozukluğu olarak bilinmektedir. Cilt altı, bağlar, kasların dokuları ve tendonlar yumuşak doku grubunda bulunmaktadır.Yumuşak dokularda olu Doku Bozukluğu, Vücutta yer alan yumuşak dokularda zarar görme, travma durumu doku bozukluğu olarak bilinmektedir. Cilt altı, bağlar, kasların dokuları ve tendonlar yumuşak doku grubunda bulunmaktadır.

      Yumuşak dokularda oluşabilecek zedelenme, travma durumları yumuşak doku hasarı olarak adlandırılmaktadır. Bağlar, tendonlar ve kas dokuları vücuttaki yumuşak doku yapılarındandır. Bu yapılardan herhangi birisinin hasar alması ya da fazla zorlanması, doku zedelenmesi şikayetine sebebiyet vermektedir. Özellikle aktif spor yapan insanlarda, aşırı fiziksel zorlamaya bağlı olarak yumuşak doku bozukluğu sorununa sık sık rastlanmaktadır. Fiziksel aktivitelerin yanı sıra alınan darbenin ve hasarın şiddetine bağlı olarak da görülebilen doku bozukluğu ve zedelenmesi kendini morluklarla dışa vurmaktadır. Travma faktörlerinden ötürü, yumuşak dokuların içerisinde yer alan kılcal damarlarda yaralanmalar meydana çıkabilir. Kılcal damarlardaki yaralanma sonucu çıkan kan, cildin üst kısmında kendini morarma ile belli etmektedir. Fakat daha derin tabaka olan kaslarda oluşan kanamalar, hemen morluğa etki etmeyebilir. Doku bozukluğu hasarı belirtileri, dokunun yer aldığı bölgeye göre farklılık gösterebilmektedir. 

      Belirtileri

      • Şiddetli Ağrı
      • Morarma
      • Şişlik
      • Hareketlerde kısıtlanma

       Yukarıda bahsedilen doku bozukluğu belirtileri söz konusu ise, bu problem gözardı edilmemeli ve doğru tedavi şekli çin uzman bir doktora başvurulmalıdır.

      Nedenleri;

      Spor Sırasında Aşırı Zorlama: Devamlı spor ve egzersiz yapan kişilerde, fiziksel aktivite sırasında vücuttaki doku yapılarının fazla zorlanması sonucunda yumuşak doku bozukluğu problemi baş gösterebilmektedir. Özellikle egzersiz yapmaya, vücudu ısındırma hareketleri yapılmadan başlanması halinde sık sık görülmektedir. Spor aktivitesine başlanmadan önce, vücudun yeteri kadar ısıtılması ve hareketliliğe alıştırılması önerilmektedir.

      Doku Bozukluğu

      Hasar Ve ya Darbe: Yumuşak doku zedelenmesinin en bilinen sebeplerinden biri; travma faktörleridir. Vücuda alınan darbe ve hasarlar, dokularda zedelenmeye sebep olarak, kendini morluk ve şişliklerle dışa vurabilmektedir. Sert bir yere çarpmak ve ya vücuda ağır bir darbe alınması gibi durumlarda görülmektedir. 

      Tedavisi: Yumuşak doku zedelenmelerinin genel olarak, özel bir tedavi gerektirmeden, 15-20 gün içerisinde kendi kendine iyileşmesi beklenir. Şayet doku zedelenmesi belirtileri uzun zamandır devam ediyor ve geçmiyorsa, kesinlikle ihmal edilmemelidir ve uzman bir doktora şikayetle ilgili başvurulmalıdır.

      ]]>
      Doku Ölümü https://www.doku.gen.tr/doku-olumu.html Mon, 19 Nov 2018 02:05:15 +0000 Doku ölümü, bir veya birden fazla canlı dokunun fiziksel ve kimyasal hasar görmesi, değişmesidir. Bir diğer adıyla nekroz olarak da bilinir. Doku ölümündeki değişiklikleri başlatan iki temel olay vardır. Bunlar hücrelerin Doku ölümü, bir veya birden fazla canlı dokunun fiziksel ve kimyasal hasar görmesi, değişmesidir. Bir diğer adıyla nekroz olarak da bilinir. Doku ölümündeki değişiklikleri başlatan iki temel olay vardır. Bunlar hücrelerin enzimlere ait sindirimler ve proteinlerin moleküler yapıda bozulmasıdır. Örneğin bir yanık durumunda aşırı ısıya maruz kalan vücut parçasında doku ölümü yaşanabilir. Yanığın yanı sıra yaralanma, enfeksiyon, kanser, enfarktüs, zehirlenme gibi durumlarda da doku ölümü gerçekleşir.

      Doku ölümü gerçekleşen hücre bir daha geri dönüşemez. Hasar gören hücre patolojik ölüm ile sonuçlanır. Hücre hasarını oluşturan travma hücre kanlanması, oksijen sisteminin bozulması ve enfeksiyon gibi nedenlere bağlı olarak gerçekleşir. Hücre sınırları düzensiz yada belirsiz hale gelir. Son olarak da hücrenin bütünlüğü kimyasal ve yapısal olarak bozulur .

      Doku ölümünün hepsi birbirinden farklı histomorfolojik bulgular içeren 4 tipi mevcuttur. Bunlar:

      Koagulasyon doku ölümü: En sık gözlenen doku ölümü çeşididir. Dokulara kan sağlayan damarların, bir pıhtı veya mekanik etkenle tıkanması sonucu  ortaya çıkar. Stoplazma proteinlerinin koagulasyona uğraması ile karekterize olan dokunun tüm hatları gözlenir hale gelir ve nukleus kaybolur. Stoplazma bu etkenlerin sonucu flu olarak gözlenir. Koagule hücre en az birkaç gün tüm hat çizgilerini korur. Koagulasyon doku ölümü beyin dışındaki hipoksik ölü hücrelerin karekteristik olarak ölümü ile oluşur. 

      Likefaksiyon doku ölümü: Dışarıdan gelen enzimlerin etkisi ile oluşan otoliz veya heteroliz sonucunda gözlenir. Likefaksiyon nekrozu bakteri infeksiyonu için karekteristik özelliklere sahiptir. Beyinde hipoksik hücre ölümü ile likefaksiyon nekrozu oluşur. 

      Doku Ölümü

      Yağ doku ölümü: Kendi içinde enzimatik yağ ve travmatik yağ olarak ikiye ayrılır. Pankreas enzimlerinin pankreas ve periton boşluğuna serbestleşmesi ile yağ hasara uğrar. Aktif pankreas enzimleri yağ hücrelerinde likefaksiyona yol açarak lipaz enzimleri aktifleştirir. Aktifleşen enzimler yağ hücrelerindeki trigliseritleri parçalar. Sonuçta tebeşir beyazı görünümünde hücre kitleleri oluşur. Travmatik yağda ise doku ölümü bazen canlı dışı fiziksel,kimyasal yada canlı hastalık etkenleri ile de oluşabilir. En sık kadınların meme ve karın dokusunda oluşur. Travma sonucu yağ hücrelerinde yırtılma ve serbestleşme sonucu iltihap meydana gelir. 

      Gazlı doku ölümü: Büyük ve derin yaralanmalar sonucu dokuda meydana gelen gaz yapan anaerob bakteriler sebebiyle oluşur. Bakteri kapan doku hızla parçalanır ve kötü kokar. Bazı durumlarda ölümle sonuçlandığı da olmuştur. 

      Pütrefaksiyon doku ölümü: Hücre alanına saprofit adı verilen bakterilerin girmesiyle oluşur. Doku parçalanması sonucu pis kokulu, yeşilimsi-siyah renkte erime alanları meydana gelir. Vücut direnci düşük çocukların genelinde rastlanır. Erişkinlerde ise ağız ve yanaklarda oluşabilir.

      ]]>
      Kompozit Doku Nakli https://www.doku.gen.tr/kompozit-doku-nakli.html Mon, 19 Nov 2018 18:46:13 +0000 Kompozit Doku Nakli, Kompozit doku nakilleri günümüzde ''rekonstrüktif'' cerrahinin ulaştığı son noktalardan birisidir. Ekstremite adı verilen bu nakillerin bacak ve kol nakilleri, rahim, sinir, kas, yüz ve saçlı deri nakilleri gi Kompozit Doku Nakli, Kompozit doku nakilleri günümüzde ''rekonstrüktif'' cerrahinin ulaştığı son noktalardan birisidir. Ekstremite adı verilen bu nakillerin bacak ve kol nakilleri, rahim, sinir, kas, yüz ve saçlı deri nakilleri gibi beyin ölümü gerçekleşmiş kadavradan canlı ve ihtiyacı olan hastalara nakil edilmesidir. Bu ameliyatlar cerrahi teknik açısından yapılması oldukça zor ve hastaların ameliyat sonrasında ömür boyu uymaları gereken tıbbi uygulamaları kapsamaktadır. Hastalara nakil edilen bu dokularda ana teknik mikro cerrahi uygulamaların kullanılmasıdır. Hastalara nakil edilen doku alıcı vücuda yabancı olduğu için dokuyu ret etmek için alıcının bağışıklık sistemi bu dokularla savaşır. Alıcının bağışıklık sistemi baskılanmaz ise vücut nakil edilen organı ret ederek kaybına neden olacaktır. Böbrek, karaciğer, kalp gibi nakledilen organları bağışıklık sisteminin kabul etmediği takdirde ilaçları bu hastalar almak zorundadırlar. Alınan bu ilaçlar vücuda oldukça zarar vereceğinden ilerde kanser yapma, hayatı tehdit eden fırsatçı enfeksiyonlara neden olacaktır. Böbrek karaciğer gibi gerekli olmayan ekstremite, yüz nakli gibi ameliyatlar hastanın vücut fonksiyonlarını artırmak ve estetik kazanç sağlaması içindir. Ameliyattan önce hastalar çok detaylı ve özenli araştırmadan geçirilmelidir.

      Ülkemizde şu anda bu ameliyatları gerçekleştiren Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlanmış içerisinde Hacettepe Üniversitesinin de yer aldığı dört merkez bulunmaktadır. Ülkemizde Sağlık Bakanlığı bu ameliyatların hangi şartlar altında ve hangi hastanelerde ve kimler tarafından yapılacağı yönergelerle belirtilmiştir.  Bu ameliyatları yapma yetisine Sağlık Bakanlığı tarafından onaylanmış plastik cerrahlar bulunmaktadır. Sağlık Bakanlığı tarafından yeterliliği onaylanmış olan bu ameliyatların yapılıp yapılmamasına izin verildikten sonra hasta Kompozit Doku Nakli konseyine çıkarılır. Hasta eğer burada ameliyat olmak için adaydır kararını alırsa hastanın bütün sağlık ve kimlik bilgileri Sağlık Bakanlığı organ ve doku nakli merkezine bildirilir.Kompozit Doku Nakli Daha sonra doku nakil edilecek hastaya gerekli dahili, anestezi, kulak, burun, boğaz, göz, nefroloji, psikiyatrik, ortopedi, nüroloji ve hastaya göre uygulanacak bir kaç konsültan hekim tarafından ameliyat öncesi geçireceği bu büyük ameliyata uygun bir vücut ve ruh sağlığının olup olmadığı araştırılır. Hastaya göre doku bağışçısı çıktığında bu merkez tarafından üniversite kompozit doku merkezine bildirilir. Eğer bu merkez tarafından onaylanırsa tıbbi ve cerrahi süreç başlar. Yapılan ameliyatlar bittikten sonra ameliyatın detayları ve sonuçları Sağlık Bakanlığına gönderilerek bu girişimin denetlenmesi sağlanır.
      ]]>
      Destek Doku https://www.doku.gen.tr/destek-doku.html Tue, 20 Nov 2018 00:12:54 +0000 Destek Doku, Bitkilerde destek doku, bitkilerin canlılıklarını devam ettirebilmeleri için, sahip oldukları yapıyı korumaları adına, dıştan gelen etkenlere karşı bir dirayet göstermek zorundadırlar. Şayet bu şekilde olm Destek Doku, Bitkilerde destek doku, bitkilerin canlılıklarını devam ettirebilmeleri için, sahip oldukları yapıyı korumaları adına, dıştan gelen etkenlere karşı bir dirayet göstermek zorundadırlar. Şayet bu şekilde olmasaydı, bitkiler küçük bir hava akımı sebebiyle yıkılabilirdi. Bitkilerin şekillerini koruyabilmeleri, dış etkilere karşı dayanıklı hale gelmeleri destek dokular ile mümkün olur. Otsu ve gelişmekte olan bitkilerde dayanıklılık hücrelerin turgor durumu ile gerçekleşir. Çok senelik bitkilerde ise bu dayanıklılık, çeperleri fazla kalınlaşmış destek doku hücreleri ile sağlanır. Destek dokular, pek doku ve sert doku olmak üzere iki bölüme ayrılır.

      Pek doku, büyümekte olan daha genç bitkilerde, yapraklarda, çiçeklerde, meyvelerin saplarında ve bazı otsu bitkilerin gövdelerinde bulunan canlı bir dokudur. Hücrelerinde sitoplazma, çekirdek ve bazılarında da kloroplast bulunur. Hücreleri değişik biçimlerde olabilir. Hücre çeperleri selüloz ve pektin maddelerinin birikmesinden dolayı kalınlaşmıştır. Bu kalınlaşma köşelerde olursa köşe kollenkiması, karşılıklı çeperlerde olursa ise levha kollenkiması ismini alır.

      Destek Doku

      Köşe destek dokusu ballıbaba, kabak, begonya ve tütün bitkilerinde görülür. Levha destek dokusu ise, ada çayı ve mürver ağacı benzeri bitkilerde bulunur. Sert doku hücrelerinin tam olarak bütün çeperleri kalındır. Sitoplazma ve çekirdekleri bulunmaz. Keten ve kenevirdeki gibi hücreleri iğ biçiminde olanlara sklerankima lifleri adı verilir. Sklerankima lifleri demetler halindedir. Bu lifler dokuma sanayinde işlenir ve kullanılır. Armut ve ayvada bulunan yuvarlak ve köşesi olan hücrelere taş hücreleri denir.

      ]]>
      Beşeri Dokular https://www.doku.gen.tr/beseri-dokular.html Tue, 20 Nov 2018 22:04:42 +0000 Beşeri Dokular, Tabiat ve insan arasında meydana gelen etkileşimleri; ölçme, karşılaştırma, neden ve sonuç ilişkisine bağlı olarak inceleyen ve araştıran neticelerini analiz ettikten sonra sendezleyerek ortaya çıkaran co Beşeri Dokular, Tabiat ve insan arasında meydana gelen etkileşimleri; ölçme, karşılaştırma, neden ve sonuç ilişkisine bağlı olarak inceleyen ve araştıran neticelerini analiz ettikten sonra sendezleyerek ortaya çıkaran coğrafya biliminin konusunu oluşturan insan yapıtları beşeri dokulardır. Coğrafya dokusunun merkezinde bulunan insan bütün coğrafya denklemlerinde en merkezi temel yapıdadır. Bu nedenle insanların bulunduğu coğrafya da degomrafik durum, nüfus miktarı, nüfusun yayılma şekli, dağılımı etkileyen süreçler beşeri dokuların oluşum ve değişiminde önemli rol oynar.

      Nüfus yoğunluğunun ekonomik ve sosyo kültürel yapısı ve değişken oluşu beşeri dokuların değişmesine neden olur. İnsan yaşamına konu olan coğrafyalar da insanların hayatlarını sürdürme, daha konforlu bir yaşam için yapmış oldukları faaliyetler beşeri dokuların konusudur. Yaşam coğrafyasında meydana gelen olaylar beşeri olaylar, yapılar beşeri dokular, çevre ise beşeri çevre adını alır. Beşeri dokuları oldukça fazla sınıflandırmak mümkündür.

      Beşeri dokular nelerdir
      • Turizm dokusu, Tabiat ile insan arasında meydana gelen ilişkilerde turizmi etkileyen doğal ve beşeri bütün yapıtlar turizm dokusunun ilgi alanındadır.
      • Yerleşme dokusu, İnsanların nerelerde yerleşik kaldığı, yerleşim yerlerine etki eden çevresel faktörlerin insan ile olan ilişkilerini inceler ve araştırır.
      • Nüfus dokusu, İnsanların yaşamsal alanlarda nerelere dağıldıklarını, cinsiyet, medeni hal, yaş, kariyer durumu, doğum, ölüm, göç vs. olayları inceler, araştırır ve istatistikler hazırlar.
      • Tarım dokusu, Tarımsal çalışmaların, insanın diğer faaliyetleri üzerinde ki etkisini, yeryüzü şekillerinin, tarımsal alanlara olan etkisini, tarıma elverişli toprak analizlerini, iklimsel değişimlerin tarıma olan etkisini ve tarımsal üretimde kullanılan yöntem ve sistemleri inceler ve araştırır.
      • Sanayi dokusu, Sanayi ile ilgili faaliyetleri, yerleşim alanlarına dağılım şekilleri ve nedenlerini inceler ve araştırır.
      • Enerji dokusu, Doğal enerji kaynakları ve insanın yapay olarak elde ettiği enerji potansiyelinin birbiri ile olan ilişkilerini, enerji kaynaklarının dağılışını, enerji elde etmek için ortaya çıkan maliyetleri, enerjinin ortaya çıkarılması sırasında oluşan sorunları ve yaşamsal çevre ile olan lişkilerini inceler ve araştırır.
      • Ulaştırma dokusu, yerleşim alanları ile doğal alanlar arasında ulaştırma ve nakliye işlemlerini, yolların dağılımını, ulaşıma etki eden faktörleri, teknolojik gelişmelere bağlı ulaşım ile ilgili yeni sistemlerin kullanımı ve buna bağlı sorunların araştırılmasını gerçekleştirir.
      • Sağlık dokusu, Genel sağlık politikası, sağlık uygulamaları ile ilgili sorunlar, hastalıklar ile coğrafik doku arasında ki ilişkileri inceler ve araştırır.
      • Siyasi doku, Siyasi örgütlenmelerin yerleşik bölgelere olan etkisi, doğal yaşamsal alan ve toplumların birlikte yaşarken karşılaştıkları sorunları inceler, araştırır ve sorunlara çözümler arar.
      Beşeri Dokular
      Yaşamsal dokunun oluşturulması ve yerleşim

      Beşeri dokuların oluşması insanın yerleşik düzene geçmesi ile hız kazanmıştır. Yerleşme; ikamet edilen ve barınılan yerlere verilen isimdir. Yerleşimi etkileyen faktörler aşağı da sıralanmıştır.

      İklim, yaşamsal çevrenin ve yerleşim alanının kurulmasını etkileyen en önemli unsurlardan biridir. Yaşamsal alanlar içinde ılıman iklim kuşağının bulunduğu bölgeler beşeri dokuların geliştirilmesi için uygun bölgelerdir. Çok soğuk ve çok sıcak bölgelerde beşeri dokular daha azdır.

      Yerleşim yerinde yüzey şekilleri, çok yüksek yerler, sarp kayalıklar, derin vadiler yerleşke kurulması için uygun ortamı barındırmaz, dolayısı ile yaşamsal beşeri dokuya uygun olmaz.

      T]]> Hücre Ve Doku Kültürü https://www.doku.gen.tr/hucre-ve-doku-kulturu.html Wed, 21 Nov 2018 21:44:40 +0000 Hücre ve Doku Kültürü, Hücre Kültürü,  hücrelerin kontrollü koşullar altında yetiştirilmesi işidir. Hücre kültürü ifadesi, çok hücreli ökaryot hücrelerinden hususiyetle hayvan hücrelerinden kaynaklanan hücr Hücre ve Doku Kültürü, Hücre Kültürü,  hücrelerin kontrollü koşullar altında yetiştirilmesi işidir. Hücre kültürü ifadesi, çok hücreli ökaryot hücrelerinden hususiyetle hayvan hücrelerinden kaynaklanan hücrelerin kültürlenmesi için kullanılır. Hücre kültürleriyle ilgili yapılan çalışmalar günümüzde popüler araştırma konularında önemli bir kısmını kapsamaktadır. Örneğin, kanser gibi türlü patolojik durumlarda belli bir cismin tesirlerini ya da bir hücre veya dokuda üretilmekte olan belli bir maddenin işlevlerini saptamak maksadıyla hücre kültürleri oluşturulabilmektedir. Hücre kültüründe belirli bir hücreden çoğaltılan hücrelerde türlü işlemler yapılarak canlı ortamında yapılması zor olan denemeler oluşturulabilir ve buradan yola çıkılarak sonuçlara ulaşılabilir.

      Hücre Kültürü Üzerine Yapılan Çalışmalar 
      Hayvansal hücre kültürü yöntemleri 1900’lü yılların ortalarında laboratuvarda devamlı olarak uygulanmaya başlanmış ancak asıl doku kaynaklarından ayrılan sürdürülebilir yaşayan hücre hatları ifadesi 19. yüzyılda ortaya çıkmıştır.
      19. yüzyılın başlarında  İngiliz fizyolog Sydney  Ringer sodyumlu, potasyumlu, kalsiyumlu ve magnezyumlu klorürler içermekte olan tuz çözeltilerinin, beden dışında yaşayan bir hayvan kalbinin atışını devam ettirebilmesi için uygun olduğunu deneylerle kanıtlamıştır. 1885 yılında  Wilhelm Roux adlı bilim adamı ise bir tavuk embriyosunun sinir plağının bir kısmını ayırmış ve ılık bir tuzlu su çözeltisinde dokuyu birkaç gün bekletip yaşatarak doku kültürünün temellerini oluşturmuştur.

      Ross Granville Harrison, 1907-1910 yıllarında yapmış olduğu deneylerle doku kültürünün yöntemini belirlemiştir. 1913 yılında  Carrel steril koşullarda düzenli olarak beslenmeleri ile hücrelerin kültür ortamında uzun bir müddet hayatta kalıp çoğalabildiklerini ortaya koymuştur. Earle ve arkadaşları ise, 1948 yılında  L hücre hattı adı verilen hattı saflaştırmak suretiyle hücrelerin kültüre alındıkları zaman koloniler oluşturduklarını görmüşlerdir. Hücre kültürü yöntem ve teknikleri 1940-1950’li yıllarda viroloji çalışmalarını  desteklemek maksadıyla  önemli ölçüde geliştirilmiştir. 1952 yılında Gey ve arkadaşları günümüz dünyasında oldukça bilinen HeLa hücre düzeneğini, bir insan servikal karsinomasından oluşan hücrelerin sürekli serisi şeklinde gözlemlemişlerdir.

      1986 yılında Martin ve Evans ile arkadaşları, fareden pluripotent embryonik kök hücrelerini saflaştırarak bunun kültürünü yapmışlardır. 1998’de Thomson ,Gearhart ile asistanları ise, insan embryonik kök hücrelerini yalıtmayı başarmışlardır. Hücre kültüründe virüslerin gelişimi saflaştırılmış virüs aşılarının hazırlanıp üretilmesi sağlanmıştır. Örneğin, Polio aşısı hücre kültürü yöntemleri kullanılarak yapılan ilk maddelerden biridir. Bu aşı, maymun böbreği hücre kültüründe virüsü yetiştirmek için bir teknik geliştiren bundan dolayı Nobel Ödülü almış olan John Franklin Enders, Thomas Huckle Weller ve Frederick Chapman Robbins adlı bilim adamlarının araştırmalarıyla mümkün olmuştur.

      Hücre Ve Doku Kültürü
      Doku Kültürü ve Üzerine Yapılan Çalışmalar
      Doku kültürü, doku ve hücrelerin canlılar dışında sıvı, yarı sıvı veya katı besi yeri kullanılması ile yetiştirilmesi işine denir. Doku kültürü hücre kültürüyle aynı manaya gelecek şekilde kullanılabildiği gibi, herhangi bir canlıdan alınan doku parçasının invitro olarak yetiştirilmesi manasına da gelmektedir. Canlı vücudundan bağımsız bir şekilde, belirlenen kriterler altında tutulabilen hücrelere belirlenen işlemler yapılıp, sonuçları daha nesnel olarak gözlemlenmektedir. Günümüz bilim dünyasında doku kültürü, hücre biyolojisi araştırmalarında çok önemli bir konuma sahiptir. Hücre ve doku kültürü sistemlerinin gelişme göstermesi geçen yüzyılın sonlarına dayanmaktadır.

      ]]> Doku Organ Bağışı https://www.doku.gen.tr/doku-organ-bagisi.html Thu, 22 Nov 2018 11:53:04 +0000 Doku Organ Bağışı, Tıp dünyasının gelişmesiyle birlikte doku ve organların artık uyumlu bireylere aktarılması sağlanmıştır. Böylelikle hasta olana bireye sağlıklı veya kadavradan alınan organ, uzuv veya dokular yard Doku Organ Bağışı, Tıp dünyasının gelişmesiyle birlikte doku ve organların artık uyumlu bireylere aktarılması sağlanmıştır. Böylelikle hasta olana bireye sağlıklı veya kadavradan alınan organ, uzuv veya dokular yardımı ile tekrardan sağlığına kavuşması mümkün hale gelmiştir. Ülkemizde her ne kadar fazlaca doku ve organ bağışı yaygın şekilde bulunmuyorsa da; Tıp dünyasının gelişmesi, insanların daha fazla bilinçlenmesi ile bu doku organ bağışının giderek yaygınlaştığı görülmektedir. Bir çok ailenin çocukları veya ailesinin birinin rahatsızlanması ile çekilen sıkıntılar görülünce bu defa kişiler bilinçli olarak vefatından sonra organlarının bir başka kişiye hayat vereceği yani organlarının başka bir bedende tekrardan hayat bulacağı düşüncesi ile artık ülkemizde ciddi anlamda doku ve organ nakilleri başvurusunda bulunulmaktadır.

      Ülkemizde Yapılan Yasal Doku Organ Bağışı

      Ülkemizde organ bağışları belirli bir yasaya bağlı olarak gerçekleşmektedir. Yasa dışı organ nakilleri devlet eliyle denetlenmekle birlikte bu yasa dışı işlerle uğraşanlar hakkında ciddi anlamda cezalar verilmektedir. Çoğunlukla sağlıklı birey organ bağışı yapmak istiyor ise ilgili kurumlara başvuruda bulunarak vücudunun iflas etmesi, beyin ölümü gerçekleşmesi halinde vücudunda bulunan sağlıklı doku ve organları bağışlamak amacıyla başvuruda bulunur. Böylelikle kişi isteğine bağlı olarak iç organlarını, dokularını ve uzuvlarını bir başka kişiye nakil için gerekli izni verir. Böylelikle kişi vefat etmesiyle birlikte kısa süre içerisinde vücudunda bulunan organları (Kalp, böbrek, ciğer, bağırsak, el, ayak) kendisiyle aynı kan değeri ve RH değerine uyumlu kişilere nakledilerek başka bedende hayat bulmaktadır. Tabi organ bağışını yapmakla birlikte uygun donörün bulunması da oldukça önemlidir. Ülkemizde bir çok kişi organlarını bağışlamasına rağmen bir çok kişi tarafından alınacak uyumlu organı bulmak oldukça zordur. Çünkü aynı kan grubu, aynı sağlık değerlerini bulma ihtimali düşüktür. Bu düşük oranın artması amacıyla bir çok kişi organ bağışına başvurduğu takdirde birilerinin yaşama tutunma olasılığı daha yüksek olacaktır. 

      Doku Organ Bağışı
      Doku ve Organ Bağışında Uyum

      Her ne kadar kadavra yani vefat edilen bir kişiden organ nakli gerçekleşmekte ise bir kısım hastaların rahatsızlığını gidermek amacıyla 1-2 dereceden akrabalarından alınan uygun dokuların canlıdan canlıya aktarılması ile nakillerin gerçekleştiği gözlemlenmiştir. Örneğin bir annenin karaciğerinden bir parça alınarak karaciğer rahatsızlığı çeken evladına nakli edildiği tıp dünyasında oldukça çok görülmektedir. Bazen de aile bireyleri arasında uygun nakil görülmemekle birlikte dünyanın bir diğer ucundaki kişinin kan ve doku değerlerinin uyumu ile organ nakilleri gerçekleştiği oldukça fazla rastlanılmaktadır. Doku ve organ bağışında uygun kişinin bulunması oldukça zor olsa da imkansız değildir. Ancak bu organ ve dokuların aktarılması amacıyla kesinlikle doku ve kan değerlerindeki uyumun bulunması gerekir. Bu değerler ise Kan değerleri, Kandaki RH değerinin bir olması, organın yıpranmamışlığı ve işlevini koruması organ naklinde oldukça önem arz etmektedir. 

      Doku ve Organ Bağışının Önemi

      Sağlıklı bir bireyin sağlığını kaybetmesi ile ancak organ veya doku nakliyle tekrardan hayata bağlanacağı düşüncesi bir umutla uygun donörün bulunmasını bekleyerek oldukça zor bir durumdur. Bu süreçte aile ve hasta kişi hayata bağlanma noktasında oldukça önem arz eder. Bu nedenle yaşama tutunmayı bekleyen bir kişinin yaşamının pamuk ipliğinde bulunması organ ve doku naklinin ne denli önemli olduğunu açıklamaktadır. Bu nedenle sağlıklı her birey yaşama tutunduğu her anında olur da bir gün bu sıkıntıların benimde başıma geleceği düşüncesiyle doku ve organ bağışında bulunmalıdır. 
      ]]> Epitel Doku https://www.doku.gen.tr/epitel-doku.html Fri, 23 Nov 2018 07:40:29 +0000 Epitel Doku: İçerisinde sinir ve kan damarları bulunmayan bağ dokudan difüzyon ile beslenen ve vücudun dış düzeylerini ve iç yüzeyini örten dokulara epitel doku denir. Epitel dokuların arasında ara maddeler olmaz ve az miktarda b Epitel Doku: İçerisinde sinir ve kan damarları bulunmayan bağ dokudan difüzyon ile beslenen ve vücudun dış düzeylerini ve iç yüzeyini örten dokulara epitel doku denir. Epitel dokuların arasında ara maddeler olmaz ve az miktarda boşluklar bulunur. 

      Epitel dokunun görevli:
      • Yer aldığı organa destek sağlar ve vücudu dıştan gelen etkilerden korur.
      • Sindirim sistemi tarafından sindirilmiş olan vitaminlerin, suyun ve besinlerin bağırsaktan emilimini gerçekleştirir.
      • Akciğer organınından oksijeni alır ve karbondioksiti dışarı verir.
      • Vücuda dıştan gelen uyarıları algılanmasına yardımcı olur.
      • Vücuda bir çok salgı üretir. 
      Epitel doku salgı duyu ve örtü epiteli olarak üç kısımda incelenir.

      Salgı epiteli:
      Salgı epiteli vücutta bazı salgıları üretme görevi olan hücrelerden meydana gelir ve bu hücreler salgı bezlerini meydana getirirler. 
      Salgı bezleri ise tek hücreli bezler ve çok hücreli bezler olarak ikiye ayrılır.
      • Tek hücreli bezler: Goblet hücreleri denen tek hücreli bezler yalnızca bir tane hücreden oluşmuştur ve vücuda mukus salgısının üretirler.
      • Çok hücreli bezler: Çok hücreli bezler ekzokrin karma ve endokrin gibi bir çok sayıda hücreden oluşurlar.
      • Ekzokrin (dış salgı bezleri): Dış salgı bezleri gözyaşı, tükrük bezi, süt ve ter gibi kanallı bezlerdir ve salgılarını vücudun dış kısmına veya vücut içinde bulunan boşluklara verirler.
      • Karma bezler: Karma bezler mide, testis, yumurtalık, pankreas gibi hem ekzokrin hemde endokrin bez özelliğine sahip olan bezlerdir.
      • Endokrin (iç salgı bezleri): Böbrek üstü bezi hipofiz, timus, paratiroid, tiroid ve epifiz gibi kanalsız bezlerden oluşurlar ve vücuda hormon üretir salgılarını direkt olarak kana iletirler.
      Duyu epiteli:
      Duyu organlarında yer alan duyu epiteli, dıştan çevreden aldığı uyarıları reseptör taşımaları sayesinde sinir hücrelerine iletirler. Duyu epiteli ne örnek olarak dilde bulunan tat almamıza yarayan tomurcuklar verilebilir.

      Epitel Doku
      Örtü epiteli:
      Vücudun içinde bulunan boşlukları meydana getiren yapıların iç kısımlarını ve  vücudun dış kısmını örtme görevini üstlenen dokulardır. Tek tabakalı (basit) epitel ve çok tabakalı (birleşik) epitel olarak iki grupta incelenir.
      • Tek kapaklı basit örtü epiteli: Bu epitel doku sadece bir hücre tabakasından meydana gelmiştir ve yassı, kübik, silindirik ve yalancı tabaka olmak üzere dört grupta incelenir.
      • Tek tabakalı yassı epitel: Vücudumuzda akciğer zarında, kulak zarının iç kısımlarında, tükürük bezinin kanalında, kalbin iç kısımlarında ve boşaltım kanallarında bulunan bu epitel doku, yassı şeklinde hücrelerden meydana gelmiştir.
      • Tek tabakalı kübik epitel: Böbrek tüpleri, göz retinası, tiroit bezi, karaciğerin salgı kanalları ve salgı bezlerinde bulunan bu epitel doku, küp şeklinde hücrelerden meydana gelmiştir.
      • Tek tabakalı silindir epitel: Safra kesesinin iç kısmı, soluk borusu ve akciğer bronşları, yumurta kanalları, salgı bezi kanalları ve mide ve bağırsakların iç kısımlarında bulunan bu epitel doku, silindir şeklinde hücrelerden meydana gelmiştir. Bu epitel hücreyi meydana getiren hücrelerin bir kısmı mukus salgısı üretir ve bunlara goblet hücresi adı verilir.
      • Yalancı tabakalı epitel: Paratiroid bezi, gözyaşı bezi, östaki borusu ve erkek üretnasında bulunan bu epitel doku, düzensiz bir şekilde dizilmiş hücrelerden meydana gelmiştir.
      • Çok tabaklı örtü epiteli: Çok tabakalı örtü epiteli,  birbiri üzerine dizilmiş silindir, yassı ve kubik hücrelerden meydana gelir. Bu epitel doku yemek borusu ve omurgaların üst kısmında bulunan deride bulunur. 
      ]]>
      Ayakta Doku Zedelenmesi https://www.doku.gen.tr/ayakta-doku-zedelenmesi.html Sat, 24 Nov 2018 03:35:24 +0000 Ayakta Doku Zedelenmesi, Bedenimizin yükünü ayakta durduğumuz sürece üzerinde hisseden ayaklarımızda zorlanma ve yıpranmaya bağlı doku zedelenmesi meydana gelir. Özellikle aktif yaşamın içinde olan insanlarımız da meydan Ayakta Doku Zedelenmesi, Bedenimizin yükünü ayakta durduğumuz sürece üzerinde hisseden ayaklarımızda zorlanma ve yıpranmaya bağlı doku zedelenmesi meydana gelir. Özellikle aktif yaşamın içinde olan insanlarımız da meydana gelen doku zedelenmesi; ayak bileği ve ayaklar da bulunan tendon, bağ, kıkırdak ve kas gibi dokularda ezilme, morarma, yırtılma ve burkulma olarak dokuların katlanamayacağı ve esneme kapasitesinin üzerinde aşırı yük binmesi sonucu ortaya çıkar. ayak doku zedelenmesi sporcular da daha fazla görülmektedir, fakat günlük yaşantımızda sık sık karşılaştığımız durumdur.Toplumun yüzde 90  ayak bileğinde ve ayağın diğer yerlerinde doku zedelenmesi ortaya çıkar. 

      Ayakta doku zedelenmesi belirtileri nelerdir

      Ayakta meydana gelen doku hasarı ayağın darbe gören yerine ve şiddetine göre değişkenlik gösterir.
      • Morarma,
      • Şişme,
      • Fonksiyon kaybı,
      • Hareket kaybı,
      • Katılık,
      Ayağın maruz kaldığı etkinin şiddetine göre ayak zedelenmeleri sınıflandırılır. Bunlar; Hafif, orta ve şiddetli zedelenmeler şeklindedir.

      Hafif dereceli ayak doku zedelenmelerde, ayağın kimi yerlerinde bulunan lif veya bağlar yırtılmıştır. Zedelenen bölge de ağrı duyulur ve şişer. Ayakta meydana gelen hafif doku zedelenmelerin de çoğunlukla güç ve fonksiyon kaybı yaşanmaz.

      Orta dereceli ayak dokusu zedelenmelerinde, kas, lif ve bağ dokuları birçok yerden yırtılması ile ortaya çıkar. Fonksiyon kaybı bu durumun en belirgin özelliğidir. Bunun yanı sıra ağrı, şişlik görülür. 

      Şiddetli derecede ki ayak dokusu zedelenmelerinde ise; Ayak ve ayak bileğinde bulunan yumuşak dokuların hepsinde meydana gelen yırtık, ezilme ve bozulmalar, hasarın derecesini ortaya koyar, dokular tamamen yırtılmıştır. Bu hasar derecesinde cerrahi müdahale edilmesi gerekir. Aksi durumda gelecekte kalıcı fonksiyon ve hareket kayıpları meydana gelebilir.

      Ayakta Doku Zedelenmesi
      Ayakta meydana gelen yumuşak doku zedelenmesinin nedenleri,

      Genellikle ayakta doku zedelenmesinin iki nedeni vardır, Bunlardan ilki doğrudan etki ile ayak dokusu zedelenmesidir, bu etki kesici, delici, yaralayıcı, bereleyici ve hasar verebilen benzer cisimler ile vücutta travma ortaya çıkarması ile oluşur. İkinci etki ise; Direkt etkidir, direkt etkiye bağlı ayak ve ayak bileğinin esneme kapasitesinin üstüne çıkarak esnetme ve zorlamanın tekrarı ile ortaya çıkar.

      En sık karşılaşılan ayak doku zedelenmesi nedenleri nelerdir

      Yüksek bir yerden düşmek, aniden koşmak, depar atmak, başka biri ile çarpışmak veya başka bir yere çarpmak, aniden dönüş yapmak, kontrolsüz hareket etmek, trafik kazaları, ev kazaları, aşırı kilo, ısınmadan antrenör olmadan egzersiz yapmak, uzun ve yorucu koşular yapmak, sürekli aşırı egzersizler ayakta doku zedelenmesinin ortaya çıkmasına neden olabilir.

      Ayakta doku zedelenmesinin tedavisi,
      • Genellikle cerrahi müdahale gerektiren zedelenmeler hariç bir ay içerisinde iyileşir. Fakat iyileşmenin hızlanması için kendimizin de çaba içinde olmamız gerekir bunun için;
      • Dinlenmek tedavinin en önemli aşamasıdır, zedelenen ayak dokusu üzerine ısrarla yüklenmek zedelenmeyi artıracaktır. Zedelenen bölge de kan akışının sağlıklı devam etmesi için çok küçük hareketler ile hareket ettirilmesi gerekir. Bu şekilde dinlenme zedelenen bölgenin katılaşmasını önleyecek, hareketler kısıtlanmayacaktır.
      • Buz uygulaması zedelenen bölgenin şişmemesi için gerekli bir uygulamadır, Böylece yapılması gereken egzersizler ve hareketler kolay yapılır, ağrılar hafifler, morarmanın önüne geçilebilir. Buz uygulamasına rağmen ağrı geçmiyor ise ağrı kesici almakta fayda vardır. İbuprof]]> Yapay Doku https://www.doku.gen.tr/yapay-doku.html Sat, 24 Nov 2018 10:17:39 +0000 Yapay Doku, içinde büyüme elemanları bulunan biyo uyumlu ve vücudumuz tarafından kabul edilebilen bir yapıdır. Yapay doku genellikle hayati önem taşıyan organların yerine organ işlevlerinin bir kısmını yada tamamını geri kaz Yapay Doku, içinde büyüme elemanları bulunan biyo uyumlu ve vücudumuz tarafından kabul edilebilen bir yapıdır. Yapay doku genellikle hayati önem taşıyan organların yerine organ işlevlerinin bir kısmını yada tamamını geri kazandırmak için tasarlanan mekanik ya da doku mühendisliği yoluyla üretilen yapıya yapay doku denir.

        Bir kaza sonucunda vücudumuzda oluşan kapanması zor olan yaralanmaların cerrahi operasyonla derin yaraların kapatılmasında kullanılan bir yapıdır. Örneğin vücudumuzun herhangi bir yerindeki yarayı cerrahi operasyon ile vücudun herhangi görünmeyen bir bölgesinden parça alınarak açık olan yarayı kapatmak için kullanılan doku bazen vücudumuz kabul etmez, vücut tarafından reddedilir. İşte bu gibi durumlarda uzman hekimler tarafından üretilen yapay doku o bölgeye ameliyatla nakledilir. 

        Yapay Doku
        Fiziksel yapısı bozukmuş biyolojik dokuları yeniden eski haline getirmek için yapılan ve fonksiyonel özellikleri onarmaya yardımcı olmak adına uygulanan dokulardır. Ameliyatlarda vücuda yerleştirilen ve gerekli dokunun in vitro koşullarda üretilerek daha sonra vücuda yerleştirilen yapılardır. Yeni bir doku yaratmada; İzole edilen hücrelerin infüsyonu, hücrelerin matrikslerin üzerinde ya da içerisinde konumlanmaları, doku uyarıcı maddeler üretimi ve taşınmasıdır. 
        ]]>
        Histoloji Epitel Doku https://www.doku.gen.tr/histoloji-epitel-doku.html Sat, 24 Nov 2018 16:37:31 +0000 Histoloji epitel doku, canlı organizmadaki yüzeyleri örten, damarsız hücre tabakasıdır. Canlı organizmalar bir veya daha çok hücreden oluşur. Doku aynı görev için özelleşmiş ve yapıları genellikle benzer olan hücrelerin, Histoloji epitel doku, canlı organizmadaki yüzeyleri örten, damarsız hücre tabakasıdır. Canlı organizmalar bir veya daha çok hücreden oluşur. Doku aynı görev için özelleşmiş ve yapıları genellikle benzer olan hücrelerin, hücreler arası sıvı ile bir araya gelmesiyle oluşur. Hücreler kendi aralarında yapısal ve işlevsel olarak birlikler oluştururlar. Hücre canlı kalabilmek için besin alır ve metabolizması için kullanır. Artık olan maddeleri uzaklaştırır. Hücrelerdeki sıvı ve stoplazma arasında devamlı bir ilişki vardır. Sıvıdaki değişikler hücreyi doğrudan etkiler. Bu durum öncelikle doku düzeyinde önemlidir. Dokular canlının erişkinlik dönemimde son biçimini alır. Dokular hayvansal ve bitkisel olarak ikiye ayrılır. Hayvansal dokular ise kendi aralarında epitel doku, bağ ve destek doku, kas doku, sinir doku olmak üzere dörde ayrılır. 

        Epitel doku kendi içinde 3'e ayrılır. Bunlar:

        Örtü Epiteli: Koruma epiteli olarak da bilinir. Organların iç ve dış yüzeylerini örter. Organları oluşan fiziksel ve kimyasal etkenlere karşı korur. Epitel dokuda hücreler arası aralıklar oldukça dardır. Bu aralıklar karbonhidrat molekülleri içeren glikokaliks maddesi ile doludur. Hücre örtüsünü oluşturan maddeler sentezlenerek hücre dışına çıkarılırlar. Bu örtü hücrelerin sıkıca bir arada tutunmalarını sağlar. Bu örtü tüm yüzlerinden epitel hücrelerini çevreler.Örtü epiteli üzerine oturduğu bağ dokusu içindeki damarlardan bazal lamina aracılığıyla yoluyla beslenir. Organizmanın değişik bölgelerinde bulunan örtü epiteli gerek yapı, şekil ve fonksiyonel özellikleri ile çeşitlilik gösterir. Hücrelerin kat sayılarına göre tel katlı ve çok katlı epitel olarak, şekillerine göre ise yassı, kübik, silindirik epitel olarak sınıflandırılır. 

        Histoloji Epitel Doku
        Bez Epiteli: Salgı çıkaran epitel doku çeşitidir. Bez dokusunu oluşturan hücreler kendileri için gerekli molekülleri kandan alarak onları hücre içi mekanizmalarıyla daha karmaşık yapılı ürünler haline dönüştürürler. Dönüşümden sonra yine aynı yolla kana ger verirler. Son olarak molekülleri iç ya da dış ortamlara salgılarlar. Bu olaya salgılama adı verilir. Salgılamadaki kimyasal dönüşümde enerjiye gerek vardır. Salgı yapma şekillerine göre iç salgı, dış salgı ve karma salgı olarak sınıflandırılır. İç salgı bezi hipofiz gibi salgısını direkt olarak kana hormon olarak verir. Dış salgı bezi gözyaşı gibi salgısını bir kanalla boşluğa verir. Karma salgı bezi ise pankreas gibi hem iç hem de dış salgı yapar.

        Duyu Epiteli: Dış ortamdan gelen fiziksel, kimyasal ve ışık uyarılarını alıp bunu özel bir enerji şekline çeviren dokudur. Kendini yenileme özelliği yoktur. Epitel hücrelerinin farklılaşmasıyla oluşmuştur. Birincil, ikincil ve serbest olarak çeşitleri vardır. Gözde ışığı, kulakta sesi, burunda kokuyu ve deride dokunmayı algılayan hücreler duyu epitel hücreleridir.
        ]]>
        Fibroglandüler Doku Nedir https://www.doku.gen.tr/fibroglanduler-doku-nedir.html Sun, 25 Nov 2018 08:10:23 +0000 Fibroglandüler doku nedir, Fibroglandüler doku meme dokusunun arasında bulunan destek dokusu fibroadenomların oluşturduğu dokudur. Bu doku pek çok kadında bulunmaktadır. Genellikle memede ağrıya neden olan sorunlara yol açmaktadır Fibroglandüler doku nedir, Fibroglandüler doku meme dokusunun arasında bulunan destek dokusu fibroadenomların oluşturduğu dokudur. Bu doku pek çok kadında bulunmaktadır. Genellikle memede ağrıya neden olan sorunlara yol açmaktadır. Kadın memesinde kanallar (duktuslar), lobüller ve destek doku  (stroma) bulunmaktadır. Memede süt üreten yapılar lobüllerdir. Kanallar yani duktuslar lobüllerdeki sütü meme başına kadar ulaştırır. Destek doku yani stroma ise kanalları ve lobülleri saran memedeki yumuşak dokudur.

        Daha çok genç yaştaki kadınlarda kist dediğimiz oluşumlarda dahil olmak üzere pek çok meme sorunu kanser değildir. Bunlar bening meme hastalığı olarak tanımlanır. Kadınlarda en fazla görülen meme sorunu ise bening meme hastalığı olan fibrokistik değişimdir. Bunlar büyük kistleri de içerebilir. Ayrıca sert yumrular olan fibroadenomlar ve fibroglandüler doku da iyi huylu meme hastalıkları kapsamında yer alır. Bu tür kitlelerin oluşması genellikle kanserden kaynaklanmaz.

        Fibroglandüler doku kaynaklı iyi huylu meme hastalıklarında semptomlar

        Fibroglandüler doku kaynaklı fibrokistik değişimlerde semptomlar genellikle iki memede birden hassasiyete ve ağrıya neden olur. Ancak bazı vakalarda ağrı olmaz. Fakat memede nodüller ya da kitleler olabilir. Bazen iki memede birden kitle olabilir. Memedeki hassasiyet adet döneminin başlamasından önceki 7-14 günde artabilir. Ağrının hissedildiği bölge genellikle memede üst dış kısımdır. Bu ağrının önemsenmesi gerekir. Ağrı tedavisi yapılırsa hastada rahatlayacaktır.

        Fibroglandüler doku meme kanseri midir

        Meme ağrısı kadınların doktora gitmesine neden olan en önemli sebeplerden biridir. Sağlıklı olan kadınlarda bile hafif ya da şiddetli olan daha çok adet dönemi öncesinde ortaya çıkan meme ağrısı olur. Kadınların bu sebeple doktora gitmelerinin en önemli nedeni ise meme kanseridir. Meme ağrısının şiddetlenmesine neden olan etkenlerin arasında aşırı kafein alma, sigara içme, stres gibi nedenler vardır.

        Kadınlarda meme ağrısı adet döneminin içinde herhangi bir dönemde adetten bağımsız şekilde de olabilir. Bazı ağrılarda dönemsel olarak etkili olur. Meme ağrısının olması genellikle meme yapısındaki değişimlerden kaynaklanır. Memedeki fibrokistik değişimlerin meme kanseri ile ilişkisi bulunmaz. Çünkü fibrokistik değişimler yani fibroglandüler dokuda olduğu gibi memede ağrıya neden olur. Meme kanserinde ise ağrıya pek rastlanmaz. Meme kanseri için genelleme yapılırsa hastaların sadece % 1-2 oranında meme ağrısının olduğu söylenebilir.

        Memedeki ağrının meme kanseri ile ilişkilendirilmesi için memenin belli bir alanında, kitle eşliğinde ve kanlı meme başı akıntısıyla beraber olması gerekir. Göğüs duvarındaki kas ve kemikler, meme kanallarındaki genişlemeler, meme sinirleri de buna benzer ağrılara neden olabilir. Doğurganlık çağında da adet dönemi öncesinde ortaya çıkan ve adetle birlikte kaybolan meme ağrıları olabilir. Fibrokistik değişimlerde de memede ağrı olabilir. Ancak bunlar çoğu zaman meme kanseri değildir.

        Kadınlarda genellikle meme apseleri ve mastit sorunlarında yani meme enfeksiyonlarında yapılan MR tetkiklerinde fibroglandüler doku ile ciltte yoğun ödem belirlenir. Ciltte ve fibroglandüler dokuda diffüz boyanma tespit edilir. Akut mastit memede şişmeye, ciltte kızarıklığa, ödem ve hassaslığa neden olabilir.

        Fibrograndüler doku nedir, diye merak edenlere bunun meme yapısı içinde yer alan destek dokusu fibroadenomların oluşturduğu bir doku olduğunu belirtelim. Bu dokudan kaynaklı ağrılı meme sorunlarının genellikle kanserle ilişkilendirilmediğini (alakalı olmadığını) belirtmekte yarar vardır. Bu konuda en doğru sonuca detaylı bir meme muayenesi, mamografi gibi tetkiklerin yapılmasıyla varılabilir.

        Makalede daha önce bulunan ve kansere dair hatalar 20.07.2018'de düzenlenmiştir.
        ]]>
        Ayakta Yumuşak Doku Zedelenmesi https://www.doku.gen.tr/ayakta-yumusak-doku-zedelenmesi.html Sun, 25 Nov 2018 23:07:04 +0000 Ayakta yumuşak doku zedelenmesi, aktif yaşamda ayaktaki yumuşak dokulara tolere edilebilecek orandan fazla yüklenme olduğunda meydana gelir. Bunun sonucunda oluşan burkulma kişiyi oldukça rahatsız eder. En fazla etkilenen yumuşak dok Ayakta yumuşak doku zedelenmesi, aktif yaşamda ayaktaki yumuşak dokulara tolere edilebilecek orandan fazla yüklenme olduğunda meydana gelir. Bunun sonucunda oluşan burkulma kişiyi oldukça rahatsız eder. En fazla etkilenen yumuşak dokular ayak bileğindeki lateral yerleşimdeki ligamentlerdir. Ayak burkulması toplumda sıkça görülen ciddi bir sorundur. Daha çok spor aktiviteleri sonucunda ortaya çıkar. Fazla ciddi olmadığında, şişkinlik ve morlukla kendini gösteren yumuşak doku zedelenmesi, dinlenmeyle birkaç gün içinde iyileşir.

        Ayakta yumuşak doku zedelenmesi neden olur

        Bu sorun genellikle hatalı bir hareketle aniden oluşan durumlarda ya da uzun süreli yapılan işlemlerde ayaktaki gerilme sonucunda ortaya çıkabilir. Ayaktaki bağ lifleri elastik özellikte olduğundan, aniden fazla oranda zorlandıklarında, travmalarda, kazalarda burkulma sorunu yaşanır. Bu durumda liflerde ve küçük damarlarda kopma olursa, eklem ağrısı, morarma, şişlik gibi etkiler olur. Sürekli hareket halinde olan ayaklar, taşıdıkları yükün etkisiyle böyle yumuşak doku zedelenmesine her zaman maruz kalabilir.

        Ayakta yumuşak doku zedelenmesi belirtileri

        Ayaktaki yumuşak doku zedelenmesiyle meydana gelen hasarla, bölgede iltihaplanma başlar. Ayakta şişme, kızarma, ağrı ve ateş yükselmesi gibi belirtiler oluşur. Bunların şiddeti yumuşak doku zedelenmesinin ne kadar fazla olduğunu belirler. Hasarlanan bölgedeki sinir liflerinin aldığı hasar nispetinde ağrı fazla olur. Dokulardan yayılan zehirli maddelerde sinirlerin zarar görmesine neden olur. Kan akışı hızlanır, sinir uçlarında baskı oluşur. Bu etki ağrının olmasını sağlar. Damarlarda zedelenme oluştuysa, ayakta kızarıklık meydana gelir. Çünkü damarlar bölgenin iyileşmesi için genişlemiştir.

        Ayakta yumuşak doku zedelenmesi tedavisi

        Yumuşak doku zedelenmesinin şiddetine bağlı olarak hastaya farklı tedavi yöntemleri uygulanır. Hafif derecedeki zedelenmelerde ayağın bir süre dinlendirilmesi tedaviyi sağlayacaktır. Bu tedavi evde rahatlıkla uygulanabilir. Bölgeye soğuk uygulaması yapılması da, etkileri hafifletecektir. Bu özellikle şişkinliğe neden olan damar genişlemesini iyileştirir. Soğuk kan akımını yavaşlatacağından, bu etkiyle ortaya çıkan ağrıyı ve şişkinliği de azaltır. Ayaktaki sinir uçlarında oluşabilecek sıvı birikiminin engellenmesi amacıyla da bandajlama yapılır. Ancak bandajın sıkı yapılmaması gerekir. Bu basıncın artmasına yol açar. 

        Ayakta Yumuşak Doku Zedelenmesi
        Ayakta yumuşak doku zedelenmesinde oluşan hasarın miktarına göre, kişinin yatarak dinlenmesi de faydalı olur. Bölgeye yumuşak masaj yapılması iyileştirmeyi hızlandırır. Şiddetli zedelenmelerde ise, cerrahi girişime ihtiyaç duyulabilir. Yapılan tetkikler soncunda, hasar tespiti belirlenerek bağlardaki kopma, yırtık gibi sorunlar ameliyatla giderilir. Ağrılar için ağrı kesici ilaç kullanımı sadece kişiyi rahatlama amacı taşır. Tedavide etkisi olmaz. Her geçen gün zedelenmenin etkisi hızlı bir iyileşme gösterecektir. Bu durumda hastalar fazla zorlamadan hareketlere de başlayabilirler. Ancak etkisi uzun süren yumuşak doku zedelenmesi ihmal edilmeden uzman bir doktora gösterilmelidir. Bu kemik kırığı, kıkırdak kırığı gibi ciddi sorunları işaret edebilir. Bunun röntgen, MR gibi tetkiklerle tespit edilmesi ve bu süreçte ayağın üzerine basılmaması gerekir.
        ]]>
        Kas Doku https://www.doku.gen.tr/kas-doku.html Mon, 26 Nov 2018 06:16:25 +0000 Kas Doku, Vücutta bulunan yapıları ve görevleri aynı olan hücre topluluklarına doku denir. Doku insan vücudun oluşmasında çok önemli rol oynar. Hayvansal doku ve bitkisel doku olmak üzere ikiye ayrılır. Bu dokuların görevler Kas Doku, Vücutta bulunan yapıları ve görevleri aynı olan hücre topluluklarına doku denir. Doku insan vücudun oluşmasında çok önemli rol oynar. Hayvansal doku ve bitkisel doku olmak üzere ikiye ayrılır. Bu dokuların görevleri farklıdır ve vücudun farklı yerlerinde bulunurlar. Herhangi bir doku zedelenmesin de veya hasar görmesinde insan vücudunda kalıcı hasar oluşabilir. Doku zedelenmesi veya doku rahatsızlığı gibi durumlarda hemen doktora başvurulmalıdır.

        Kas doku hayvansal doku çeşitleri içerisinde yer alır. Hayvansal dokular vücut yapısı için önemli dokuları içerir. Kas doku da kendi arasında bölümlere ayrılır. Kas doku da esneme ve kasılma gibi durumlar görülebilir. Hücre ana maddesi yoktur. Ara madde olarak plazmalar bulunur. Kas dokuların içerisinde sinirsel ve hormonal uyartılar bulunduğu için dışarıdan gelen herhangi bir tepkimeye cevap verirler. Dışarıdan gelen tepkiler kas dokusunun içerisinde bulunan bu uyartılara zarar verebilir. Bu uyartılar zarar gördüğü zaman dokularda kalıcı bir hasar oluşabilir. Kas dokunun vücutta asıl görevi vücudun hareket etmesi ve iç organların çalışmasında rol alır. Kas doku sayesinde vücut esnek yapıya sahiptir. Bir yere uzanmak için veya oturup kalkmak gibi günlük hayatta yapılan hareketler kas dokunun esnekliği sayesinde meydan gelir. Vücut kas dokunun esnekliği sayesinde istenilen hareketi yapar. Hareket ederken kolun kasılması veya herhangi bir ani harekette zarar görmesi dokunun zarar görmesine sebep olur. 

        Kas DokuKas doku kendi arasında üçe ayrılır. Çizgili kas doku, düz kas doku ve kalp kas doku olmak üzere üçe ayrılır.

        Çizgili kas doku: Vücutta kol veya bacak gibi yerlerde bulunur. Çok hareketli bölgelerde bulunduğu için vücudu sarar ve hareketlerini sağlar. Çizgili kas dokuların kasılmaları kısa süreli ve hızlıdır. Aynı zamanda vücudun merkezi sinir sisteminin denetiminde rol alırlar.

        Düz kas doku: Mide, damarlar veya bağırsaklar gibi iç organlarda bulunur. Düz kas doku iç organda bulunduğu için istem dışı sinir sisteminin kontrolünde görev alır. Düz kas doku iç organlarda bulunduğu için kasılma hızı yavaştır ve kasılma süresi uzundur.

        Kalp kas doku: Çizgili kas dokunun bulundurduğu özelliklerin aynısı kalp kas dokuda da vardır. Sadece istem dışı otonom sinir sisteminin kontrolünde görev alır. Kalp kası adı üzerinde kalpte yer alır. Vücudun en hassas ve tehlikeli organı kalp olduğu için kalp kasılmaları kimi zaman ölüm ile sonuçlanabilir. Kalp kas dokusu hasar gördüğü zaman kalpte kalıcı bir hasar veya ölüm gibi sonuçlar alınabilir.
        ]]>
        Bitkisel Dokular https://www.doku.gen.tr/bitkisel-dokular.html Mon, 26 Nov 2018 17:31:21 +0000 Bitkisel Doku, Belli bir işi yerine getirmek için farklı dokuların bir araya gelerek oluşturduğu hücre topluluğuna doku denir. Dokular canlıların vücudunda önemli bir yere sahiptir Vücudun yapısına göre farklı dokular bulunur Bitkisel Doku, Belli bir işi yerine getirmek için farklı dokuların bir araya gelerek oluşturduğu hücre topluluğuna doku denir. Dokular canlıların vücudunda önemli bir yere sahiptir Vücudun yapısına göre farklı dokular bulunur. Dokular kendi aralarında ikiye ayrılır. Hayvansal dokular ve bitkisel dokular olmak üzere ikiye ayrılır. Vücutta bulunan dokuların görevleri farklıdır. Bitkisel dokularda kendi arasında meristem ve değişmez dokular olmak üzere ikiye ayrılır. Bitkisel dokular insan vücudunda genel de iç organlarda görev alırlar. 

        Meristem doku
        • Sürekli bölünebilme özelliğine sahiptir.
        • Bölünebildiği için çoğalma gibi özelliği de vardır. 
        • Bol sitoplazmalı bir yapıya sahiptir.
        • Dokuda bulunan zar ince yapılıdır.
        • Dokunun içerisinde bulunan dokular canlıdır.
        • Bol çekirdekli bir yapısının yanı sıra kofulsuzdur. 
        • Hücreler arası boşluk yoktur çok sık bir yapıya sahiptir.
        • Dokunun sürekli gelişmesini ve farklılaşmasını sağlar.  
        • Boyca uzamasını sağlayan birincil meristem ve kalınlaşmasını sağlayan ikinci meristem olmak üzere kendi arasında ikiye ayrılır.
        Bitkisel DokularBirincil meristem: Bitki canlı olduğu sürece sürekli bölünür. Ve bitkinin kök uçlarında, gövde ve dal gibi yerlerinde bulunur. Gövde de büyümeye, dallarda koruyucu bir yapıya ve kök uçlarında ise kaliptra ile örtülüdür. Bitkinin enine değilde boyuna uzamasına sebep olur.

        İkincil meristem: Bitkinin enine kalınlaşmasını sağlar. Bitkinin ilk oluşmasından beri sürekli bölünme yapısına sahip değildir. Bitki oluştuk dan bir süre sonra bölünme yapısında sahip olur. Bitkide bulunan yaş halkaları bu dokuda meydana gelir.
        Değişmez doku;
        • Bölünme yeteneğini kaybeden dokulardır. Bunun sebebi ise birincil ve ikincil meristem in dokularının oluşmasıdır.
        • Bölünemediği için çoğalma gibi bir özelliği yoktur dur.
        • Hücreler arası boşluk vardır.
        • Az sitoplazmalı bir yapıya sahiptir.
        • Bazı dokuları ölüdür.
        • Dokuda bulunan zar kalın yapılıdır.
        • Doku duvarlarında odun ve mantar özü biriktirdiği için kalınlaşmış bir dokuya sahiptir. 
        • Yapı ve görevlerine göre koruyucu, iletim, parankima, destek ve salgı dokusudur.
        Koruyucu doku: Adı üzerinde bitkileri dış etkilere karşı korur ve bitkinin su kaybının önler. Hücreleri çok sık bir şekilde dizilmiştir. Ve klorofilsiz bir dokusu vardır. Koruyucu dokuda kendi arasında epidermis, stoma ve periderm olmak üzere üçe ayrılır.

        İletim doku: Bitkilerde bulunan iletimleri yani maddelerin taşınmasını sağlar. İletim dokuda kendi arasında odun borusu ve soymuk borusu diye ikiye ayrılır. 

        Parankima doku: Bitkilerde bulunan doku ve organların arasını doldurur. Parankima dokusunun yapısı meristem dokuya benzer. Parankima dokusu da kendi arasında Özümleme parankiması, havalandırma parankiması, depo parankiması ve iletim parankiması olmak üzere dörde ayrılır.

        Destek doku: Bitkiye hep destek veren bir dokudur. Çok uzun süre yaşayan bitkiler destek doku sayesinde olur ve bitki için gerekli bir dokudur. Destek dokuda kendi arasında pek doku ve sert doku olmak üzere ikiye ayrılır.

        Salgı doku: Salgı yapan hücrelerde oluşur. Çiçekte bulunan bal özün sayesinde tozlaşmaya sebep olur. 

        ]]>
        Yumuşak Doku Romatizması https://www.doku.gen.tr/yumusak-doku-romatizmasi.html Tue, 27 Nov 2018 07:44:29 +0000 Yumuşak Doku Romatizması, Diğer bir adı da fibromiyalji olan bu hastalık yaşam kalitesini ciddi derecede bozan kronik ağrı sendromu veya kronik yorgunluk sendromu, tükenmişlik sendromu, olarak tanımlanabilmektedir Yaygın kas ağr Yumuşak Doku Romatizması, Diğer bir adı da fibromiyalji olan bu hastalık yaşam kalitesini ciddi derecede bozan kronik ağrı sendromu veya kronik yorgunluk sendromu, tükenmişlik sendromu, olarak tanımlanabilmektedir Yaygın kas ağrıları, baş ağrısı, yorgunluk, halsizlik, bitkinlik, uyku düzensizlikleri ve bazen de spastik kolit dediğimiz tuvalete çıkma problemlerinin eşlik ettiği kronik bir hastalık türüdür. Yumuşak doku romatizması tek başına ortaya çıkan bir hastalık olabileceği gibi başka hastalıklar ile birliktede ortaya çıkabilmektedir. Bu hastalık da en sık görülen ağrının olmasıdır. İnsanların yüzde beşinde bu ağrılar görülmektedir. Kadınlarda ve genç erişkin grupta çok sık görülür. Özellikle menopoz döneminde artış kaydediyor. Yumuşak doku romatizması genellik ile yirmi ile otuz yaşları arasında daha sık görülen bir hastalık türüdür. Yumuşak doku romatizmasında genetik faktörler oldukça önem arz etmektedir. Ailede anne baba da ya da akrabalarda var ise çocuklarda görülme olasılığı da artış gösterir. Yumuşak doku romatizması hastalığının en önemli belirtisi şiddetli ve tarif edilemeyen ağrılarıdır. Nedeni tam olarak bilinmemektedir. Daha çok hassas yapılı ve her şeyden çabuk etkilenen kişilik yapısı olanlarda görülmektedir. Mükemmeliyetçiler, iş kolikler ve uygun olmayan çevresel faktörlerin olduğu ortamlarda çalışanlar, borsacılar, gazeteciler  grubun içinde değerlendirilebilmektedir.

        Yumuşak Doku RomatizmasıYumuşak Doku Romatizması: Daha çok boyunda, sırtta, bel ve eklem bölgelerinde, kol ve bacaklarda ağrılar görülebilmektedir. Ayrıca ellerde şişmeler meydana gelebilir. Aniden eklemlerde tutulmalar olabilir. Yumuşak doku romatizması yorgunluğa ve halsizliğe sebep olan bir hastalıktır. Sürekli olarak vücut dinlenmeye ihtiyaç duymaktadır. Sabahları uyanma da güçlük çekilmekte yataktan kalkmakta sıkıntı yaşanmaktadır. Ayrıca karın ağrısı, ishal, sık sık idrara çıkma, şiddetli baş ağrısı, el ve ayaklarda uyuşma, çene kemiğinde ağrı, gözlerde ve ağızda kuruluk, aşırı terleme de görülmektedir. Hastalarda zaman ile psikolojik stres, belli pozisyonda uzun süre çalışamama, hava koşullarına karşı hassasiyet, kollar ve omuzlarda uzun süre kullanım ile şiddetli ağrılar, oluşmaktadır. Bilgisayar başında çalışanların, uzun süreli oturur pozisyonda kalanlarda, ayakta duranlarda, çok fazla araba kullananlarda, soğukta kalanlarda, uzun süre yazı yazanlarda, ağır işlerde çalışanlarda hastalığın belirtileri iyice artar. Kadınlar da adet dönemlerinde de ağrılar şiddetlenmektedir. Sıcak duş, banyo, ılık hava ve dinlenme biraz olsun ağrıları hafifletmekte faydalıdır. Bir hastaya fibromiyalji teşhisi koymak için; üç ay şikayetlerin ve belirtilerin devam etmesi gerekmektedir. En az 12 noktada bu noktalar ense, baş-boyun geçiş noktası, ön iman tahtasının yanı, omuz başları, kürek kemiğinin iç yüzleri, dirsek dış yüzü, bel kalça geçiş noktası, kalçada dış yan dış, diz iç kısımlarıdır. Ağrıya hassas olunması temel şartlardandır. Hastanın şikayetlerinin ve hikayesinin yanı sıra yapılacak tetkiklerle tanı konulmasına yardımcı olacaktır. Sık sık başka hastalıklarla karıştırılan fibromiyaljide, bu karışıklığı önlemek için yapılacak tetkikler büyük önem gösterir.
        ]]>
        Bağ Doku https://www.doku.gen.tr/bag-doku.html Tue, 27 Nov 2018 09:01:32 +0000 Bağ doku, dokular arası alanları dolduran en temel dokulardır. Bu doku hücrelerarası boşlukları doldurarak, hücreleri birbirine bağlar. Bağ dokuları  vücudun şeklinin verilmesinden ve vücudun bakımından sorumlud Bağ doku, dokular arası alanları dolduran en temel dokulardır. Bu doku hücrelerarası boşlukları doldurarak, hücreleri birbirine bağlar. Bağ dokuları  vücudun şeklinin verilmesinden ve vücudun bakımından sorumludurlar. Bağ dokuları mekanik bir görev üstlenerek, hücreleri ve organları birbirine bağlayarak ayrıca da  matriks oluşturarak vücudu desteklerler. Vücuda giren enfeksiyona karşı koruma sağlayarak, her hangi bir vücudun hasar alması durumunda onarımı bağ dokuları gerçekleştirmektedir.

        Bağ dokusu genel itibariyle üç bileşenden oluşmaktadır, bunlar; hücreler, lifler ve ara maddelerdir. Hücrelerin oluşturduğu diğer doku tiplerinden farkı bağ dokusunun ana bileşeninin hücre dışı madde olmasıdır. Hücre dışı madde ise protein lifleri, şekilsiz bir temel madde ve doku sıvısının bileşenlerinden oluşur.

        Bağ dokusu molekülleri, yapısal fonksiyonlarının yanında, hücre çoğalmasını ve de hücre farklılaşmasını kontrol eden, hormonlara yönelik bir depo oluşturan özelliğe de sahiptir. Bunun yanı sıra matriksi hücreler ile  kan arasında besin ve metobolik artıkların değiş tokuşunu sağlamakla görevli bir dokudur.

        Vücuttaki bağ dokusu tiplerinin çok fazla olması, bağ dokusunun yapısal, patolojik ve fonksiyonel farklılıklarından sorumlu olan üç bileşenin karışımlarında ve ölçümlerinde farklılıkları yansıtmaktadır. Genellikle kolojenden oluşan lifler tendonkırı, aponevrozları, organ kapsüllerini ve merkezi sinir sistemlerini saran zarları meydana getirmektedir. Bazı organların iç yapısındaki trabekülleri ve duvarları meydana getirerek, organların destek dokusunun en sağlam bileşenini ortaya çıkarır.

        Bağ dokuları, şekil itibariyle uzun mezenkim hücreleri tarafından oluşturulan, embriyonik bir doku olarak bilinen mezenkimden köken almaktadır. Mezenkim hücreleri oval ve belirgin bir çekirdek ayrıca dağınık kromatin ile tanınmaktadır. Bu hücrelerin çok sayıda ince stoplazmik uzantısı bulunmakta ve az sayıda lif içeren bol ve ağdalı bir ara madde içine gömülü durumda seyrederler. Mezenkim dokusunun büyük bir kısmı empriyonun orta tabakası olarak bilinen mezodermden gelişmektedir. Mezoderm hücreleri bulundukları bölgeden çevredeki organlara doğru göç ederek oraya yerleşirler. Bu hücreler tüm bağ dokusu hücre türlerinin kökenini oluştururlar bunun yanı sıra kan hücreleri, endotel hücreleri ve düz kas hücreleri gibi bazı yapıları da meydana getirmektedir.

        Bağ DokuBağ dokusunun hücreleri

        Bazı bağ dokusuna ait olan hücreler yerel olarak çoğalmaktadır. Bu çoğalan hücreler bağ dokusu içinde kalmaktadır. Lökositler gibi başka bazı hücreler diğer kısımlardan gelerek geçici olarak yerleşim gösterebilirler.

        Bağ doku, epitel dokunun altında bulunur. Bu doku hücreler arası madde olan, intraselular madde ve zemin maddesi ayrıca da matriks, bağ dokusu hücreleri ve fibroblaslardan oluşur.  Fibroblaslar bağ dokusunda en fazla bulunan hücredir. Bağ dokusunu oluşturan hücre olan zemin maddesi ve fibroblaslar vücutta değişik şekilde yani gevşek yada sıkı yerleşimlerine göre sınıflara ayrılmaktadır. Bu sınıflama aşağıdaki gibidir.

        Embriyonik bağ dokusu

        • Menzenşimal bağ dokusu
        • Mukoz bağ dokusu

        Erişkin bağ dokusu/Genel bağ doku

        • Gevşek bağ dokusu
        • Sıkı bağ dokusu 1- düzenli sıkı bağdokusu 2- düzensiz sıkı bağ dokusu

        Erişkin bağ doku/Özel bağ doku

        • Elastik bağ doku
        • Retiküler bağ doku
        • pigment doku
        • yağ doku
        ]]>
        Doku Zedelenmesi https://www.doku.gen.tr/doku-zedelenmesi.html Wed, 28 Nov 2018 03:26:11 +0000 Doku Zedelenmesi, tendonların, kasların, bağ ve kıkırdak dokuların yaralanmasına verilen addır. Bu bölgedeki ezilme, zorlama, burkulma, yırtılma, morarma doku zedelenmesi olarak bilinir. Doku zedelenmesinin belirtileri böl Doku Zedelenmesi, tendonların, kasların, bağ ve kıkırdak dokuların yaralanmasına verilen addır. Bu bölgedeki ezilme, zorlama, burkulma, yırtılma, morarma doku zedelenmesi olarak bilinir. Doku zedelenmesinin belirtileri bölgeye göre değişiklik gösterse de başlıca belirtileri vardır.

        Doku Zedelenmesinin Belirtileri Nelerdir:
        • Şişlik
        • Ağrı
        • Tutukluk
        • Hareketlerin kısıtlanması
        olarak sayılabilir. Doku zedelenmesi dokunun zedelenme şiddetine göre de sınıflandırılabilir.

        Doku ZedelenmesiHafif zedelenmeler: Hafif doku zedelenmesin de bazı lifler kopmuş olabilir. Bu durum söz konusu olduğunda zedelenen bölge şişer ve hafif ağrı olur.
        Orta şiddetli zedelenmeler: Bunda birçok lif kopmuş olabilir. Şişlik ve ağrının yanı sıra bazen fonksiyon kayıpları da olmaktadır.
        Şiddetli zedelenmeler: bu tür zedelenmeler de yumuşak doku tamamen yırtılmış  ya da hasar görmüş olabilir. Çoğu zaman cerrahi müdahale gerekir.

        Yumuşak Doku Zedelenmesinin Nedenleri: Doku zedelenmesinin iki nedeni vardır.

        Dış Etkenler: ağır ve kesici yabancı cisimlerin vücutta travmaya yol açması doku zedelenmesinin dış etkenleridir.
        Doğrudan Etkenler: Organların kapasitesini aşarak kontrolsüz esnemeler ve hareketlerle dinlenmeden sürekli kullanılmasından kaynaklanan zedelenmeleridir.

        Doku Zedelenmesinin Tedavisi:
        Doku zedelenmelerin de genellikle cerrahi bir müdahale olmadığı sürece üç hafta kadar sürede kendiliğinden iyileşir. Ama bunu içinde dinleme şarttır. Sadece dinlenme yeterli olmayabilir bunu yanında buz uygulanarak, ağrı kesici de kullanılabilir ve zedelenen bölge yüksekte tutulmalıdır.
        ]]>
        Bağ Doku Hastalığı https://www.doku.gen.tr/bag-doku-hastaligi.html Wed, 28 Nov 2018 16:01:59 +0000 Bağ doku hastalığı, toplumumuzda çok sık karşılaşılan bir hastalık değildir. Tıbbi olarak bu hastalığın bir diğer adı "Skleroderma"dır. Zaten bağ doku hastalığı daha çok bu ismiyle anılmaktadır. Bu hastalığın gör Bağ doku hastalığı, toplumumuzda çok sık karşılaşılan bir hastalık değildir. Tıbbi olarak bu hastalığın bir diğer adı "Skleroderma"dır. Zaten bağ doku hastalığı daha çok bu ismiyle anılmaktadır. Bu hastalığın görüldüğü kişilerin vücudunda, kolajen adı verilen lift bezleri bir proteinin anormal olarak üretimi nedeniyle bozulur. İşte bu durumda bağ doku hastalığı oluşumu başlar. Hastalıkta proteinlerin yanlış üretimi arttığı zaman, kişinin derisinde, kemiklerinde kaslarında ve diğer organlarında ciddi belirtiler meydana gelir. Bu belirtiler o kadar şiddetlidir ki kimi zaman uzman kişilerin hastaya sadece dışarıdan bir bakması bile teşhisin konulmasında yeterlidir. Skleroderma hastalığının yanı bağ doku hastalığının genel nedeninin insanlardaki bağışıklık sisteminin anormal olarak tepki vermesi olarak bilinmektedir. Bağ doku hastalığı, insanlarda farklı şekillerde görülebilmektedir. Bu hastalık bazı insanlarda belirtilerini aniden ortaya çıkarır. Fakat bazı insanlarda bağ doku hastalığı, yavaş yavaş belirtilerini ortaya çıkarır. Hastalığın gelişim süreci ne kadar yavaş olursa kişinin hastalığın tedavisi için doktora gitmesi de o kadar erken olacaktır. Hastalık en geç birkaç ay içerisinde etkisini göstermektedir. İlk olarak deride görülen değişiklikler kişide bağ doku hastalığının başladığını gösterir. 

        Bağ Doku HastalığıBağ doku hastalığının belirtileri:
        • Daha öncede bahsettiğimiz gibi bağ doku hastalığı ilk olarak deride belirtiler vermeye başlamaktadır. Daha çok kızarıklık olarak görülen bu belirti zamanla kabarıklık ve dökülmeyle birlikte devam eder. Bazen kişilerde oluşan deri sorunlarında küçük ve beyaz renkte lekelenmeler olarak kendisini gösterebilir. 
        • Bir diğer belirti, kişilerde yine cilt üzerinde görülmektedir. Kişilerde eğer bağ doku rahatsızlığı varsa, bu kişilerde deride sertleşmeler ve kalınlaşmalar meydana gelecektir. Deri sanki nasırlaşmış gibi bir hal alacaktır. 
        • Kişilerde çok ciddi bir şekilde saç dökülmeleri meydana gelir. Ortaya çıkan saç dökülmeleri, zamanla artacağı için tedavilerin hızlandırılması gerekir. 
        • İnsanlar bağ doku rahatsızlığı nedeniyle kemiklerde de belirtiler hissedebilir. Özellikle eklem ağrıları bağ doku rahatsızlığının en büyük belirtilerindendir.
        • Eklemlerde sık sık şişme problemleri ve eklemlerden sonraki bölgelerin uyuşması ya da karıncalanması gibi belirtiler de bağ doku hastalığı belirtisidir.
        Bunların yanında daha az karşılaşılsa bile insanlarda meydana gelen diğer belirtiler;
        • Kuru öksürük, 
        • Hızlı nefes alıp verme,
        • Nefes alıp verirken ıslı ya da hırıltı sesi,
        • Karında şişkinlik,
        • Kabızlık,
        • Sık sık mide ekşimesi ve ishal,
        • Hazımsızlık ve dışkı kontrol edememe gibi durumlar görülür. 
        Bağ doku hastalığı neden olur

        Bu hastalığın nedeni kesin olarak bilinmemektedir. Ancak yapılan araştırmalara göre bağışıklık sisteminden kaynaklanan bir hastalıktır. Bağışıklık sisteminin anormal olarak vücuda verdiği tepkiyle insanlarda bağ dokuların büyüdüğü gözlenir. Bu durumda bağ dokusunda yüksek miktarda kolajen biriktiği için bu hastalık oluşur. Bağ doku hastalığı bazı durumlarda oldukça ciddi bir hal alabilir. Bu durumlardan biri kişinin ellerinde ve ayaklarında oluşan his kayıplarıdır. Eğer kişide bölgesel olarak his kayıpları başlamışsa bu hastalığın hayati önem taşıdığını söyleyebiliriz. Bunun yanında eğer bağ doku hastalığı kişide nefes darlığına neden oluyorsa yine hastalığın ciddi bir safhada olduğunu söylemek mümkündür. Son olarak kişide yemek yiyememe, yutmada zorluk gibi belirtiler görülüyorsa, kişinin acil tedaviye ihtiyacı olduğu bilinmelidir. 
        ]]>
        Kan Doku https://www.doku.gen.tr/kan-doku.html Thu, 29 Nov 2018 00:46:11 +0000 Kan Doku, vücutta bulunan damarların içinde dolaşan sıvı dokudur. Kan hücreleri ve plazma olmak üzere iki kısımdan oluşmaktadır. Dokunun %55 kısmını plazma(ara madde), %45 lik kısmını da kan hücreleri(alyuvar, a Kan Doku, vücutta bulunan damarların içinde dolaşan sıvı dokudur. Kan hücreleri ve plazma olmak üzere iki kısımdan oluşmaktadır. Dokunun %55 kısmını plazma(ara madde), %45 lik kısmını da kan hücreleri(alyuvar, akyuvar, kan pulcukları) meydana getirmektedir. 

        Plazma

        Kan hücreleri, yani alyuvar ve akyuvarlar, üstlendikleri görevleri gereği bütün vücudu dolaşmak zorundadırlar. Ama bunu tek başlarına yapamazlar. Hücrelerin hareket etmelerini sağlayan çeşitli mekanizmaları olsa bile,  hücrelerin içinde hareket edebilecekleri bir sıvının varlığı mecburi bir durumdur. İçinde dolaşıp duran farklı özellikteki hücreleri ile birlikte, vücudumuzun her noktasını her saniye katedip duran bu sıvı plazmadır. Plazma kanın %55 lik kısmını oluşturur. Plazmanın içeriğinde %90 oranında su, kandaki su miktarını ayarlamada albümin kullanılır, vitaminlerin taşınmasında ise globülin kullanılır, kanın pıhtılaşmasında kullanılmakta olan fibrinojen, glikoz ve diğer bazı besinler, hücreler arasında bulunan sıvının PH'ını ve sıvı oranını ayarlamakta kullanılan iyonlar, yağlar, aminoasitler, vitaminler, oksijen, karbondioksit ve nitrojen gibi çözünmüş gazlar bulunmaktadır.    

        Plazma içinde bulundurduğu maddeler ve sahip olduğu özelliklerle vücut için çok önemli görevler üstlenir. Bunların en başında, besinleri ve atıkları taşıması en önemli görevidir. Diğer önemli özelliği, kan basıncının belli bir seviyede kalmasını sağlamaktır. Isı dağılımını sağlamakta yine plazmanın özelliklerinden biridir. Bunun dışında plazma kan ile diğer dokuların asit düzeyini belirli bir ölçüde tutmayı sağlamaktadır.

        Plazma, "kan sıvısı" olduğundan, aşırı terleme söz konusu olduğunda plazma miktarı %50 oranında azalabileceği gibi, sulu şeyler fazla tüketildiğinde bu sıvı oranı %60 oranında artmaktadır. Plazmanın içinde bulunan su ise, kanın temel elemanıdır. Plazmanın içinde katı madde olan proteinler bulunmaktadır. Bunlar, kanın pıhtılaşmasını sağlayan fibrinojen, kan hücreleri ve vücut sıvısının oranını düzenleyen albümin ve antikor yönünden zengin olan globülinlerdir. Bunların içinde bizim için son derece büyük öneme sahip olan albüminleri incelemek yerinde olacaktır.

        Albümin sayıca en fazla olan plazma proteinidir ve taşıyıcı görevini üstlenmektedir. Albüminin basit bir taşıyıcı olmadığını özellikle vurgulamak gerekir. Albümin kanın içinde bulunan kolesterol gibi yağları, hormonları ve safra kesesi maddesi olan zehirli ve sarı renkli bilirubini taşımaktadır. Bunların yanı sıra cıva, penisilin ve diğer ilaçları da kendisine bağlar. Zehirleri karaciğerde bıraktıktan sonra, besin maddelerini ve hormonları ise lazım olan yere sevk eder.

        Kan hücreleri

        1- Alyuvarlar (Eritrositler)
        • Kanda çok miktarda bulunan kırmızı renkli kan hücrelerine alyuvarlar denilmektedir. (1 mm 3 kanda 5 milyon tane bulunur). Alyuvarların kırmızı renkli olmasının sebebi ise, yapısındaki hemoglobin maddesinden kaynaklanmaktadır. 
        • Alyuvarlar, dışarıdan alınan oksijen gazını hücrelere, hücrelerde oluşan karbondioksit gazını akciğerlere taşımaktadır. (Oksijen ve karbondioksiti hemoglobin taşır).
        • Alyuvarlar, kemiklerdeki kırmızı kemik iliğinden üretilir.
        • Alyuvarların yaşam süreleri çok kısadır ancak 120 gün yaşarlar. Yaşlı alyuvarlar, karaciğer ve dalakta yok olup giderler.
        • Alyuvarlarda ilk etapta çekirdek bulunur, hücre yeterli olgunluğa eriştiğinde çekirdek kaybolur. 
        • Alyuvarlar, memeli hayvanlarda çekirdeksizdir, diğer omurgalı hayvanlarda ise çekirdeklidir.
        Kan Doku2- Akyuvarlar (Lökositler)

        Kanda en az sayıda bulunan, büyük ve beyaz renkli kan hücrelerine akyuvarlar denilmektedir. (1 mm 3 kanda 7 bin tane bulunur).
        • Akyuvarlar, vücudu mikroplara karşı savunur. Akyuvarlar vücuda giren mikroplara karşı antikor üreterek, toksinlere karşı ise antitoksin üreterek y]]> Yağ Doku https://www.doku.gen.tr/yag-doku.html Thu, 29 Nov 2018 23:33:32 +0000 Yağ doku, her omurgalı canlıda bulunan ve oldukça yumuşak bir dokudur. Canlı vücudunda birçok farklı görevi yapan yağ dokunun insan yaşamı için önemi çok büyüktür.Yağ doku, yağ hücrelerinin yoğun olduğu özel bir bağ d Yağ doku, her omurgalı canlıda bulunan ve oldukça yumuşak bir dokudur. Canlı vücudunda birçok farklı görevi yapan yağ dokunun insan yaşamı için önemi çok büyüktür.Yağ doku, yağ hücrelerinin yoğun olduğu özel bir bağ dokusudur. Bu yağ dokusunda yağlar, trigliserit şeklinde depolanırlar. İnsanlarda yağ doku, bölgesel olarak yerlertirilmiş ve bazı bölgelerde bu doku sıkı olurken bazı bölgelerde oldukça yumuşak bir halde bulunmaktadır. Toplumumuzda yağ doku erkeklere göre kadınlarda çok daha fazladır. Yapılan genel ölçümlerde yağ doku %25 oranında çıkarken erkeklerde bu oran %20 oranında çıkmıştır. Aslında yağ doku, insan vücudunda en büyük organlardan biri olarak sayılabilir. Bu dokular, kişilerin yaşının ilerlemesine bağlı olarak değişebilir. Erkekler yağ dokularını 50 yaşlarından sonra kadınlar ise 60 yaşlarından sonra arttırırlar. Yani yaşlı insanlarda yağ doku çok daha fazla bulunur. İnsan vücudunun birçok bölgesi yağ dokularla kaplıdır. Bu yağ dokular kimi zaman bölgeleri, sıcak tutarken kimi zaman da bölgeyi koruma görevi yapmaktadır. İnsanlarda en fazla yağ doku,karın bölgesinde görülmektedir. Karın bölgesindeki yağ dokular ise aslında hem bayanların hem de erkeklerin yaşadıkları en büyük sorunlardan biridir. Çünkü bu bölgelerdeki yağ doku, estetik açıdan kişilerde sorunlara neden olmaktadır. Yağ doku, sadece estetik açıdan değil, insanlarda sağlık açısından da çok ciddi sorunlara neden olmaktadır. Bu nedenle yağ dokusunun fazlasının zarar olduğunu söyleyebiliriz. 

          Yak doku, insanlarda doğum öncesinde oluşmaya başlamaktadır. Bu oluşum gebeliğin 30. haftasında başlar ve kişinin yaşamı boyunca devam eder. Yağ doku oluştukça vücudun herhangi bir bölgesinde depolanmaya başlar. Yeni doğan bebeklerde yağ doku en fazla küçük damarların etrafında görülmektedir. Bunun yanında ayrıca söylemek isterim ki insanlar yağ dokusundan rahatsızlık duydukları için daha çok bu yağ dokuları yok etmek isterler. Bunun için yapılan egzersizler ve sağlıklı beslenme yeterli olur. Yağ dokusunun oluşumu da yine kişilerin tüketiği yiyecekler ve sürekli hareketsizlikleri nedeniyle oluşabilmektedir. İnsan vücudunda iki farklı yağ doku bulunmaktadır. Bunlar;

          Yağ DokuSarı-beyaz yağ doku: Hücrelerin içerisinde ve sitoplazmanın ortasında bulunan büyük sarı bir yağ damlası içeren hücrelerden yapılmaktadır. Sarı yağ dokusunun rengi, genellikle hücrelerin yağ damlacıklarında çözülebilen vitaminlerin varlığına bağlı olarak oluşmaktadır. Bu renk, beyazdan sarıya doğru giden bir tondur. Bu yağ doku, daha çok yetişkinlerde karşılaşılmaktadır. İnsanlarda göz kapakları, penis, kulak kepçesi hariç olmak üzere vücudun her yerinde bu yağ doku bulunur.

          Kahverengi yağ doku: Bu yağ doku içerisinde çok sayıda mitokondri bulunmaktadır. Bu nedenle kahverengi bir renk almıştır. bu yağ dokusu, sarı yağ dokusu gibi çok fazla bulunmadığı gibi vücudun belli bölgelerinde bulunmaktadır. Bebeklerin vücudunda sadece birkaç yerde rastlanan bu doku, yeni doğan bebeklerde vücut ağırlığının %2'sini oluşturmaktadır. Kahverengi olan yağ doku, hiçbir zaman değişmez ve gelişerek farklı bir yağ dokusuna dönüşmez. Son olarak belirtmek isterim ki kahverengi yağ doku, küçük ve çok kenarlı hücrelerden oluşmaktadır. 

          Yağ dokunun insan vücudunda görevleri:
          • Yağ doku, insan vücudunda karbonhidratlar için bir depo görevi görmektedir. Bu sayede vücut, ihtiyacı olan karbonhidratı ve proteini bu dokulardan sağlar.
          • Organların birbirine karşı kayganlığını sağlayarak oluşabilecek hasarları en aza indirir.
          • vücudu ve diğer organları dış etkenlerden korur.
          • Deri altında bulunan yağ dokular, estetik açıdan kişilerde vücut şeklini oluşturur. 
          • Vücutta eriyen vitaminlerin depolanmasını sağlarlar.
          • Yağ doku, vücuttaki diğer dokular arasındaki boşlukları doldurur. 
          ]]>
          Doku Ve Organ Bağışı https://www.doku.gen.tr/doku-ve-organ-bagisi.html Fri, 30 Nov 2018 00:54:31 +0000 Doku ve Organ Bağışı, bazı hastalıkların tedavisi mümkün olmayacak hale gelir ve hasar gören organların yerine, canlı veya ölüden alınan, sağlam organların konulması ile hastalık tedavi edilir. Buna doku ve organ bağı Doku ve Organ Bağışı, bazı hastalıkların tedavisi mümkün olmayacak hale gelir ve hasar gören organların yerine, canlı veya ölüden alınan, sağlam organların konulması ile hastalık tedavi edilir. Buna doku ve organ bağışı denir. Ülkemizde ve dünyada doku ve organ bağışı bekleyen hastaların sayısı gitgide artmaktadır. Kalp ve karaciğer nakli gerektiren hastalıklar, uygun organ bulunamadığında kısa bir süre sonra ölümle sonuçlanmaktadır. 

          Hangi organ ve dokuların bağışı yapılır 

          Türkiye'de nakli yapılan organlar; karaciğer, böbrek, kalp, akciğer, pankreas ve ince bağırsaktır. Kalp kapağı, kornea, kemik, kemik iliği ve deri ise ülkemizde yapılan doku nakilleridir. Böbrekler vücutta sağ ve sol olmak üzere iki tanedir. Kanı süzerek vücudu zehirli maddelerden temizler. Fakat birçok sebepten dolayı böbrekler hasar görür ve iş göremez hale gelirler. Böbreklerin fonksiyonlarını yitirmesi ile böbrek nakli gereklidir. Ayrıca kalp ve karaciğer de işlevlerini yitirmesi durumunda bu organların da nakli gereklidir.

          Doku ve organ bağışı kimlerden yapılır
          • Kadavra donör(verici): Kalp krizi, trafik kazası gibi nedenlerle yoğun bakımda tedavisi devam eden ve beyin ölümü gerçekleşen hastalardan doku ve organ nakli yapılan kişilere kadavra donör denir. Organ nakillerinde genellikle kadavra donör kullanılır.
          • Canlı donör: Organ ve doku nakli bekleyen hastalara, yakınlarından kan grubu ve doku uyumu sonucu doku ve organ bağışı yapılır. Böbrek ve karaciğer nakli, canlı donörlerden yapılabilir.
          Doku Ve Organ BağışıDoku ve organ bağışı alınan kadavra donörlerde aranan beyin ölümü şartı nedir

          Beynin fonksiyonlarının geri dönüşü olmaksızın kaybolmasına beyin ölümü denir. Beyin ölümü gerçekleşen hastalarda yoğun bakımda solunum ve dolaşım ventiletör denilen destek makinelerine bağlanarak sürdürülebilir. Beyin ölümü gerçekleşen kişiler tıbben ölmüş olarak kabul edilir. Ayrıca beyin ölümü gerçekleşen kişilerin organlarıda 24-36  saat sonra fonksiyonlarını kaybeder.
          Beyin ölümü gerçekleşen kişiler kadavra donör olarak kabul edilir ve hastanın organları fonksiyonlarını yitirmeden organların alınarak bekleyen hastalara nakledilmelidir. Genellikle beyin ölümü ile bitkisel hayat karıştırılır. Bitkisel hayattaki hastanın solunumu devam eder ve bu durum aylarca devam edebilir. Hatta iyileştirilebilirler. 

          Dünyada ve Türkiye'de doku ve organ bağışının gelişimi nasıldır

          İnsandan yapılan ilk doku ve organ bağışı 1947 yılında Boston'da yapılmıştır. İlk başarılı kalp nakli ise Dr. Christian Bernard tarafından 1967 yılında yapılmıştır. Ülkemizde ise 1968 yılında Dr. Kemal Beyazıt tarafından ilk kalp nakli yapılmış ancak hasta kaydedilmiştir. 1975 yılında ise ilk başarılı organ nakli olan canlıdan canlıya böbrek nakli Dr. Mehmet Haberal tarafından gerçekleştirilmiştir.

          Doku ve organ bağışı nedir ve kimlere yapılır

          Kişi hayatta iken kendi iradesi ile tıbben öldükten sonra organlarının başka hastaların tedavisinde kullanılmasına izin vermesine doku ve organ bağışı denir. Doku ve organ bağışının kimlerden ve nasıl yapılacağı 2238 sayılı "Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanun" içeriğinde açıkça belirtilmiştir. 2238 sayılı bu kanuna göre 18 yaşından büyük ve akli dengesi yerinde olan herkes doku ve organ bağışı yapabilir. Doku ve organ bağışı alacak hastalar, kan grubu ve doku uyumu, yaş, boy, kilo ve aciliyet durumuna göre belirlenir. Cinsiyet, ırk, dil, din, zengin-fakir ayrımını gözetilmez.

          Doku ve organ bağışının dini yönden sakıncası var mıdır

          Çoğu dine göre doku ve organ bağışı yapmanın sakıncası yoktur.]]> Belde Yumuşak Doku Zedelenmesi https://www.doku.gen.tr/belde-yumusak-doku-zedelenmesi.html Fri, 30 Nov 2018 21:49:24 +0000 Belde yumuşak doku zedelenmesi, her an insanların başına gelebilecek bir durumdur. İnsan vücudunda birçok bölgede yumuşak dokular bulunmaktadır. Yumuşak dokulara örnek olarak kasları, tendonları, bağları ve kıkırdakları örn Belde yumuşak doku zedelenmesi, her an insanların başına gelebilecek bir durumdur. İnsan vücudunda birçok bölgede yumuşak dokular bulunmaktadır. Yumuşak dokulara örnek olarak kasları, tendonları, bağları ve kıkırdakları örnek verebiliriz. İnsanlarda bel bölgesinde de yumuşak dokular bulunur. Özellikle omurga üzerinde çok yüksek oranda yumuşak doku vardır. İnsanların dik durmasını sağlayan bu sistemin oluşumunu sağlayan yumuşak dokular, oldukça hassas yapılıdır. Bu nedenle kişilerin yaptıkları en küçük yanlış hareketler bile olumsuzluklara neden olarak kişilerde yumuşak doku zedelenmesine neden olacaktır. Özellikle yapılan egzersizler ya da ağır işler belde yumuşak doku zedelenmesi problemini ortaya çıkarır. Belde yumuşak doku zedelenmesi, çok ciddi ağrılara neden olur. Bu ağrılar insanlarda gündelik işlerin yapılamamasına neden olabilir. Ağrıların yanı sıra kişilerde sinir sıkışmaları ya da buna benzer farklı sorunların ortaya çıkması kişilerde en büyük problemdir. 

          Belde Yumuşak Doku ZedelenmesiBelde yumuşak doku zedelenmesi nasıl belirtiler gösterir
          • Belde meydana gelen yumuşak doku zedelenmelerinde en büyük belirti belde ya da bel yakınlarında görülen ağrılardır. Yumuşak dokuların diğer damarları ve sinirleri sıkıştırması nedeniyle oluşan ağrılar kişilerde ciddi sıkıntıları ortaya çıkarır.
          • Yumuşak doku zedelenmesinde, genellikle şişme sorunları da meydana gelir. Fakat bu durum bel bölgesinde şişmelere neden olmayabilir. Yani her yumuşak doku zedelenmesi olan insanda şişme belirtisi aranmamalıdır.
          • Belde oluşan doku zedelenmesinde kişilerde hareket kısıtlamaları meydana gelmektedir. Kişilerde meydana gelen hareket kısıtlaması, özellikle kişinin oturmasında, kalkmasında ve eğilip kalkmasında sorun olmaktadır. Bu belirtiler belde yumuşak doku zedelenmesi sorununun şiddetine göre değişiklik gösterebilir.
          Belde görülen yumuşak doku zedelenmelerinde bu sorunlar üç farklı kademede incelenmektedir. Bunlardan ilki hafif zedelenmelerdir. Hafif zedelenmelerde aslında kişinin tedaviye ihtiyacı yoktur. Bunun için bir süre istirahat kişi için olumlu sonuçları ortaya çıkaracaktır. Hafif yumuşak doku zedelenmesinde bel bölgesinde herhangi bir kuvvet kaybı görülmez. Sadece hafif bir ağrı duyulur. İkinci olarak orta şiddetli bel zedelenmelerindde kişilerde bazı lifler yırtılmış olabilir. 

          Belde yumuşak doku zedelenmesi nedenleri:
          İnsanlarda bu duruma neden olan birçok durum olabilir. Özellikle dış etkenlerden dolayı kaynaklanan sorunlar nedeniyle belde yumuşak doku zedelenmesi görülebilir. Dış etkenlerden biri ola kesici ya da ağır cisimlerin bel bölgesine değmesiyle oluşabilmektedir. Bunun yanında dış etken olmasa bile insanlarda yapılan egzersizlerin aniden ya da ısınmadan yapılması belde yumuşak doku zedelenmesi oluşturabilir. Bazen motorlu araç kazaları, yüksekten düşme, uzun mesafeli koşma, kontrolsüz hızlanmalarda da bende yumuşak doku zedelenmesi görülür. Bu nedenlerden dolayı sadece bel bölgesinde değil, vücudun birçok bölgesinde yumuşak doku zedelenmesi görülebilmektedir. 

          Belde yumuşak doku zedelenmesi için neler yapılabilir
          Dinlenme: Belde meydana gelen bu rahatsızlıklarda doktor tedavilerinden sonra yapabileceğiniz en iyi şey bol bol dinlenmenizdir. Dinlenmek tedavinin önemli bir parçasıdır. Dinlenmeler sırasında belin zedelenme bölgesinin ara ara hareket ettirilmesi faydalı olacaktır. Bu sayede bölgenin kaskatı olmasını engellemiş olacaksınız.

          Buz uygulaması: Belde yumuşak doku zedelenmesi sonrasındaki ilk üç gün bol bol buz uygulaması yaparak şişliklerin önüne geçin. Bölge ne kadar soğuk tutulursa ağrılar o kadar azalacaktır.

          Ağrı kesici kullanımı: Gerekli durumlarda ağrılarınızın azaltılabilmesi için reçetesiz olarak satılan]]> Doku Nakli https://www.doku.gen.tr/doku-nakli.html Sat, 01 Dec 2018 20:54:37 +0000 Doku nakli, vücut bütünlüğü bozulmuş ve buna bağlı olarak fonksiyon kayıpları bulunan kişilerde yapılan bir operasyondur. Doku nakli, insanlarda form ve fonksiyonel açıdan iyileştirmeler kazandıran ciddi bir operasyondur. Gün Doku nakli, vücut bütünlüğü bozulmuş ve buna bağlı olarak fonksiyon kayıpları bulunan kişilerde yapılan bir operasyondur. Doku nakli, insanlarda form ve fonksiyonel açıdan iyileştirmeler kazandıran ciddi bir operasyondur. Günümüzde doku nakli, bazı organlar için oldukça basit bir şekilde gerçekleştirilirken bazı organlar için son derece hassas davranıldığı halde oldukça zorlanılmaktadır. Bu ameliyatların başarılı geçmesi sonrasında hastaların yaşam kalitesi ciddi oranda arttırılmaktadır. İnsanlarda doku nakli, el, kol, ayak, bacak, yüz, deri, üst solunum, bağırsak gibi organlarda yapılmaktadır. Ülkemiz son yıllarda bu konu üzerinde çok büyük başarılar gerçekleştirerek tıp biliminde ilklere imza atmıştır. Dünya çapında ilgi gören doku nakli türlerinden biri olan yüz nakli ve deri naklini gerçekleştiren Türkiye, bu operasyonlara devam etmektedir. Doku nakli, 15 yaşından büyük 65 yaşından küçük olan herkese rahatlıkla uygulanan bir operasyondur. Faka doku nakli yapılabilmesi için bir verici gerekmektedir. Bunun için beyin ölümü gerçekleşmiş ve aile rızası alınmış olan insanlar bulunmalıdır. Bu kriterlerdeki kişiler bulunduğu zaman kişilerde testler yapılmaktadır. Çünkü kişilerdeki kan uyumunun birbirine eşit olması yani uyumlu olması şarttır. Ama kan uyumu her ne kadar gerekli olsa bile doku naklinde doku uyumu aranmamaktadır. Fakat bazen şiddetli doku reddine neden olacak durumların varlığı alıcıda aranmalıdır. Bu sadece bir önlem olarak yapılır. Doku nakli olacak kişinin bu kararı iyi vermesi gerekmektedir. Çünkü doku nakli, ciddi bir operasyon olduğu için geri dönüşü olmayabilir. 

          Doku NakliAmeliyat hazırlığı:

          Doku nakli olacak kişinin bu ameliyatlar öncesinde birden çok branşla ilgilenene cerrahlarla görüşme ve psikiyatrik değerlendirme yapılmaktadır. Bunun yanı sıra kişinin hematolojik ve mikrobiyolojik değerlendirmeler yapılmalıdır. Tüm bu incelemeler yapıldıktan sonra işlemler hakkında hasta ve hasta yakınlarında genel bilgiler verilir ve gerekli bilgilendirmeler yapılır. Daha sonra ameliyat sonrasında yaşanacak olan süreçler hakkında da hastaya ve yakınlarına bilgiler verildikten sonra doku nakli olacak hasta için konsey kararının olumlu olması beklenir. Nakil onaylandıktan sonra hasta ameliyathaneye alınarak genel anestezi altında operasyona başlanır.

          Ameliyat sonrası:

          Ameliyat sonrasında hasta uzun süreler oyunca hastanede yatacaktır. Yatış süresi uzun süreli olacağı için, taburcu gibi durumlar beklenmemelidir. Uzun süreli ilaç tedavilerinin yanında hastanın bulunduğu ortama kimsenin girmemesi sağlanır. Fizik tedavi ve rehabilitasyon sürecine hastanın hazır olması gerekmektedir. Bu süreçte tedaviye uygunluk gösterilmesi gerekir. Aksi durumlarda nakledilen dokuların fonksiyonları gelişmeyebilir. Yani ameliyat sonrasın fizik tedavi, en az ameliyat kadar önemlidir. Doku nakli sonrasında hasta üç ay kadar hastanede kalacaktır. Hasta her ne kadar üç ayda taburcu olsa bile, fizik tedavi uygulamaları iki yıl kadar sürecektir. 

          Doku nakli başarısız olursa ne yapılır

          Doku naklinin dünyada örneği oldukça azdır. Bu kişilerde tüm tedavi yöntemleri denenmesine rağmen doku nakli başarısız olduğu zaman nakledilen dokunun başarısız olması durumunda hastanın vücudunun belli bölgelerinden alınan dokular kullanılarak doku nakli yapılan bölgeye rekonstüriktif cerrahi uygulanır. Bu şekilde hasta tekrar organ nakli bekleyenler listesine alınır. 

          Vericiye ait merak edilenler:

          Ölen kişiden alınan organ ve doku nakli işlemi alıcıda olduğu kadar özenle yapılmaktadır. Organlar çıkarıldıktan sonra kalan bölgeler özenle kapatılır ve cenazenin zarar görmemesine dikkat edilir. Bu durum verici için hangi doku olursa olsun aynı şekilde gerçekleştirilir. Vericiden alınan yüz yerine protez ekipleri nakil yapılmad]]> Yumuşak Doku Zedelenmesi https://www.doku.gen.tr/yumusak-doku-zedelenmesi.html Sun, 02 Dec 2018 05:52:30 +0000 Yumuşak Doku Zedelenmesi: vücudumuzdaki kasların, derinin, cilt altı, cildin ve kas bağlarının darbe sonucu zedelenmesi, ezilmesi ve yaralanması sonucunda oluşmaktadır. Yumuşak doku darbe aldığında veya aşırı zorlanma o Yumuşak Doku Zedelenmesi: vücudumuzdaki kasların, derinin, cilt altı, cildin ve kas bağlarının darbe sonucu zedelenmesi, ezilmesi ve yaralanması sonucunda oluşmaktadır. Yumuşak doku darbe aldığında veya aşırı zorlanma olması halinde yüzeysel yumuşak dokularda cilt ve cilt altı dokularda eziklik meydana gelir ve kılcal damarlardan dışarı çıkan kan cildin üzerindeki bölgede morarmalar meydana getirir. Bu morarmalar darbe aldıktan kısa bir süre sonra meydana gelir.

          Darbe alan bölgede morarmalar, kanamalar, hücrelerin ezilip zedelenmesi ile olur. Alınan darbe kaslara zarar vermiş olabilir ve bu durumda mutlaka bir hekime gidip tedavi olunması gerekir. Kasların aldığı darbelerden tedavinin geç yapılması ileride kalıcı sakatlıklar meydana getirebilir. Bazen bu gibi yumuşak doku zedelenmesi tedavi gerektirmez.

          Yumuşak Doku ZedelenmesiYüzeysel  Doku Zedelenmelerinin Nedenleri: Spor yapanların ani hareketleri, hızlı şekilde yere düşmeler, kasların zorlanması halinde kas yırtılmaları olabilir. Sportif yaralanmalarda cilt altında bulunan kaslar ve bağ dokuları zarar görebilir. Ayak burkulmaları iç kaslarda zedelenmeler meydana getirebilir. Ancak daha derin plandaki kaslarda ve ligemanlardaki zorlanmalar sonucunda kanamalar olabilir. Cildin alt kısmında bulunan kas ve bağlarda meydana gelen kanamalarda cildin morarması daha uzun sürer. Ezilmenin derinin çok altında olması sadece morarma değil, darbe gören yerde çıkan sıvılar ve darbeye bağlı olarak cildin alt kısmında biriken sıvılar ödem oluşmasına da neden olur.

          Yüzeysel doku zedelenmeleri genelde tehlikesizdir ve herhangi bir müdahaleye gerek kalmadan kendi kendine iyileşir. Ancak geri plandaki doku zedelenmeleri, kas yırtıkları, ve ligama yaralanmaları tehlikeli olabilir. Çünkü bunlar eklemlerin sağlamlığını sağlar ve bizim hareket etmemizi sağlayan dokular oldukları için bunlardaki yırtıklar ve yaralanmalar zamanında tedavi edilmelidir. Zamanında edilmez ise kalıcı sakatlıklara neden olabilir. Eklemlerin sağlamlığını sağlayan kas ve bağ dokularında oluşan yaralanmalarda dikkatli olmak gerekir.

          Yumuşak Doku Zedelenmesi Tedavisi: Birçok zedelenme tedavi gerektirmez ve evde 1-2 hafta dinlenerek geçebilir. Yaralanma ya da zedelenme olduğu an ilk müdahale olarak buz kompleksi yapılarak morarma ve şişme önlenebilir. Zedelenmiş bölgeyi bir sargı bezi ile sarıp dokunun etrafında su toplanmasını engellemiş oluruz. Sargı bezi kullanmak ödem oluşmasını ve ödemin verdiği ağrı hissini azaltmaya yardımcı olur. Bir sağlık kuruluşuna gidip darbe alan bölgenin ne derecede darbe almış olduğunu çekilen film sonucunda uygun görülen tedavi yapılır. Yumuşak doku aldığı darbeden dolayı tamamen zarar görmüş ve yırtılmış ise uzman hekimler tarafından cerrahi müdahale yapılabilir veya doktor tarafında fizik tedavisi verilebilir. Ayrıca hastaya ağrı kesici, kas gevşetici enfeksiyon önleyici ilaçlar verilir.

          Doku zedelenmesi olan bölgeye sıcak suyla yapılan masaj kaslardaki kan damarlarındaki kan dolaşımını artırır. Soğuk buz uygulaması ise zedelenmiş bölgede şişme azalır ve ağrı hafifler. Ayrıca, yüzeysel  yumuşak doku zedelenmesinde bitkisel yağların da faydası vardır. Kekik yağı, keklik üzümü yağı ile zedelenen bölgeye bastırılmadan hafif masaj yapılması halinde ağrıyı hafifletilmiş olur. 

          ]]>
          Kemik Doku https://www.doku.gen.tr/kemik-doku.html Mon, 03 Dec 2018 00:50:48 +0000 Kemik Doku, Kemik doku canlıların vücudunda bulunan ve vücudu ayakta tutmaya yarayan en sert doku kemik dokudur. Kemik doku organizmada gerçek  anlamda görev yapan organizmanın kalsiyum deposudur kemik doku. Kalsiyum bakımından çok Kemik Doku, Kemik doku canlıların vücudunda bulunan ve vücudu ayakta tutmaya yarayan en sert doku kemik dokudur. Kemik doku organizmada gerçek  anlamda görev yapan organizmanın kalsiyum deposudur kemik doku. Kalsiyum bakımından çok fazla olduğundan sert yapıya sahiptir. Kemik doku yapısında çeşitli hücreler bulunur bunlar, Osteoklast, osteosit, osteoblast ve hücreler arası matrix bulunur. Sert olmalarına rağmen kıkırdak dokularında çeşitli damarlar bulunur. Kemik dokusunun iç ve dış yüzeyleri zarla kaplıdır. Bu zarların içte bulunanlarına endosteum dış kısımlarında bulunanlara ise periosteum denir. Bu zarların içlerinde iç halkasal sistem dış zarlarda dış halkasal sistem bulunur. Yetişkin bir isnanın vücut iskeletinde iki yüz yedi kemik doku bulunur. Kemik doku inorganik tuzlarla sertleştirilmiş osein bir madde ile boşluklara yerleşmiş canlı kemik hücrelerinden oluşmaktadır.

          İnsan İskeletinde Bulunan Kemikler; Apendiküler iskelet kemikleri ve Aksiyel iskelet  kemikleri olarak iki çeşit olarak ayrılmıştır. Ayrıca kemik 5 bölümden oluşmaktadır, Süngerimsi kemik, kırmızı kemik iliği, sarı kemik iliği, sert kemik ve kemik zardır.

          Aksiyal kamikler; Bu kemikler seksen adet kemikten oluşmaktadır.

          Apendiküler kemikler; Bu kemikler ise yüz yirmi altı kemikten oluşmaktadır. 

          Süngerimsi kemik; Bu kemikte kırmızı kemik iliği bulunur. Gözenekli bir yapısı vardır ve kemiğin dış kısmında yer alır.

          Kırmızı kemik iliği; Bu kemiğin görevi vücut'a alyuvar üretmektir. Görev yeri süngerimsi kemikte bulunur.

          Sarı kemik iliği; Sadece uzun kemiklerde bulunur.Sarı kemik iliğinin asli görevi vücuta yağ depolamaktır.

          Sert kemik; İçerisinde sarı kemik iliği bulunur. Kemiğin orta kısmında bulunur. Sert kemiğin diğer adı beyaz kemiktir.

          Kemik zarı; Kemik dokunun enlemesine büyümesini sağlar. Kemiğin besin ihtiyacını karşılar. Eğer kemik zarı görevini yapmaz ise kemikler enine büyümez. Diğer bir ismine de periost denir.

          Kemik DokuKemik Dokunun Görevleri

          Vücudumuzda buluna kemik dokunun görevlerini sıralayalım. Bu dokular ve ne işe yaradıkları ve görevlerinin ne olduğuna bakalım.

          Kafatası kemikleri; Bu kemikler korumayla görevli oldukları yaşamsal organları dıştan gelecek etkilere karşı korumak. 

          Göğüs Kafesi Kemiği; Bu kemik dokularının görevi yine korumakla görevli olduğu yaşamsal organları dış etkilere karşı korumaktır.
          Ayrıca kemik dokunun diğer görevleri vücuda şekil verir. Kaslarında yardımı ile vücutu hareket ettirir. Kemik doku iç kısmında bulunan ilikler kan hücreleri yapımında görev alırlar. Ve fosfat, kalsiyum, magnezyum ve mineral depolarıdır. Kemik doku şekilleri dört çeşittir. Bunlar Yassı kemikler, uzun kemikler, kısa kemikler ve düzensiz şekilli kemiklerdir.

          Yassı kemikler; Kafatası, kalça, kürek ve kaburgalarda bulunan kemiklerdir. Bu kemiklere yassı kemikler denir. Levha şeklinde olan kemiklerdir. Yassı kemiklerde kemik iliği bulunduran kanal mevcut değildir.

          Uzun kemikler; İki ucu şişkince ve silindir şeklinde olan kol ve bacaklar da bulunan kemiklere uzun kemikler denir. Gövde kısmı sıkı kemik dokusundan oluşmuştur. İnsanların uzamasını sağlayan epifiz adı verilen bu kıkırdak yapı uzun kemikte bulunur.

          Kısa kemikler; Genellikle el ve ayak parmaklarında bulunan bu kısa kemikler şekil olarak farklı olsalar da yassı kemiklere benzerler. Kemik dokusu süngerimsi kemik dolusundan oluşmaktadır.

          Düzensiz şekilli kemikler; Be]]> Yumuşak Doku Enfeksiyonu https://www.doku.gen.tr/yumusak-doku-enfeksiyonu.html Mon, 03 Dec 2018 21:32:58 +0000 Yumuşak Doku Enfeksiyonu: Genel anlamda cilt ile deri altı hastalığına yumuşak doku enfeksiyonu ismi verilmektedir. Kişinin vücudunun her yerini koruyucu olarak saran ve dış yaşam ile ilişki halinde olan yapıya deri ismi ve Yumuşak Doku Enfeksiyonu: Genel anlamda cilt ile deri altı hastalığına yumuşak doku enfeksiyonu ismi verilmektedir. Kişinin vücudunun her yerini koruyucu olarak saran ve dış yaşam ile ilişki halinde olan yapıya deri ismi verilmektedir. Çevre ile temas halindeki bu deri yapısından dolayı deri hastalıklarının oluşması bakımından ve yayılması bakımından epey elverişlidir ve cilt ile deri altı hastalıkları kişinin günlük yaşamı içinde en fazla karşılaştığı enfeksiyonlardandır.

          İnsan derisi epidermis, dermis ile derinin altında bulunan yağ tabakalarının bir araya gelmesinden oluşmaktadır. İnsan derisinin en üstte yer alan ve devamlı olarak kendi kendini yenileyen yapıda olan kısmına epidermis adı verilmektedir. Epidermis, bir zırh gibi vücudu korumakla görevlidir. Dermis ise, ter bezleri, yağ bezleri ile kıl köklerinin bulunduğu, hücreler ile damarsal yapıların var olduğu kısımdır. Dermis elastinler salgılayarak epidermisin kendini yenilemesini sağlamakla görevlidir. Selülit isimli enfeksiyon derinin ikinci katmanı dermis ile yağ dokularının etkilenmesi sonucunda ortaya çıkmaktadır. Bunun yanında kas dokusunun da bu enfeksiyona dahil olması halinde miyosit isimli enfeksiyon gelişmeye başlamaktadır. Deride bakteri sonucunda oluşan enfeksiyonlara ise, piyodermi ismi verilmektedir.

          Yumuşak doku Enfeksiyonlarının Sebepleri ve Belirtileri

          Yumuşak doku enfeksiyonları aile ve çevresel faktörler, kişinin biyolojik durumu, bağışıklık sistemi gibi birden fazla sebebe bağlı olarak ortaya çıkabilmektedir. Bunun yanı sıra, yumuşak doku enfeksiyonları içinde en fazla rastlananları arasında dokuda travma oluşması, böcek tarafından ısırılma, yaralanma, tırnak çekme ve hayvan tarafından ısırılma gibi durumlar yer almaktadır.

          Yumuşak Doku EnfeksiyonuYumuşak doku enfeksiyonlarının belirtileri ise şu şekildedir;

          • Selülit: Yumuşak doku enfeksiyonunun en fazla görülen cilt enfeksiyonu olan selülit, lokal duyarlılık, ödem oluşumuyla eritem ile tanınmaktadır.
          • Apse: Bir kitle olan apse, derinin iç kısımlarında yer almaktadır ve genel olarak şişlik oluşumuna sebep olmaktadır.
          • Çıban: Tıp dilindeki adı fronkül olan çıban hastalığı kıllar sebebi ile oluşan bir enfeksiyon çeşididir ve bu enfeksiyon çeşidinde kıllar deri gözeneklerini tıkar, bunun sonucunda da fındık ya da ceviz iriliğinde enfeksiyonlar oluşur.
          • Yılancık: Yılancık ya da epirezel, yüzün burun ile çene kısmında kırmızı renkli bir benek olarak ortaya çıkmakta, daha sonra ise genişleyerek acı veren bir şekle bürünmektedir. Yılancık enfeksiyonuna yakalanan kişi yüksek ateş, kramplar ve titreme görülmektedir. Yılancık enfeksiyonunun görüldüğü vücudun bir diğer yeri ise bacaklardır.
          • Diyabetik Ayak: Bir yumuşak doku enfeksiyonu olan diyabetik ayak, genellikle uzun süreli şeker hastalığı olan kişilerde görülen ve kendini tekrarlayan bir yaradır.
          • İmpetigo: Genel olarak iki ile beş yaş arası çocuklarda görülmektedir. Bu yara çeşidi çocukların bacak ve kollarında ortaya çıkmaktadır ve üst yüzeyi sarı, kabuklu ve kırmızı renkli yaralar halinde görülmektedir.
          • Paronişi: Tırnak ile çevresinde bulunan deri tabakasının enfeksiyon kapması sonucunda oluşan paronişi, genel olarak sürekli yapılan manikür, kişide tırnak yeme alışkanlığının olması ya da tırnağın ucunda bulunan derinin travması sonucunda ortaya çıkmaktadır.

          Yumuşak doku enfeksiyonu yediden yetmişe herkeste ortaya çıkabilmektedir ve genel olarak antibiyotik yardımı ile tedavi sürecini gerektirmektedir. Yumuşak doku enfeksiyonuna yakalanan bir kişi uzman bir doktor ile görüşerek doktorun talimatları doğrultusunda verilen ilaçları düzenli olarak kullanmalıdır. Bunun yanı sıra, bu kişinin çevresel kirlerden uzaklaşması, beslenmesine dikkat etmesi ve kendi temiz]]> Kıkırdak Doku https://www.doku.gen.tr/kikirdak-doku.html Tue, 04 Dec 2018 07:29:10 +0000 Kıkırdak Doku, Sentripom adı verilen kıkırdak doku hayvansal bir dokudur. Görevleri vücutta yarı taşıyıcı görevi bulunur. Esnek bir matrise sahip olan kıkırdak doku kemik dokudan daha esnek ve yumuşaktır. Kesinlikle dokusunda Kıkırdak Doku, Sentripom adı verilen kıkırdak doku hayvansal bir dokudur. Görevleri vücutta yarı taşıyıcı görevi bulunur. Esnek bir matrise sahip olan kıkırdak doku kemik dokudan daha esnek ve yumuşaktır. Kesinlikle dokusunda damar bulunmaz. Kıkırdak olan hücreleri mantilizyon ile madde alış verişi yapar. Kıkırdak dokulu kemikler vücudumuzda çeşitli yerlerde bulunurlar. Bunlar Burun, kulak, göğüs kafesi, boğazda ve omurlar arasında. Kıkırdak dokular üçü ana kıkırdak doku tipine sahiptir. Bunlar elastik, hiyalin ve fibröz olarak adlandırılır. Bunların her biri bulundukları yerin ihtiyaçlarını karşılamak ile görevlidir. Farklı özelliklere sahiptirler. 


          Kıkırdak DokuElastik kıkırdak; Sarı kıkırdak olarak ta bilinen elastik kıkırdak öztaki borusu, gırtlak ve kulak kepçesinde bulunur. Bu kıkırdak dokunun buralarda görevli olması boruların açık kalmasını sağlamasıdır. Elastik kıkırdak hiyalin kıkırdağa da benzer. Elastik lifler içermesi hiyalin kıkırdak tan kendisini farklı kılar. Dokusu sert ama elastik tir.

          Hiyalin kıkırdak; Hayvansal canlılar üzerinde en sık görülen kıkırdak tür hiyalin kıkırdakdır. Kemiklerin içerisinde kemikleşme merkezi olarak çalışır. Özellikle hareketli eklemlerde bulunurlar. Bunların yanı sıra nefes borusu, gırtlak ve burunda büyük solunum yolları duvarlarında bulunurlar. Hiyalin kıkırdak incelendiğinde bazı hücrelerin bir birlerinden ayrılmadığı iki bazen üç halde kaldığı görülmektedir. Bu guruplaşmaya tıp dilinde izogen guruplar denir. 

          Fibröz kıkırdak; Fibröz kıkırdaklar sert ve dirence gerilim gerektiren yerlerde bulunurlar. Fibröz kıkırdaklar kalça, penis ve omurga arası diskler de kemikler arasında tendon ve ligamentlerin kemikler arasında birleşme noktasında bulunurlar. Fibröz kıkırdağın kıkırdak dokusu ile hiyalin kıkırdak doku arasında bir karakteri bulunur.

          Kıkırdak Doku Görevleri
          • Kulak burun vb organların şekil almasında görev alır.
          • Organların yapı şekillerinin bozulmasında.
          • Kemiklerde boyca büyümesinde.
          • Kemiklerin eklem yerlerinde kayganlığı sağlamada.
          Kıkırdak Dokusu Hakkında
          • Sinir ve kan damarı bulunmaz. 
          • Hücreler arasında maddelerden oluşur.
          • Omurgasız olanlarda sadece yumuşakça ve kafadan bacaklılar da bulunur.
          • Mezodermden meydana gelir.
          • Hücreler arasında beslenmesi bağ dokularında gerçekleşir.
          • Ara madde içinde lakün adı verilen boşluklarda bulunur
          • Şekilli ve şekilsiz elemanları yaparlar.
          • Hücreleri kondrositlerdir.
          ]]>
          Doku Çeşitleri https://www.doku.gen.tr/doku-cesitleri.html Tue, 04 Dec 2018 08:34:29 +0000 Doku Çeşitleri, Doku; İnsan, hayvan ve bitki organlarını meydana getiren aynı görev için bir araya toplanan hücreler arası yapı maddelerini oluşturan yapılara doku denir.Yapı hücreleri bütünüdür. Doku Çeşitleri, Doku; İnsan, hayvan ve bitki organlarını meydana getiren aynı görev için bir araya toplanan hücreler arası yapı maddelerini oluşturan yapılara doku denir.Yapı hücreleri bütünüdür.

          Doku Çeşitleri iki dalda incelenir; Bunlar hayvansal dokular ve bitkisel dokulardır. Hayvansal dokular ;İnsan ve hayvan hücrelerinde bulunan dokulardır. Bitkisel dokular bitki hücrelerinde bulunan dokulardır.

          Hayvansal Doku Beş Çeşittir bunlar; Epitel doku, destek doku, bağ doku, kas doku ve sinir dokulardır.

          1.Epitel doku; Kan damarı taşıyamayan vücudu dıştan saran iç organ yapısında karışan dokulardır. Üç gurupta incelenir.
          • Örtü epiteli;Vücudu dıştan ve içten saran epiteldir
          • Salgı epiteli; Vücuda salgı yapan goblet hücrelerdir. 
          • Duyu epiteli;Dış ortamdan gelen ses, ışık, koku gibi uyarıları alan epitel dokudur.
          2.Destek doku; Diğer organları ve dokuları birbirine bağlar. Yumuşak organları korur. Ara maddesi en fazla olan doku destek bağ dokudur.

          3.Bağ Doku;Yumuşak organları koruyan destek ve direnç kazandıran hücreler arasındaki ara maddesi en fazla olan diğer dokuları ve organları birbirine bağlayan dokulardır. Bu bağ dokuları beş grupta incelenmekte.
          • Temel Bağ Doku: Hücrelerdeki mikropları öldürür ve organların bir arada tutulmasını sağlayan bir dokudur.
          • Kıkırdak Doku: Kan damarı taşımaz bulunduğu yere esneklik kazandırır. Üç çeşit kıkırdak doku bulunmaktadır. Hiyalin kıkırdak, Lifli kıkırdak, Elastik Kıkırdak.
          • Kemik doku: Vücut iskeletini oluşturan,vücuda destek sağlayan iç organlara tutunma oluşturan mineral madde deposudur. Kemik dokuda P, Ca, Mg gibi mineraller kemik dokusuna sertlik sağlar. Kemiğin onarımı ve kalınlaşmasını sağlar.
          • Yağ Doku: Organların etrafında deri altında depolanan özelleştirilmiş bir doku çeşididir.
          • Doku ÇeşitleriKan Doku: Kan hücreleri ve kan plazmasında oluşur.
          4.Kas Doku: Vücudun hareket iç organların çalışmasında görevli yapıları kasılabilir proteinler sayesinde sinirsel uyarılara cevap veren dokudur.
          Kas dokusunda hücre ara maddesi yoktur. Düz kas, kalp kası, çizgili kas olmak üzere üçe ayrılır.
          5.Sinir Doku: Vücuda içten ve dıştan gelen uyarıları sinir sistemine taşır. Hücrelerine nöron adı verilir. Sinir dokularının sinir hücreleri çoğalamaz ve kendisini yenileyemez.

          Bitkisel Dokular; Sürgen doku ve değişmez doku olarak ikiye ayrılır.
          Meristem Doku: Hücreleri canlı ince zarlı ve bol sitoplazma kofulsuz ve çekirdekli hücre arası boşlukları olmayan hücrelerdir. Sürekli bölünebilme özellikleri bulunmaktadır.
          Değişmez Dokular: Hücre duvarlarında mantar ve odun özü biriktiğinden kalın dokulardır. Meristem dokuların oluşturduğu bölünme özelliğini kaybeden dokulardır.
          ]]>
          Yumuşak Doku Romatizması Fibromiyalji https://www.doku.gen.tr/yumusak-doku-romatizmasi-fibromiyalji.html Wed, 05 Dec 2018 01:35:30 +0000 Yumuşak Doku Romatizması Fibromiyalji: Fibromiyalji şiddetli yaygın kas, iskelet sistemi ağrısı, yorgunluk ve uyku düzensizliği olan kronikleşmiş yumuşak doku romatizma hastalığıdır. Fibromiyalji yalnız başına bir hast Yumuşak Doku Romatizması Fibromiyalji: Fibromiyalji şiddetli yaygın kas, iskelet sistemi ağrısı, yorgunluk ve uyku düzensizliği olan kronikleşmiş yumuşak doku romatizma hastalığıdır. Fibromiyalji yalnız başına bir hastalık olduğu bilinmektedir, fakat başka hastalıklar ile beraber meydana çıkabilir. Yumuşak doku romatizması fibromiyalji hastalığının nedenleri fazla bilinmemektedir. Araştırmalara göre kas ve kas işlevi, sinir sistemi bozukluğu hormonal sistemlerinin aşırı çalışmaktan olabileceği düşünülmektedir.

          Hastalığa yol açan bozuklukların merkezi olarak sinir sisteminin neden olduğu düşünülmektedir. Fibromiyalji hastalığı aileden gelen irsi hastalık olabileceği söylenmektedir. Yumuşak doku romatizmasının ortaya çıkmasında pek çok sebep etki faktörleri bulunmuştur. Bunlar bazen enfeksiyonlarla sık sık karşılaşmak bazen travma bazen psikolojik travma da olabilir. Fibromiyalji bazen geçirmiş olduğunuz kaza veya genetik faktörlerden de kaynaklanabilir.

          Yumuşak doku romatizması fibromiyalji uzun süren ağrılar, güç kaybı ve sakatlığa yol açan sendromlar arasında ilk sırayı almaktadır. Yumuşak doku romatizması en sık görülen ağrı çeşididir halkımızın %5 inde bu ağrılar görülmektedir. Bayanlarda bu ağrı daha çok görülür. Fibromiloji 25-30 yaşları arasında görülmeye başlayan hastalıktır.

          Yumuşak Doku Romatizması FibromiyaljiYumuşak Doku Romatizması Fibromiloji Belirtileri:  Bu hastalığa neden olan faktörler tam olarak bilinmemektedir. Hasta en çok eklem bölgelerinde, kol ve bacaklarında, belde, sırt ve boyun ağrılarında şikayetçi olur. Ayrıca eklemlerde tutulmalar, ellerde şişme görülür.

          Yumuşak doku romatizması fibromiloji kişilerde halsizliğe, yorgunluğa, şiddetli baş ağrısına, karın ağrısına neden olur. Kişilerde sinirli ve gergin olma haliyle beraber baş ağrısı da görülür. Düşünce bozuklukları meydana gelir.

          Devamlı yorgunluk, gece uyuyamama, sabahları uyanmakta güçlük çekme, gözlerde ağrı, el ve ayaklarda uyuşma ve terleme görülür. Psikolojik bozukluğu, stres, masa başında uzun süerli çalışamama, kolların uzun süre hareket etmesi boyun ve omuzda şiddetli ağrılara neden olur.

          Devamlı bilgisayar başında aynı pozisyonda oturmak bel ve sırttaki ağrıları şiddetli hale getirir. Soğuk mekânlarda çalışan kişilerde hastalığın belirtileri daha çok görülür.

          Yumuşak Doku Romatizma Fibromiyalji Tedavisi: Fibromiyaji hastalığının tedavisi bazen uzun sürebilir. Başta hastaya bu hastalığın var olduğunu fakat fiziksel yönde sakat, şekil bozucu hasar bırakmayan bir hastalık olduğuna bilgilendirmek gerekir. Bazen fibromiyalji hastalığına sinirsel tanı konabilir.

          Hastaya uzman doktorlar tarafında nokta enjeksiyon uygulanılır, antidepresan ilaçlar, kas gevşeticiler ve uyku düzenleyici ilaçlar verilir. Fizik tedavisi ve egzersizler verilir. Hastaya uzun süreli oturmamaları günlük yapılacak işleri dinlenerek yapmaları tavsiye edilir. Geçmiş olsun…

          ]]>
          Doku https://www.doku.gen.tr/doku.html Wed, 05 Dec 2018 21:08:22 +0000 Doku, hayvan, bitki ve insan organlarını meydana getiren yapı ve şekil bakımından birbirine benzeyen, aynı işlevi gören birbirleriyle aynı kökten gelen hücrelerin topluluğuna verilen isimdir. İlkel canlıların bütün hayatları Doku, hayvan, bitki ve insan organlarını meydana getiren yapı ve şekil bakımından birbirine benzeyen, aynı işlevi gören birbirleriyle aynı kökten gelen hücrelerin topluluğuna verilen isimdir. İlkel canlıların bütün hayatları boyunca tek hücre olarak kalmalarına rağmen yüksek organizmalar çok sayıda hücrenin bir araya gelmesiyle oluşmuştur. Doku hücre bölünmesi sonucu meydana gelir. Tek hücreliler de bölünen hücreler birbirinden ayrılarak yeni birer hücre oluşturmalarına rağmen, çok hücreliler de bölünen hücreler plasmodesma ve geçit gibi madde ve uyarı iletimini kolaylaştırır, ploplastları arasında ise sıkı bir bağ kuran hücre topluluklarını meydana getirir.  Dokular bitkisel ve hayvansal olmak üzere ikiye ayrılır:

          Bitkisel Dokular:
          • Meristem doku: Büyük hücre arasında boşlukları olmayan, genellikle çok küçük ve çok sayıda vakuole malik hücrelerden oluşan yapıdır. Bu hücrelerin en önemli özelliği sık sık bölünmesiyle yeni hücreler meydana getirmesidir. 
          • Sürekli Doku: Meristem dokunun tersine bu doku sürekli bölünme özelliği göstermez. Çeperleri kalındır. Aynı zaman da kimyasal yapıları da farklıdır. 
          • Epitel doku: Vücut yüzeylerini örten ve vücut içindeki boşlukları sınırlayan devamlı bir tabaka ve örtüyü oluşturan hücrelerden meydana gelir. 
          • Bağ doku: Mezenşimal kökenli olan bağ dokusu tüm dokuları birbirine bağlar. Korunmalarını, beslenmelerini, dokuların arasının dolumunu, yağ depolanmasını, kan hücrelerinin üretilmesini, enfeksiyona karşı korumayı ve dokuların onarılmasını sağlayan dokuya bağ dokusu denir. 
          • Kan doku: Beyaz ve kırmızı kan hücrelerini ve kanının hücresel olmayan sıvı kısmını içine alır. 
          • Sinir dokusu: Nöron adı verilen hücrelerden oluşur. Bunlar, elektrokimyasal sinir impulslarını iletmek için özelleştirilmiş hücrelerdir.
          • Üreme dokusu: Kadınlarda yumurta hücrelerini, erkeklerde spermleri üretmek üzere değişmiş hücrelerden meydana gelen dokuya verilen isimdir. 

          Doku
          Doku nakli yapılarak hasta kişilerin iyileşmesi sağlanmaktadır. En bilindik doku nakli kemik iliği naklidir. Bunun yanında nakli yapılan dokular kornea, kalp kapağı ve deridir. Ama ülkemizde yeterince doku nakli yapılamamaktadır. Doku naklinin yapılabilmesi için hasta olan kişi ile doku bağışı yapacak olan kişinin kanlarının ve dokularının birbirine uygun olması gerekmektedir.
          ]]>
          Yumuşak Doku Kanseri https://www.doku.gen.tr/yumusak-doku-kanseri.html Thu, 06 Dec 2018 15:23:48 +0000 Yumuşak Doku Kanseri tümörlerin en ender ve en ölümcüllerinden olan kanser türlerinden biridir. Diğer adı sarkomadır. Yunancadır. Yumuşak doku sarkomları, vücudunuzdaki yumuşak dokularda kendini gösteren k Yumuşak Doku Kanseri tümörlerin en ender ve en ölümcüllerinden olan kanser türlerinden biridir. Diğer adı sarkomadır. Yunancadır. Yumuşak doku sarkomları, vücudunuzdaki yumuşak dokularda kendini gösteren kanserli  tümörlerdir. Sarkomalar, kemiklerde ve adaleler, kıkırdak, tendonlar, yağ gibi organ veya dokuları saran, yumuşak bağ dokusunda ve yardımcı dokularda, bir de, kalbin, akciğerlerin, karnın, merkezi sinir sisteminin ve kan damarlarının dış yüzeylerinde oluşan, her yaşta insanda görülebilen tümörlerdir.

          Yumuşak doku sarkomları sık rastlanan kanser türlerinden değildir. Erkeklerde kadınlara göre daha sık görülür. Zaman zaman çocuklar ile ergenlerde de görülmektedir.

          Yumuşak Doku Kanseri, vücudun herhangi bir yerinde ortaya çıkabilir. Yüzde ellisi eller, kollar, bacaklar ve ayaklarda görülür. % 40'ı göğüs, sırt, kalça, omuzlar ve karında ortaya çıkar,  yaklaşık % 10'u da baş ve boyunda bulunmaktadır.

          Yumuşak Doku KanseriYumuşak Doku Kanseri ilk evrelerinde genellikle herhangi bir belirti ve semptom vermez. Tümör yumuşak dokuda büyüdükçe, şişme ya da yumrular görülebilir. Sonrasında sinirler ve adaleler üzerine baskı uygularsa ağrılar ortaya çıkabilir. Zayıflayan kemikler, bazen de kırılmalar, eklem şişliği ve hassaslığı, yorgunluk, ateş, kilo kaybı, anemi semptomları olarak belirti verebilir.

          Hayatta kalma açısından tümörün yeri, tümörün büyüklüğü, başka organlara yayılımı, biyopsi bulguları, tümörün derecesi-agresivitesi gibi risk faktörleri önemlidir.

           Sarkom tedavisinde amaç tümör dokusunu çevreleyen sağlıklı bir doku kalacak şekilde tümörün tek bir parça ve tam olarak alınmasıdır. Ortopedik onkolojide bu “en-bloc”  rezeksiyon şeklinde isimlendirilir.

          Yumuşak doku sarkomaların özellikle erken teşhislerinde başarı oranı yüksektir. 

          Yumuşak Doku Kanserinin tedavi seçenekleri hastanın genel durumuna, yaşina, tümörün yerleştiği bölgeye, hastanın başvurdugu merkeze ve en önemlisi evresine göre değişebilir.

          Ölümcül olabilen bu gibi kanserli tümörlerin, yok edilmesi oldukça zordur. Yumuşak dokulara nüfuz eden bu sarkomlar, bulundukları dokulardaki hücreleri etkisiz hale getirdikleri için, vücut direncini düşürür. Yumuşak Doku Kanseri, ameliyat, radyasyon terapisi veya kemoterapi yöntemleri ile tedavi edilebilmektedir. Bunun için erken tanı ve teşhis çok önemlidir.

          Vücudunuzda inatçı, büyümeye devam eden bir şişlik gördüğünüzde doktorunuza danışmalısınız. Doktorunuz sarkomdan şüphelenirse öncelikle sizin sağlık geçiminizi öğrenerek fizik muayenenizi yapacaktır. Sonrasında röntgen, bilgisayarlı tomografi, manyetik rezonans, ultrasonografi, kemik taraması gibi tetkiklerden uygun olanı ve gerekli kan tetkiklerini isteyecektir. Tümörün iyi ya da kötü huylu olduğunu anlamak için tümörden doku örneği aldırarak (biyopsi), bunu mikroskop altında incelemeye gönderecektir.  Yumuşak doku kanseri var ise bunun ne kadar saldırgan olduğunu gösteren değerlendirmeyi yapacak, lenf bezlerine yayılması, tümörün büyüklüğü ve yeri, diğer organlara yayılması ve hangi evrede olduğu gibi konuları tespit edecektir. Hastalık ne kadar erken evrede teşhis edilirse yaşam süresinin o kadar uzun olacağını unutmayın.

          ]]>
          Doku Kültürü https://www.doku.gen.tr/doku-kulturu.html Thu, 06 Dec 2018 15:43:59 +0000 Doku Kültürü, küçük doku ve organ parçalarının steril ve uygun besin ortamlarında yetiştirilmesine doku kültürü adı verilir. Claude Bernard, geçen yüzyılın sonlarında canlı olan dokuların aktivitelerinin düzenlenmesinde Doku Kültürü, küçük doku ve organ parçalarının steril ve uygun besin ortamlarında yetiştirilmesine doku kültürü adı verilir. Claude Bernard, geçen yüzyılın sonlarında canlı olan dokuların aktivitelerinin düzenlenmesinde iç çevrenin dokularla etkileşim halinde olduğunu ve iç çevrenin bu aktivitelerini düzenlediğini ortaya çıkarmıştır. İlk başlarda bitki doku kültürü ve hayvan doku kültürü ayrı olarak gelişmiş, son yıllarda ise her iki alandn karşılıklı bilgi alışverişi gerçekleşmiştir.

          Doku kültürünün gelişimi

          1838-1839 yıllarında doku kültürü, Scheilden ve Shawalk ortak çalışmaları ile başlamıştır. 1898 yılında Haberland aseptik kültürde bitki dokusunu geliştirmiş, ardından bunu Hanning'in Turpgiller familyasındaki embriyo kültür çalışmaları takip etmiştir. Doku kültürü ile bitkilerin yetiştirilebileceğini ilk olarak 1950 yılında Prof. F.C.Stewart ve Dr. Georges Morel tüm dünyaya göstermiştir.

          Ülkemizde ise doku kültürü ile ilgili ilk çalışmalar 1970'li yıllarda başlamıştır. İlk bitki doku kültürü laboratuvarı 1973'te Ankara Üniversitesi'nde açılmış ve doku kültürü ile çalışmalar başlatılmıştır. Hemen ardından 1978'de Ege Bölgesi Zirai Araştırma Enstitüsü'nde Yalova'da Atatürk Bahçe Kültürlerini Araştırma Enstitüsü'nde ve son olarak Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi bölümünde doku kültürü laboratuvarı kurulmuş ve bu alanda çalışmalara başlanmıştır. 

          Bitki doku kültürünün amacı, genetik varyabilite sağlamak ve yeni çeşit oluşturmaktır. Ayrıca çevre koşullarından etkilenmeyen doku kültürü ile bitki çoğaltımı kolay ve hızlıdır. Bunun sonucunda Üstüm özellikli bitki çeşitleri daha çabuk elde edilir. Ayrıca kaybolan türlerin korunması için de doku kültüründen faydalanılır.

          Doku kültürü işlemi ve özellikleri

          Bu işlemde özellikle kullanılan besi yerinin bakteriler ile etkileşimi ve kimyasal maddelerin zararı büyük tehlike olarak görülmektedir. Bu sebeple malzemelerin hazırlanması ve seçiminde titiz olunması gerekir. Ayrıca kullanılacak eşyaların besi yeri ile teması olacağından steriliteye önem verilmelidir. 

          Doku kültürünün besin ortamını oluşturan maddeler başlıca 6 grupta toplanırlar:
          • Besin ortamının %97'sini saf su oluşturur.
          • Azot, potasyum, kükürt, fosfor, kalsiyum vb. gibi mineraller besin birleşimi halinde verilir.
          • Karbonhidratlar da bu bileşimde yer alır.
          • Vitamin ve hormonlar yer alır.
          • Aminoasitler ve bazı azotlu bileşikler bulunur.
          • Organik kompleksler(Örneğin, hindistan cevizi sütünün yüzde 15'lik kısmı)
          Doku Kültürü
          Bitki doku kültürü üretim şekli diğer üretim şekillerinden farklıdır. Meristem, polen, anter gibi çok küçük bitki parçalarının kullanılması ve steril ortamlarda çalışması gibi durumlar yapay bitki üretimine göre oldukça zordur. 

          Doku kültürü ile üretimin faydaları

          Gelişmiş ülkelerde doku kültürü ile üretim ticari fayda olarak kullanılmaktadır. Bu faydalardan bazıları şunlardır:
          • Generatif ve vegatatif üretim yöntemleri ile çoğalması zor olan bitkilerin üretilmesi
          • Virüslerden arınmış bitkilerin elde edilmesi
          • Bitkilerin ıslahı
          • Eczacılıkta ve kimya sanayisinde farklı çeşitlerde bitkilerin üretilmesi
          • Genetik kaynağı materyalinin uzun süre muhafaza edilebilmesi
          ]]>
          Yumuşak Doku Travması https://www.doku.gen.tr/yumusak-doku-travmasi.html Fri, 07 Dec 2018 10:19:37 +0000 Yumuşak doku travması, Yumuşak doku travması tendonların, kasların, kıkırdak ve bağ dokularının kaza sonucu veya herhangi bir sebeple yaralanmasıyla meydana gelen rahatsızlık durumudur. Yumuşak dokuda bulunan burkulma, ezilme, Yumuşak doku travması, Yumuşak doku travması tendonların, kasların, kıkırdak ve bağ dokularının kaza sonucu veya herhangi bir sebeple yaralanmasıyla meydana gelen rahatsızlık durumudur. Yumuşak dokuda bulunan burkulma, ezilme, yırtılma, zorlanma ve morarma gibi durumlarda yumuşak doku travması olarak ifade edilir. Yumuşak doku travması olduğu bölgede şişlik, ağrı ve morarma gibi durumlar gözlenir. Ayrıca yumuşak dokuda bulunan zedelenme ile beraber bu bölgelerde hareket kısıtlılığı, işlevini yerine getirememe, tutukluluk gibi problemler oluşur. Yumuşak doku travması derecesine göre sınıflandırılır.
          • Hafif oluşan zedelenmeye bağlı travmada bazı bölgelerde yırtılma gözlenirken; ağrı ve şişlik gibi problemler oluşur. Çoğu zaman ise yumuşak doku travmasının en hafif halinde kuvvet kaybı görünmez.
          • Orta şiddetli travmalarda ise vücutta bulunan yumuşak dokuların birçok bölümünde liflerde yırtılmalar oluşur. Böyle durumlarda ağrı ve şişkinliğin yanında; morarmalar ve his kayıpları gözlenir. Bu bölgede oluşan travmanın nedeniyle, oluştuğu bölgede his kaybı ve fonksiyon kaybı yaşanır.
          • Şiddetli travmalarda yumuşak dokunun tamamında yırtılmalar ve büyük hasarlar gözlenir. Böyle durumlarda o bölgede his kaybı ve hissiyatsızlık gözlenirken; bu bölgenin tedavi edilmesinde cerrahi yöntemler kullanılır.
          Yumuşak doku travması nedenleri

          Yumuşak doku travmasının nedenleri arasında dış etkenler önemli rol oynamaktadır. Vücuda girecek herhangi bir cisim sebebiyle veya kesici durumlarda travmalar meydana gelir. Böyle durumlarda kazalar gibi sebepler ile vücudun belirli bölgesinin travmaya maruz kalması ile vücudun belirli bölgelerinde hasarlar oluşur. Bu durumlarda organların kapasitesini aşacak hareketlerde kontrolsüzlük ve sürekli ağrılar, kanamalar gözlenebilir.

          Yumuşak doku travmasının sebepleri arasında bazen hastalık  veya kazalar sebebiyle oluşan travmaların dışında spor yaralanmalarında gözlenebilir. Yapılan hareketler de ısınmadan ve aşırı kilo sebebiyle egzersiz yapmak da bu bölgelerde yumuşak doku zedelenmesini etkiler. Ani dönüşler, kontrolsüz hırpalanma sonucu veya herhangi bir sebeple çarpma gibi durumlarda yumuşak doku travması gözlenir. Ayrıca uzun mesafeli koşu gibi süreklilik içeren egzersiz hareketleri ile de yanlış hareketler sebebiyle, bir anda dengesiz bir duruş ile yumuşak doku travması yaşanabilir.

          Yumuşak Doku Travması
          Yumuşak doku travması tedavisi

          Yumuşak doku travması tedavisi ilgili gerektiren bir tedavi şekli içerir. Tedavi süresince yumuşak doku da oluşan hasarın giderilmesi için öncelikli olarak o bölgenin steril bir hale getirilerek; içinde bulunan herhangi bir cisim varsa çıkarılması gerekir. Dokunun derecesine göre tedavi işlemi uygulanır. Yumuşak doku travması olan bölgenin hafif hareketlerle devam ettirilmesi sağlanırken; bu bölgede bulunan hareketsizliğin giderilmesi sağlanır. Bu esnada ağır hareketlerden kaçınmalı, yumuşak doku zedelenmesi ile kişinin ağır iş yapmaması gerekir. Dokunun zarar gördüğü bölgelerde bulunan sorunlarda ise bu bölge iyileşene kadar günlük aktivitelerin kısıtlaması gerekir. Bu bölgede bulunan yumuşak doku zedelenmesi olan bölgeye buz kompresi uygulanması gerekir. Böylelikle bölgede bulunan ağrılarının hafifletilmesinin yanında şişliğin azaltılması sağlanır.

          Yumuşak doku travmasına bağlı bulunan ağrılar için ağrı kesici ilaçlar kullanılarak, bu bölgenin ağrısının azaltılması sağlanır. Yumuşak doku travması oluşan bölgenin vücut bölgesi içerisinde kalp seviyesinden yukarıda tutulması ile bu bölgede oluşan şişliğin azalması sağlanır. Yumuşak doku travmasına bağlı oluşan yaralanmalı kaza gibi durumlarda ise o bölgenin hasarı büyük olduğu zaman bu bölge için gerekli cerrahi yöntemler uygulanır. Burada oluşan yaranın tedavisi için öncelikle içerisinde cisim olup olmadığını kon]]> Meristem Doku https://www.doku.gen.tr/meristem-doku.html Fri, 07 Dec 2018 17:34:25 +0000 Meristem Doku, Meristem doku sürekli bölünebilme özelliğine sahip olduğu için bitkilerin büyüme bölgelerinde bulunur. Ve bitkilerin büyümesinde önemli rol oynar. Meristem dokuda bulunan hücreler her bölündüğünde farklı dok Meristem Doku, Meristem doku sürekli bölünebilme özelliğine sahip olduğu için bitkilerin büyüme bölgelerinde bulunur. Ve bitkilerin büyümesinde önemli rol oynar. Meristem dokuda bulunan hücreler her bölündüğünde farklı dokular oluşturur. Oluşan farklı dokularda organları oluşturur. Bu şekil bölünerek bitki gelişir ve büyür. Meristem dokular bitkinin enine ve boyuna büyümesini sağlar. Meristem dokunun bölünerek çoğalmasında oluşan bitkiler bol sitoplazmalı, ince çeperli, büyük çekirdekli ve hücreler arası boşluk olmayan kofulsuz veya çok az kofullu hücrelere sahiptir. 

          Meristem doku yaşamı boyunca bölünme özelliğine sahip olan bir doku türüdür. Canlıların büyüyüp çoğalması için önemli bir dokudur. Meristem doku aynı zamanda canlının sağlıklı gelişmesini de sağlar. Her bölünen hücre yeni bir yapıya sahip olur. Buda meristem doku sayesinde farklı bitkilerin oluşmasına sebep olur. Meristem doku mitoz bölünme yaparak canlı oldukları sürece yeni hücrelerin çoğalmasına sebep olur. Meristem doku bulunduğu yere ve kökene bağlı olarak ikiye ayrılır. 

          Meristem doku bulunduğu yere göre uç meristem doku ve yanal meristem doku olmak üzere ikiye ayrılır. Aynı zamanda apikal meristem ve lateral meristem de denir. 

          Uç meristem: Bitkinin kök ve gövdenin büyüme noktasında bulunur. Ve bitkinin boyuna büyümesini sağlar. 

          Yanal meristem: Kök ve gövdenin yapısında bulunur ve bitkinin enine büyümesini sağlar. Bitki enine büyüdüğü için aynı zamanda kalınlaşma da görülür. Meristem doku kökenine göre de birincil meristem ve ikincil meristem olmak üzere ikiye ayrılır. 

          Meristem Doku
          Birincil meristem: Embriyonik dönemden beri bölünme özelliğini kaybetmemiş olan dokulardır. Birincil meristem bitkinin kök ve uçlarında bulunur. Birincil meristem bölünme özelliğini yaşam boyu devam ettirir. 

          İkincil meristem: Bölünme yeteneğini kaybetmiş ve parankima hücrelerinin sonradan bölünme yeteneği kazanması ile meydana gelir. Mantar ikincil meristeme örnek olarak verilebilir. İkincil meristem her zaman değişmez dokulardan oluşur. 

          ]]>
          Doku Kanseri https://www.doku.gen.tr/doku-kanseri.html Sat, 08 Dec 2018 00:31:23 +0000 Doku kanseri, Tıbbi ismi sarkom olan doku kanseri Yunanca ''etin büyümesi'' manasına gelen bir sözcükten gelmektedir. Diğer bir ismi de yumuşak doku kanseridir. Bu yumuşak doku sarkomları, kişinin bedenindeki yumuşak dokulard Doku kanseri, Tıbbi ismi sarkom olan doku kanseri Yunanca ''etin büyümesi'' manasına gelen bir sözcükten gelmektedir. Diğer bir ismi de yumuşak doku kanseridir. Bu yumuşak doku sarkomları, kişinin bedenindeki yumuşak dokularda görülen kanserli tümörlerdir. Yumuşak dokular olarak adlandırdığımız dokular bedende yer alan diğer yapıları birbirine bağlamaktadır. Sarkomalar, kemik yapılarında ve kıkırdaklarda, kas yapılarında, tendonlarda, yumuşak bağ dokusunda, destekleyici özelliği bulunan bazı dokularda, akciğer kalp, merkezi sinir sistemi ve kan damarlarının dış tabakasında görülebilmektedir.

          Diğer bir ismi de sarkom olan doku kanseri Yunanca ''etin büyümesi '' anlamına gelen sözcükten gelmiştir. Tam adı yumuşak doku kanseridir.  Bu yumuşak doku sarkomları, kişinin bedenindeki yumuşak dokularda görülen kanserli tümörlerdir. Yumuşak dokular dediğimiz dokular bedendeki diğer yapıları birbirine bağlar, bu yapıları destekler ve çevreler. Sarkomalar, kemiklerde ve kıkırdak yapılarında, kaslarda, tendonlarda, yağ gibi dokuları saran yumuşak bağ dokusunda, destekleyici bazı dokularda, akciğerin dış yüzeyinde, kalbin ve merkezi sinir sisteminin dış tabakasında görülebilmektedir. Sarkomlarda katı, üç boyutlu ve kötü huylu olan tümörlerin en nadir görülen ve ölümcül olanlarındandır.

          Yumuşak doku sarkomları pek yaygın görülen bir tümör değildir. Erkek bireylerde bayanlara oranla daha fazla görülmektedir. Kimi zamanda çocuklarda ve ergenlerde gözlenmektedir. Çeşitli türleri mevcut olsa da benzer özellik ve semptomları mevcuttur. Tedavi uygulaması genel olarak cerrahi müdahale, radyoterapi ya da kemoterapi uygulamasıdır.

          Yumuşak Doku Kanseri(Sarkoma) Belirtileri
          • Yumuşak doku kanserinin ilk belirtisi zayıflayan kemiklerdir. Hatta bu kemikler bazen o kadar zayıflar ki kırılacak aşamaya gelir.
          • Eklem yerlerinde şişkinliklerin oluşması ve hassaslaşması,
          • Kendini yorgun hissetme hali,
          • Atel yükselmesi,
          • Kiloda belirgin bir azalışın gözlenmesi,
          • Son olarak da kansızlığın oluşmasıdır.
          Doku Kanseri
          Yumuşak doku sarkomları vücudun pek çok bölgesinde görülebilmektedir. Fakat genel olarak kollar, bacaklar, eller ve ayaklarda sıklıkla görülmektedir. Göğüs, sırt bölgesi, kalça, omuzlar ve de karın bölgesinde de görülebilmektedir. Nadiren baş bölgesinde ve omuzlarda da rastlanabilmektedir. Bu rahatsızlık ilk evre dönemlerinde pek belirti göstermezken ilerleyen aşamalarda belirtiler ortaya çıkmaktadır. Bu kanserli tümör yumuşak dokuda büyüme gösterdikçe, şişkin bir dokuya veya yumrulara neden olabilir. Ardından sinirler ve kaslar üzerinde baskı yaparsa ağrı oluşumu da gözlenir.
          ]]>
          Doku Bilimi https://www.doku.gen.tr/doku-bilimi.html Sat, 08 Dec 2018 14:25:54 +0000 Doku Bilimi, Doku bilimi Latince kökenli Histoloji kelimesinin Türkçeye çevrilmiş halidir. Canlı hayvan ve bitki hücre dokularının oluşumu ve yapısını kendine özgü işlemleri ile ilgili olarak inceleyen araştıran bilim dalın Doku Bilimi, Doku bilimi Latince kökenli Histoloji kelimesinin Türkçeye çevrilmiş halidir. Canlı hayvan ve bitki hücre dokularının oluşumu ve yapısını kendine özgü işlemleri ile ilgili olarak inceleyen araştıran bilim dalına verilen isimdir. Doku Bilim dalında temel hedef hücreler ve diğer biyolojik canlı organizma arasında gelişen yapım aşamalarının düzenli bir şekilde işleyişini takip etmektir. Bir diğer adı mikroskobik anatomi olan bilim dalında dokular ile ilgili araştırma yapmak için doku incelemesi cerrahi biyopsi ile elde edilir.

          Doku Bilimi Tarihsel Gelişimi

          Dokularla ilgili ilk bilimsel araştırma yapan Malpighi Schieiden, Leuven Hook ve Schwan isimli bilim adamlarıdır. Doku biliminin gelişimi mikroskobun icadı ile gelişim göstermiştir. Hücre şekilleri, hücrenin diğer elemanları, hücreler arası bağlantılar ve hücre ile diğer organizasyonlar arasında ki bağlantılar mikroskobun icadı ile gözlemlenmeye başlamıştır.

          Modern anlamda histolojinin ilk gelişimi 1830 yılında Alman bilim adamı Schwan tarafından ortaya atılan "Hayvan ve Bitki hücrelerinin nüve kısmı, hücrenin en önemli ve en basit bölümüdür. "Teorisi doku biliminde çığır açan gelişmedir''. İlerleyen yıllarda mikroskop ve diğer teknik cihazlar kullanılarak doku alınması ile hücre organizmasının bazı temel özellikleri tanımlanmıştır.

          Doku Bilimi Çalışma Prensipleri;
          • Histoloji, araştırdığı dokuyu, vücutta mevcut haline yakın bir şekilde incelemek zorundadır.
          • Olası yanlışlıklara izin verilmemelidir.
          • Dokunun incelenmesinde gerçeklerden uzak karar verilmemelidir,
          • Doku çalışmalarında kullanılan numuneler, incelenebilmesi için parçalama, parçanın düzgün kesit haline getirilmesi, parçanın dondurulması, tespit edilmesi, boyanması, cam lamel üzerine alınması vb. gibi çeşitli biyokimyasal işlemlerden geçirilebilir,
          • Çalışma esnasında parçanın kalınlığı dokunun aslını bozmayacak şekilde kalın, ışığı geçirecek şekilde ince olmalıdır,
          • Doku kesiminde kullanılan aletler özel mikrotom aletler olmalıdır.
          Çalışan hücrelerin incelenmesi nasıldır

          Hücreyi iki şekilde incelemek mümkündür, bunlardan ilkinde hücre çalıştığı yerde inceleme işlemi yapılır, bu işlem bir takım zorlukları beraberinde getirir. Zorluklar çalışan vücut üzerinde cihazların kullanılması belirli bölge aneztezileri gibi hastayı yoran sıkıntılı doku analiz işlemidir. Bu nedenle ikinci olarak çalışan canlı dokunun yerinden alınarak canlılığını kaybetmeden labaratuvar ortamında ısı, nem ve hijyen kurallarına uyularak yapılan doku inceleme işlemidir. Bu işlemin gerçekleştirilmesinde gerek mikrotom cihazların etkin kullanılması, gerekse hastanın konforu açısından oldukça başarılı bir doku inceleme işlemidir.

          Organ ve diğer doku numuneleri

          Vücudun bütün organlarından alınmış olan doku örnekleri labaratuvar ortamında üretilip çoğaltılarak, saf hücreler haline getirilmiştir, bu hücreler belli tip hücreler ile bir araya getirilerek çeşitli tespitler de bulunulmuştur, incelemeler sonucunda hücrelerin dış Dünya'da meydana gelen hastalık ve diğer gelişmelere ne gibi tepki verdiği, hasta hücrenin ne şekilde iyileştirilebildiği gibi sonuçlar elde edilmiştir.

          Doku Bilimi
          Dokuların yayılarak incelenmesi

          Vücuttan alınan kan ve diğer sıvıların incelenmesinde lamel üzerine yayılan kültür, incelenmek üzerine gelişmiş mikroskoplar aracılığı ile incelenir, bu işleme yayma işlemi denir. 

          İncelenmek üzere alınacak numuneler
          • Alınacak dokuyu tespit edecek madde dokunun özelliğini bozmamalıdır,
          • Dokunun aktif görüntüsü devam etmelidir,
          • Numune hücre boyama da kullanılan maddeler, hücre duvarlarını ayırt edecek biçimde olmalıdır,
          Do]]> Ayak Bileği Yumuşak Doku Zedelenmesi https://www.doku.gen.tr/ayak-bilegi-yumusak-doku-zedelenmesi.html Sun, 09 Dec 2018 03:14:02 +0000 Ayak Bileği Yumuşak Doku Zedelenmesi, tendonların, kasların, kıkırdak dokuların yaralanması ile olur. Ayak bileğini burkma, ayak bileğini zorlama, ayak bileğinde ezilme, morarma veya yırtılma olaylarının hepsi ayak bileği yumu Ayak Bileği Yumuşak Doku Zedelenmesi, tendonların, kasların, kıkırdak dokuların yaralanması ile olur. Ayak bileğini burkma, ayak bileğini zorlama, ayak bileğinde ezilme, morarma veya yırtılma olaylarının hepsi ayak bileği yumuşak doku zedelenmesine girer.

          Ayak Bileği Yumuşak Doku Zedelenmesi Belirtileri:
          • Ağrı
          • Şişme
          • Hareketlerin kısıtlanması
          • Sertleşme
          • Tutukluk
          Bu belirtiler yukarıda saydığımız ayak bileğinde yaşanan olaylardan ötürü değişkenlik gösterebilir. Ayaktaki yumuşak dokunun uğradığı zarara göre sınıflandırabiliriz. Bu sınıflandırma şu şekilde olur:
          • Hafif zedelenmeler
          • Orta şiddetli zedelenmeler
          • Şiddetli zedelenmeler
          Hafif zedelenmeler de genelde lif yırtıklarından oluşur. Belirtileri şişlik ve ağrılardır. Fakat kuvvet kaybı görülmez. Hareket etmekte güçlük çekilmez. Fakat yine dinlenmek gerekir. Ayağınızı zorlarsanız daha kötü sonuçlar doğurabilir. Orta şiddetli zedelenmeler de ise yırtık sayısı fazladır. Ağrılar ve şişlik daha fazla olur. Hareket etmekte güçlük çekebilirsiniz. Şiddetli zedelenmelerde de ayaktaki yumuşak doku tamamen yırtılmış olabilir. Bu durumlarda dinlenmek yetmez. Genelde cerrahi müdahale gerekir.

          Ayak Bileği Yumuşak Doku Zedelenmesi
          Ayak Bileği Yumuşak Doku Zedelenmesinin Nedenleri:
          • Dış veya Dolaylı Etken
          • Direkt Etken
          Dolaylı etkenler genelde ağır cisimlerin veya kesici cisimler vücutta travmaya yol açabilir. Direkt etkenler ise spor yaralanmaları, aşırı kilo alınması, motorlu araç kazaları, yüksekten düşme gibi nedenler ile oluşur. 

          Ayak Bileği Yumuşak Doku Zedelenmesi tedavisi ameliyat gerektirecek durum olmadığı sürece en geç üç haftada iyileşir. Bu tedavinin en güzel yolu güzelce dinlenmektir. Tedavilerden bazıları şunlardır: Dinlenin, şişen veya ağrıyan bölgeye buz uygulayın, ağrılarınız için ağrı kesici kullanın, ayağınızı yüksekte tutun.
          ]]>